İş, barış ve özgürlük için birleşelim

İş, barış ve özgürlük için birleşelim

Emek Partisi İstanbul İl Örgütü’nün çağrısıyla bir araya işçiler, “Gerçek barış nasıl sağlanır?” sorusunu tartıştı. Farklı bölgelerden ve işkollarından yüzlerce işçinin katıldığı forumda alınan kararlar, sonuç bildirgesiyle kamuoyuna duyuruldu. Sonuç bildirgesinde iş, barış, ö

Yaklaşık bir aydır bulundukları bölgelerde bu tartışmayı yürüten işçiler, önceki gün düzenlenen forumda taleplerini ve mücadelelerini birleştirdi. Ortadoğu ve ülkemizde yaşananları kendi sınıf pencerelerinden değerlendiren işçiler, ortaklaştırdıkları kararları sonuç bildirgesi haline getirdi.

Bildirgede başta İstanbul olmak üzere Türkiye’deki bütün işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere, özgürlük ve hak eşitliği isteyen Kürtlere, inanç özgürlüğü ve laisizm talep eden Alevilere, bilim insanlarına, sanatçılara, aydınlara iş barış özgürlük mücadelesine omuz verme çağrısı yapıldı. Bildirgede İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’ın önemine dikkat çekildi.

SINIF KARDEŞLİĞİNİN YERİNİ ÖN YARGILAR ALDI

Bildirgede Türkiye’de onlarca yıldır akan kardeş kanının durmasından ve Kürt halkının taleplerinin kayıtsız koşulsuz kabul edilmesinden yana olunmasına karşın bu yolda güçlü, kitlesel ve etkili bir mücadele sürdürülemediği dile getirildi. Bunun yanı sıra devletin ırkçı, tekçi ve yok sayıcı politikalarının işçileri olumsuz etkilediği dile getirilen bildirgede, giderek Türk ve Kürt işçiler arasında sınıf kardeşliğinin yerini, ön yargıların aldığına dikkat çekildi. Bildirgede “Bu ön yargılar patronların kışkırtmalarıyla birlikte güçlerimizin bölünmesine, mücadelemizin zayıflamasına ve birçok ekonomik, sosyal, demokratik hak ve kazanımlarımızın bir bir elimizden alınmasına neden oldu” dendi.

GÖRÜŞMELERİN BAŞLAMASI OLUMLU

Akan kanın durması ve barışın sağlanması için tarafların görüşmelere başlamasının olumlu bulunduğu bildirgede, Newroz’da da kadın-erkek, genç, yaşlı milyonlarca Kürt emekçinin bir kez daha barıştan yana olduğunu haykırdığı, devletten ve hükümetten, hak ve özgürlük taleplerinin kabul edilmesini istediği hatırlatıldı. Bildirgede şu ifadelere yer verildi: “Biz işçiler olarak kardeşlerimizin bu mücadelesini destekliyor, akan kanın durması ve gerçek bir barışın sağlanması için Kürt halkının demokratik hak ve özgürlüklerinin kabul edilmesi ve anayasal güvenceye alınmasını istiyoruz.”


SENDİKALARA ÇAĞRI YAPILDI

İşçilerin bu mücadeleyi yükseltme kararlılığında olduğu belirtilen sonuç bildirgesinde “Bu mücadelenin işaret fişeğini, işçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs arifesinde verdik. Hazırlanırken ve sonrasında da, işyerlerimizde, sanayi havzalarında, oturduğumuz semtlerde işçi arkadaşlarımıza, eş ve çocuklarına bu gerçekleri anlatıp gücümüzü birleştirip yaygınlaşması için üzerimize düşeni kararlılıkla yapacağız” denildi. Sendikaların bu anlayışla hareket etmesi gerektiği ifade edilen bildirgede, sendika yöneticilerine sorumluluk alma ve bu sorumlulukların gereğini yapma çağrısı yapıldı.

MHP, CHP ve benzeri partilerin emekçiler bölen ve düşmanlaştıran söylemler yerine birliğin, kardeşliğin ve çözümün dilini kullanması istenen bildirgede, “Başbakan, bakanlar ve diğer yetkililerin de, Kürtleri kışkırtan, küçümseyen, üslup ve açıklamaları bir yana bırakıp Kürt halkının taleplerini karşılayıp çözüm dili kullanmalıdırlar” dendi.


TOPÇU: CESUR OLMALIYIZ

‘İş, Barış ve Özgürlük İçin Birleşelim’ forumunun kapanış konuşmasını TÜMTİS eski Genel Başkanı ve Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Topçu yaptı.

Forum boyunca söz alan işçilerin hem barış hem de yaşadıkları sorunlarla ilgili önemli konulara değindiklerine dikkat çeken Topçu,  önümüzdeki sürecin çok önemli olduğunu dile getirdi. Bugüne kadar hiçbir patronun veya milletvekili çocuğunun savaşta ölmediğini vurgulayan Topçu, “Onların çocukları ölmedi çünkü paralı askerlik yaptı onlar. 30 bin kişi öldü. Ölenlerin hepsi halkın çocuklarıydı. Halkın çocukları savaşırken onlar rantını yediler. Bu yüzden barışa ençok halkın ihtiyacı var, o yüzden barışın sesini en çok biz yükseltmeliyiz. Fabrikalarda, mahallelerde, evlerde halka bunları anlatmalıyız” diye konuştu. Barıştan başka çözüm yolu olmadığını söyleyen Topçu, “Barışı her işçi, emekçi, devrimci savunmak zorunda. Ulusalcılardan, bu süreçte utangaç davrananlardan, milliyetçilerden daha cesur olmalıyız. Barışı cesurca savunmalıyız” diye konuştu. Gerçek barışın, halkların kardeşliğinin, Türk ve Kürt işçi ve emekçileriyle geleceğini, bu yüzden tüm milliyetlerden ve inançlardan işçi ve emekçilerin barış için mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Topçu, süreçte herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini ifade etti.


KÜRT İSTEYİNCE TERÖRİST OLUYOR

Tekstil İşçisi Melek Sönmez: Hey Tekstil'de haklarımız verilmeden fabrika kapanınca aylarca direndik. Mücadelemizi hâlâ sürdürüyoruz. Yıllardır Kürt kardeşlerimle birlikte çalışıyorum. Aynı fabrikada bana 50 lira zam yapılıyor, aynı işi yapan başka birine 200 lira yapılıyor. Ben gidip itiraz ediyorum. Aynı şeyi Kürt işçi yapınca terörist oluyor. Bunun için barışı savunmalıyız. Orduluyum, oralarda kimse sorunun gerçek nedenini bilmiyor. Bilenler konuşmaya korkuyor. Gerçekleri halka anlatmaktan korkmamalıyız.   

PATRONLAR HEP SAVAŞI KULLANDI

İsmaco Direnişçisi Fikriye Akgül: 109 gündür direnişteyim. Sendikalı olduktan sonra, sendikalı olmadan önce, işten atıldıktan sonra patron bizi bölmek için hep Kürt sorununu kullandı. Çatışmalı dönemde her asker cenazesi geldiğinde, Türk işçileri, Kürt ve Alevi işçilere karşı kışkırtırdı. İşten atılınca da terörist dediler. Her zaman Kürt sorununu bize karşı kullandılar. Hiçbir patron ‘barış gelsin’ demiyor. Bu yüzden işçiler barış için mücadele etmeli.


ANAYASA TALEPLERİ

Sonuç bildirgesinde işçilerin Anayasa’da yer almasını istediği talepler sıralandı:

KÜRT SORUNU ÇÖZÜLSÜN

1) Kürt sorununun eşit haklar temelinde çözümünü esas almalıdır. Anadilde eğitim alma hakkının güvenceye alınmasını ve kendi kendilerini yönetmeleri sağlanmalıdır. Türk halkının sahip olduğu bütün haklar Kürt halkına da sağlanmalıdır. 2) Otuz yıldır süren savaşta 400 milyar dolar harcandı. Bizden alınan vergilerin savaşta değil, sağlıkta, eğitimde, halka hizmette kullanılmasını talep ediyoruz.

GERÇEK LAİKLİK

3) Devletin dine, dinin devlete karışmadığı gerçek bir laisizmi sağlanmalıdır. Devlet, tüm inançlar karşısında tarafsız olmalı eşit yaklaşmalı, bu çerçevede Aleviler başta olmak üzere bütün herkes için, gerçek bir vicdan ve inanç özgürlüğü sağlanmalıdır.

HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

4) Basın ve ifade özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalıdır. İsteyen herkesin siyaset yapma hakkı sağlamalı, seçim barajı kaldırmalı, Terörle Mücadele Yasası, Özel Yetkili Mahkemeler kapatılmalı, koruculuk gibi olağan olmayan kurumların oluşturulmasına izin vermemelidir.   5) İşçi sınıfı ve emekçilerin serbestçe sendikalaşma, grev (dayanışma grevi, siyasi grev, genel grev) ve TİS hakkının güvenceye alınması demokratik bir anayasa için olmazsa olmazdır.

PARASIZ EĞİTİM PARASIZ SAĞLIK

6) Her vatandaşa prime bağlı olmadan sosyal güvenlik, emeklilik, parasız sağlık ve eğitim ve barınma haklarının tanınması devletin temel sorumlulukları arasında saymalıdır. (İstanbul/EVRENSEL)


www.evrensel.net