Türkiye'de iz bırakan gelişmeler dönemi

Türkiye'de iz bırakan gelişmeler dönemi
Türkiye'de iz bırakan gelişmeler dönemi

Fotoğraf: MA

27 Mayıs askeri darbesinin niteliği, Türkiye siyasal hayatı içinde önemli tartışmalara neden olmuştur ve ortaya çıkan çeşitli güncel vesilelerle de bu tartışmalar yer yer sürmektedir. Menderes döneminin, Türkiye’nin ABD’ye bağımlılığını derinleştiren bir dönem olmuş ve DP’nin iktidarını sürdü

Fatih Polat

27 Mayıs askeri darbesinin niteliği, Türkiye siyasal hayatı içinde önemli tartışmalara neden olmuştur ve ortaya çıkan çeşitli güncel vesilelerle de bu tartışmalar yer yer sürmektedir. Menderes döneminin, Türkiye’nin ABD’ye bağımlılığını derinleştiren bir dönem olmuş ve DP’nin iktidarını sürdürmek için uyguladığı baskılar karşında yaygınlaşan tepkiler (27 Mayıs’a öncülük eden subaylara, müdahalede bulunurken) 12 Mart ve 12 Eylül ile kıyaslandığında avantajlı bir toplumsal zemin de sağlamıştır. Türkiye’de “çağdaşlaşmaya öncülük” iddiasını elden bırakmayan asker ve sivil bürokrasi; Menderes iktidarı döneminde yitirdiği konumunu, yine Menderes yönetiminin, önemli toplumsal tepkilere yol açan baskı politikalarını gerekçe göstererek yakalamıştır.

Darbeci subaylar içinde ise, Irak ve Mısır gibi ülkelerde darbe yapan sol milliyetçi subaylardan etkilenmiş olanlar mevcut olsa da, önemli bir kesimi ABD’de askeri eğitim görmüştür. Bunlardan biri de daha sonra Türkiye’de kontrgerilla eylemleriyle ideolojik ve organik olarak birleşen çizginin lideri olarak karşımıza çıkan Alparslan Türkeş, radyodan 27 Mayıs bildirisini okuyan kişidir. Bildiride NATO’ya bağlılığa vurgu yapılması, ABD’yle ilişkilerde değişme olmayacağını gösteriyordu.

27 Mayıs’ın ardından yapılan 1961 Anayasası, Menderes döneminde baskı altında tutulan özgürlüklerin önünü açan bir niteliğe sahipti. Bu açıdan bakıldığında, 1960 darbesinin; toplumsal beklentileri de içererek sistemi yeniden yapılandırma hamlesi olarak görmek mümkündür.

1960 sürecini farklı kılan ise, süreç sonradaki gelişmeler olmuştur. Bunlardan biri Türkiye İşçi Partisi deneyimi; bir diğeri ise, devrimci gençlik hareketi olarak başlayan ve Türkiye siyasal hayatının ondan sonraki dönemine kaynaklık eden devrimci siyasal harekettir. Bir diğer hareket ise, “Sol-Kemalizm” diye tarif edebileceğimiz akım oluşturdu.

TİP DENEYİMİ

Türkiye İşçi Partisi, 13 Şubat 1961’de, ‘61 Anayasasının getirdiği görece demokratik ortamda, aralarında Kemal Türkler’in de olduğu 12 sendikacı’nın İstanbul Valiliğine verdikleri bildiriyle kurulmuştur. 1962 yılında kurucular; işçi sınıfı ile aydınları buluşturma hedefiyle ve yaşadıkları tıkanıklığı aşmak için, aydınları partiye çağırdılar. Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Adnan Cemgil, Nazife Cemgil, Cemal Hakkı Selek, Yunus Koçak, Fethi Naci ve daha birçok aydın partiye üye oldular. Kurucu genel başkanı sendikacı olan Avni Erakalın’dı. Kurucular, Doç. Dr. Mehmet Ali Aybar’a genel başkanlık önerdiler. Böylece Mehmet Ali Aybar genel başkan oldu. TİP’in görüşleri basında “Vatan” ve “Öncü” gazetelerinde destek buldu. Parti 1963 yerel seçiminde, 9 ilde 36.000 oy aldı.

1964 senato yenileme seçimlerine Yüksek Seçim Kurulu kararıyla katılamadı. Diğer partilere yapılan Hazine yardımı TİP’e yapılmadı. Yani bugün, Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun yaşadığı sıkıntıların bazılarını o dönemde TİP yaşamıştı. Ya da, Meclis’te grup kurabilmiş olmasına rağmen BDP’ye hazine yardımı yapılmadığı gibi, o dönemde de TİP’e hazine yardımı yapılmamıştı. TİP, 1965 seçimlerinde, 54 ilde, %3 oy alarak TBMM’ye 15 milletvekili göndermeyi başardı. Kendisini sosyalist olarak tanımlayan TİP’in, ‘reformcu’ bir temelde siyaset geliştirdiğini, taleplerini ve mücadelesini de bu temel üzerinden gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. TİP, 1966 Senato kısmi seçimlerinde de bir senatörlük sağlayarak (Fatma Hikmet İşmen) TBMM grubunu 16 üyeye çıkarmıştır. Meclis’te saldırıya uğrayan Çetin Altan’ın da aralarında olduğu bu milletvekilleri, Türkiye’de ‘temsili demokrasinin’ gelişimi açısından, öncesine kıyasla bir fark oluşturdular. Bunun üzerine, bugün BDP’nin başına gelenlerinin benzerleriyle (elbette aynısıyla değil ama bir kısmıyla) yüz yüze kalmış olan TİP, seçim barajı gibi uygulamalarla engellenmeye çalışılmıştır. 12 Mart 1971 muhtırasının ardından kapatılan TİP’in liderleri tutuklanmış ve 15 yıla varan hapis cezaları almıştır. TİP’in, devrimci gençlik muhalefetine karşı tavrı ise, tipik parlamenterist refleksin sınırlarını aşmamıştır.

SOL CUNTACILIK

Doğan Avcıoğlu’nun kurucusu ve sahibi olduğu YÖN dergisi, ‘bağımsızlıkçı’ ve ‘sosyalist’ söylemler kullansa da, orduyu sınıflar üstü kavrayışı ve devrimci bir ittifak gücü saymasıyla, bugün dahi etkisi süren bir iz bıraktı. 20 Aralık 1961’de yayın hayatına başlayan ve 1967 yılına kadar yayın hayatını sürdüren YÖN, 222 sayı çıktı. YÖN’ü hazırlayan etkili isimler içinde yer alan Prof. Mümtaz Soysal, bugün de benzer görüşleri savunmaktadır ve kendisini Soysal’ın daha solunda gören politik yapıların da, YÖN’den etkiler taşıdıkları görülmektedir. YÖN’ün ardından 1969 yılında “Devrim” dergisini çıkaran Avcıoğlu, ordunun rolünü şöyle tanımlıyordu: “Orduyu hakim sınıfların elinde itaatkar bir alet olarak düşünmek büyük bir hatadır… Memleketimizin Batılılaşma hamlelerinde, ordu daima ilericilerin safında yer almıştır. Bugün de ilerici kuvvetlerin anayasadan da kuvvetli teminatı ordudur.” (“Sosyalist Gerçeklik”, Yön, sayı 39, 12 Eylül 1962 Aktaran Elçin Macar)

Türkiye’de burjuva demokrasisiyle pratik bir kopuş gerçekleştirenler ise, devrimci gençlik hareketleri olarak başlayan ve ardından devrimci siyasi örgütlere dönüşen yönelimlerdir. THKO’yu kuran Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile, o dönem dünyada sosyalist bloktaki kamplaşmaları farklı yorumlayarak, farklı devrimci siyasal hareketlere kaynaklık eden İbrahim Kaypakkaya, Mahir Çayan ve arkadaşları bunların başlıcalarıydı. Toplumsal uyanışın sistem için tehdit oluşturmaya başladığının düşünülmesi üzerine ise, 12 Mart Muhtırası verildi.

Yarın: 12 Mart’tan 12 Eylül’e…

evrensel.net

İLGİLİ HABERLER

19 Ağustos 2018 18:00
Edirne'de yurt dışına çıkış yapmak için Kapıkule Sınır Kapısı'na gelen TIR'lar yaklaşık 18 kilometrelik kuyruk oluşturdu.
19 Ağustos 2018 17:14
Hatay Yayladağı’da çıkan orman yangınında yaklaşık 5 hektarlık alan zarar gördü.

Toplam Query: 31