‘Biz demokratik özerkliği inşa ediyoruz’

‘Biz demokratik özerkliği inşa ediyoruz’

Sêmalk kapısında yaptığımız kısa görüşmelerden sonra kentlerin iç güvenliğini sağlayan, polis olarak da adlandırılabilecek olan Asayiş güçleri bizi bir minibüs ile Derika Hamko’ya götürüyor. Aynı zamanda aracın şoförlüğünü yapan genç asayiş üyesi, yol boyunca bize bilgi veriyor. D

Fatih Polat / Mehmet Aslanoğlu

PETROL İÇİNDE YOKSULLUK

Suriye’nin petrol bölgesi olarak bilinen Rîmelan’da Baas rejimi, petrol işçilerini yerli olmayan Araplar’dan seçiyormuş. Kürtleri çalıştırmadığını belirten Asayiş üyesi, geçtiğimiz ay YPG’nin Rîmelan ve Girke Lige’nin denetimini ele geçirdiğini anlatıyor. Ardından dışarıdan gelen işçi ve memurlar memleketleri Şam, Halep ve Lazkiye’ye geri dönmüş. Şu an Rîmelan petrol tesisleri ve kuyularında az sayıda işçi çalışıyor.

Sêmalk’tan Derik’e doğru uzanan geniş ova adeta petrol kuyusu tarlası. “Bu bölge Rîmelan mı?” diye sorduğumuzda,  “Hayır buraya Karaçox Dağı petrolü” diyorlar. Rîmelan Derik’in ilerisinde cevabını alıyoruz. Asayiş üyesi şu an petrol kuyularının durduğunu, çalıştığı dönemde ise bu ovadan geçerken petrol kokusundan durulamadığını belirtiyor. Çevre köylülerin petrol kokusu nedeniyle çeşitli hastalıklara yakalandığını, rejimin bunun önüne geçmek için hiçbir önlem almadığını anlatıyor. Batı Kürdistan’da yönetimi ele almanın, bir halk yönetimini inşa etmenin bütün heyecanını üzerinde taşıyan genç Asayiş üyesi, PYD’nin Kürt Yüksek Konseyi’nde yüzde 50 temsil hakkı olduğunu söylüyor. Diğer yüzde 50’lik bölüm ise, Barzani çizgisindeki irili ufaklı 16 Kürt partisinin yer aldığı ENKS (Encûmena Nîştîmanî  ya kurd Sûriye) oluşturuyor.

Bu arada hatırlatalım; PYD 2003 yılında Abdullah Öcalan’ın Kürtlerin yaşadığı dört ülkede Demokratik Konfederalizm tezi çerçevesindeki örgütlenme modelini ortaya atmasından sonra kuruldu. Bu tez, dört ülkedeki Kürtlerin kendi ülkelerindeki demokratik muhalefet hareketleriyle birlikte demokratik bir ülke mücadelesi verirken, aynı zamanda kendi aralarında da ilişkilerini güçlendirmesini öngörüyor.

PYD ve YPG’nin isminde Kürt kelimesi geçmiyor oluşu da bu bağlamda anlaşılabilir. Esad rejimi, Derik’ten Serekaniye’ye kadar olan bölgede Kürtlerin bulunduğu şehir ve köylerin arasına Arap köyleri yerleştirmiş. Kürtlerin topraklarına el koyarak bir kısmını devlet malı haline getirirken, bir kısmını da bu Arap köylerine vermiş. Arap köyleri yerli yerinde duruyor. Onlar da köy meclislerini oluşturarak yönetime katılıyorlar. Ama Kürtler el konulan topraklarını geri istiyor. Görüştüğümüz bazı Kürtler Araplar’ın memleketlerine geri dönmesini isterken, Hevas Sileman adlı Derikli ise “Topraklarımızı geri vermek koşuluyla burada kalabilirler” diyor.

Derik’e vardığımızda bizi doğruca Asayiş güçlerinin bulunduğu binaya götürüyorlar. Bina daha önce BAAS rejiminin kaymakamlık binasıymış. Asayiş güçleri içinde yaşları 15-16 arasında değişen genç erken ve kadınlar da dikkatimizi çekerken, orta yaş ve üstünde gösterenlere de Asayiş görevlisi olarak burada rastlıyoruz.

Asayiş güçleri Kürt Yüksek Konseyi’ne bağlı çalışan bir tür polis teşkilatı.

Burada ikram edilen çayın ardından Derik Halk Meclisi Başkan Yardımcısı Haci Çeto ile “Ragihandin” dedikleri basın kurumuna gidiyoruz. Burası da eski bir devlet dairesiymiş ve Kürtlerin burada yönetimi ele almasının ardından bu binanın üst katı basın kurumuna tahsis edilmiş. Binanın alt katı ise Kültür Sanat Merkezi olarak kullanılıyor.

‘FEYRUZ BİZİM DE SESİMİZ’

Gerçekten de Feyruz’un “Selam olsun sana yüreğimin derinliklerinden Beyrut” diye seslendiği Li Beyrut’unu bugün Rojava için de söyleyebilirsiniz. Haci Çeto yolculuğumuz esnasındaki sohbetimiz sırasında “ulus devlete” karşı olduklarını söylüyor. Yaşadıkları süreci bir devrim süreci olarak adlandırdıklarını dile getirirken, “Bu noktaya gelinceye kadar çok emek verdik” diye ekliyor. Bu arada, akşam karanlığına rağmen sokaklarda kadın, genç, yaşlı çok sayıda insana rastlıyoruz. Bu manzara Derik’in güvenli bir bölge olduğu hissini uyandırıyor. Sonraki günlerdeki izlenimlerimiz de bunu doğruluyor.

BİR GENERALİN EVİ

Az sonra kalacağımız eve geliyoruz. Burasının daha önce Baas rejiminin istihbarat örgütü muhaberat elemanlarının kaldığı devlet lojmanları olduğunu sonradan öğrenecektik. Misafir olduğumuz evde daha önce bir general kalıyormuş. Rejim güçleri buradan çıkarılınca buraları halka tahsis etmişler. 4 katlı binanın son katında Bavê Cihat’ın evine misafir oluyoruz. Bizi ağırladıkları oda da dikkatimizi çeken şeylerden biri Bavê Cihat’ın Abdullah Öcalan ile 1993 yılında çektirdiğini söylediği fotoğraf oluyor.

‘ELEKTRİK PARASI ÖDEMİYORUZ’

Bavê Cihat, Rojava’daki yönetim biçimini anlatırken, “Biz demokratik özerkliği inşa ediyoruz. Mala Gel, Şehit Aileleri Evi, Kültür Sanat Merkezi, Asayiş, Hizmet Komitesi gibi birçok kurum kurduk.  Örneğin Mala Gel halkın kendi içinde çözemediği sorunları çözmek için kuruldu. Halkın istek ve önerilerini de iletebileceği bir kurum aynı zamanda” diyor.

“Peki elektrik ve suyu merkezi yönetim mi sağlıyor?” diye soruyoruz, şöyle yanıtlıyor: “Elektrik devletten geliyor. Devlet kurumlarıyla birlikte ortadan kalktı Derik’te. Ama yıkılmadığını, hâlâ var olduğunu ispat etmek için elektrik vermeyi kesmedi. Gerçeği söylemek gerekirse Suriye genelinde rejim hâlâ ayakta. Rejim düştü diyemeyiz. Bunun bir kanıtı olarak kesmiyor. 1.5 yıldır elektrik parası ödemiyoruz.”


Türkiye’den geldiğimizi öğrenince Bavê Cihat’a misafirliğe gelen komşusu Bavê Sozdar anlatıyor: “Babam Siirt Kürtlerinden. Çok eskiden buraya yerleşmiş. Suriye devletine askerlik yapmış. Biz Suriye okullarında okuduk.  Suriye vatandaşıyız yani. Ama 1962’de Hafız Esad iktidara gelince bizi ‘ecnebi’ ilan ederek kimliklerimizi elimizden aldı. Bir kısım Kürdün kimlikleri ise kaldı. Derik’ten Serêkaniye’ye kadar olan bölgeye Cezire bölgesi diyoruz. Bu bölgede yaşayan Kürtlerin büyük çoğunluğunun kimliklerini geri aldı Hafız Esad yönetimi. Ama örneğin Kobani ve Afrin’de daha az kişinin kimliği elinden alındı. Cezire bölgesine özenle Araplar yerleştirildi. Kürtlerin toprakları elinden alındı. Bir kısmı devlet arazisi olarak kayda geçti. Bir kısmı Cezire bölgesine yerleştirilen Araplara verildi. Araplar için köyler kuruldu. Bize ise ‘yabancı’ olduğumuza dair belge verildi. Bazı Kürtler bu belgeyi bile alamadılar. Tamamen kimliksiz ve statüsüzdüler. Örneğin ev yapmamız yasaktı, okullarda okuyabilirdik ama memur olmamız, devlet işine girmemiz mümkün değildi. Herhangi özel bir işyeri açmamız yasaktı. Kendi üzerimize kayıtlı telefon ya da araba alamazdık. Arapların, Kürtlerin içine serpiştirilmesi politikası Arap Kemeri olarak bilinir. Kürtlerin topraklarının yüzde 30-40’ına devlet el koydu. Yüzde 20’sini de köylere yerleştirilen Araplara verdi.  Şimdi Batı Kürdistan’da yeni bir durum var. Biz şimdi sonradan yerleştirilen Arapların geri gönde- rilmesini, topraklarımızın iade edilmesini istiyoruz. Cezire bölgesinin yerleşik Arapları kalmalı elbette. Burası onların da vatanı. Ama sonradan gelenler gitmeli.”


Bavê Cihat, Cezire bölgesinin Suriye’nin en verimli bölgesi olduğunu söylüyor: “Çok verimli topraklara sahip. Suriye’nin petrol bölgesi. Ama şimdiye kadar devlet tek bir inşaat, fabrika, yatırım yapmadı. Derikliler de tüm Cezireliler gibi geçimini sağlamak için Şam’a, Halep’e gittiler işçi olarak. Verimli arazilerimize devlet el koydu. Petrol kuyularında dışarıdan getirdiği Arapları çalıştırdı. Bütün zenginliğimizi Suriye’nin merkezine taşıdılar. Petrolü borularla Şam’a taşıdılar.  Oralarda petrolü işlemek için tesisler kurdular.  Suriye’nin kaynak bakımından en zengin bölgesiyiz ama en yoksulu da biziz. Bize de Suriye’nin büyük şehirlerine gidip geçici işlerde çalışmak düştü.”

Semalk sınır kapısında yardımlar ve ticaret üzerine sorduğumuz soruyu şöyle yanıtlıyor Bavê Cihat: “Sınır kapısından Barzani yönetimi sadece mazot, benzin ve sigara ticaretine izin veriyor. Bu işleri de sadece Barzani yönetimine yakın birkaç tüccar yapabiliyor. Ama onlara sorarsanız bu bir yardım! Benzinin litresini 37 Suriye lirasına getirip Batı’da 105 liraya satıyorlar. Bu işi yapanlar Nakşibendi şeyhi olan Mala Şexê Xeznewi’dir. Neçirvan Barzani’nin yakınlarıdır. Sigara ticaretini ise Mala Farisê Begiyê adlı bir Rojavalı, Azad Mirani adlı yine Barzani yakını bir kişi aracılığı ile yapıyor.”

www.evrensel.net