Blok, geleceği yeniden kurmaya dönük bir oluşum

Blok, geleceği yeniden kurmaya dönük bir oluşum

Emek Özgürlük ve Demokrasi Bloku'nun sistem partileri karşısında gerçek seçenek olduğunu söyleyen blokun İstanbul 3. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Abdullah Levent Tüzel, blokun sadece Türkiye solu açısından değil, insanca yaşam isteyen başta Kürtler olmak üzere Türkiye'de yaşayan bütün mi

SAFİYE ALAĞAŞ / SERKAN DEMİREL


Emek Özgürlük ve Demokrasi Bloku'nun İstanbul 3. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı olan Abdullah Levent Tüzel, bloğun neden oluşturulduğu, emekçilerin ve halkın neden bu bloka oy vermesi gerektiğini DİHA'ya verdiği röportajda anlattı. Sistem partileri olan AKP, CHP ve MHP karşısında oluşturdukları blok ile halkın gerçek seçeneğini oluşturduklarını söyleyen Tüzel, "Bugün kapitalist düzenin, egemen anlayışın Türkiye'nin sorunlarını sömürü ve şiddetle çözen bir iktidarın karşısında halkın gücünü birleştireceklerini" belirtti. Tüzel, Kürtleri, Alevileri, emekçileri, kadınları iş alanında, eğitim alanında Türkiye'de demokrasi ve laik, bilimsel özerklik isteyen bütün ilerici güçleri kapsayan büyük bir blok oluşturduklarının altını çizdi. Blokun, "sadece Türkiye solu açısından değil, Türkiye'nin işçileri, emekçileri, ezilenleri, insanca yaşam isteyen, demokratik özgür anadili ile eşit haklara dayalı, kendi siyasi temsilcilerini parlamentoda görmek isteyen başta Kürtler olmak üzere bütün milletlerin Türkiye halkının geleceğini yeniden kurmaya dönük bir oluşum olarak görmek gerektiğinin" altını çizen Tüzel, sadece seçimlerde değil, seçimlerden sonra da güçlü bir siyasi birliğin temellerinin oluştuğunun ifade etti.

'TAKSİM ALANI 1977'DEN SONRA BİR SİMGE HALİNE GELDİ'

Taksim alanının özellikle 1 Mayıs 1977 katliamından sonra simge haline geldiğine dikkat çeken Tüzel, "Orada işçilerin kendilerini göstermesi, özellikle birlik, dayanışma ve mücadele günlerini kutlaması, uzun bir direniş sonucunda gerçekleşti. Gösterilerle orada verilen kayıplarla böyle bir hak kazanım elde edildi" dedi. Yıllardır verilen mücadele sonucu 1 Mayıs'ın Taksim alanında kutlanmasına izin verildiğine işaret eden Tüzel, "Şimdi onların yapmak istediği gelsinler gösterilerini yapsınlar, konuşmalarını yapsınlar, sessizce çekip gitsinler. Oysa halk Newroz'dan sonra özellikle Kürt özgürlük hareketi Kürt direnişçileri sokaklarda" diye konuştu.

'EMEKÇİLERİN SÖZÜNÜN GEÇTİĞİ BİR TÜRKİYE'

Vaatlerinin olduğunu ancak 'vaatçi' bir siyaset yapmadıklarını söyleyen Tüzel hedeflerinin, emekçilerin egemen olduğu, parlamentoda temsilcilerinin olduğu, ama sadece parlamentoda değil, hayatın her alanında emekçi sınıfların sözünün geçtiği bir Türkiye oluşturmak olduğunu dile getirdi. 3 buçuk milyar doların bir çırpıda, helikopter ihalesine ayrılmasını örnek gösteren Tüzel, şunları söyledi: "Savaşa dair silahlanmaya bütçe ayrılmasına son verilmelidir. Bu bütçe başta eğitim ve sağlık alanı olmak üzere sosyal güvenlik alanına aktarılmalıdır. Ayrıca emeğe, demokrasi ve özgürlüklere dair taleplerle, gerçekten laik bir ülke yaratılması sağlanmalıdır."

Tüzel insanların inanç ve dini ibadet hakkına devlet eliyle ya da devleti elinde tutulan güçler yoluyla müdahale edilmesine de son verilmesi gerektiğini dile getirdi.

'AKP KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİNİ BASTIRMAK İÇİN İMAMLARI HAREKETE GEÇİRDİ'

AKP'nin Kürt özgürlük hareketini bastırmak için kendi çevresindeki imamlarını, kadrolarını harekete geçirdiğine vurgu yapan Tüzel, şu değerlendirmede bulundu: "Bu açıkça devletin dini ele geçirmesi ve din güçleri eliyle halkı kuşatması demektir. Laik bir düzende bu olmaz." Tüzel, Türkiye'yi emek, demokrasi ve özgürlük yürüyüşü ile bir halk birlikteliğiyle adım adım hareket ederek, savunduklarını ifade etti.

'TEK SEÇENEK EMEK, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK BLOKU"

AKP, CHP ve MHP'nin 2011 seçim programlarına bakıldığında bu programların mevcut düzenin devam etmesine dair olduğunu dile getiren Tüzel, bunun yoksulluğun, çözümsüzlüğün, savaşın ve şiddetin devam etmesi anlamına geldiğine söyledi. Bunun karşısında tek seçeneğin Emek Özgürlük ve Demokrasi Bloku'nun adayları olduğuna dikkat çeken Tüzel, demokratik özerkliği hayatın her alanında egemen kılmak için tek seçeneğin blok ve blok güçlerinin desteklediği adaylar olduğunu ifade etti.

'ORTAK YAŞAM İÇİN ÖNCELİKLE KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMELİ'

Türkiye'nin çözülmesi gereken en acil sorunun Kürt sorunu olduğunun altını çizen Tüzel, bugün barış isteyen Kürtlerin üzerine silahla, şiddetle gidildiğini belirtti. Seçim sürecinin bu şekilde daha sancılı ve kaotik hale geldiğini ve hükümetin burada sorumluluğunun çok açık olduğuna dikkat çeken Tüzel, "Böyle bir döneme gidildiği görüldüğünde, elbette barışı bir an önce kazanmak Türkiye halklarının ortak yaşamı için öncelikle Kürt sorununa çözüm bulmak önemli" dedi. İşsizlik, yoksulluk, sosyal güvencesizlik ve emekçilerin ekonomik hayatına dair taleplerin bütün Türkiye'nin meselesi olduğunu belirten Tüzel, öncelikli olarak savaşın, akan kanın ve gözyaşlarının durmasının ülkenin en acil meselesi olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin hem uluslararası ilişkiler hem de Türkiye'deki gelişmeler boyutuyla tehlikeli bir gidişatın içine sürüklendiğine dikkat çeken Tüzel, bu tehlike karşısında umudun da var olduğunu, çünkü Türkiye'de yaşayan halkların çözüm istediğini dile getirdi. Tüzel, Türkiye'nin yeni bir sayfaya doğru yol aldığını, güçlerini doğru kullanmanın hem parlamento hem de halk için önemli olacağını sözlerine ekledi. (İstanbul/DİHA)

www.evrensel.net