Zeus’un sevgilisinin anısına  Likya’nın incisi: Letoon

Zeus’un sevgilisinin anısına Likya’nın incisi: Letoon

Antik Grek Mitolojisi’nde Zeus’un sevgililerinden birisi olan ve ondan, antik çağ efsane ve mitlerine damgasını vuran müziğin, sanatların, güneşin ve şiirin tanrısı Apollon ile vahşi doğa, avcılık ve ay tanrıçası Artemis’i dünyaya getiren ünlü mitolojik karakter Leto, Anadolu topraklarına kendi adıyla anılan bir kent vas

Okay Deprem

Aradan geçen 2 milenyum sonrası; ABD’nin 18. yüzyılın son çeyreğindeki kuruluş anayasası ve kurucu ilkelerine de ilham kaynağı olduğu söylenen ünlü Likya Birliği’nin bünyesinde yer alan Letoon, aynı zamanda Fethiye’den başlayıp ta Attalia’nın (Antalya) merkezine kadar devam eden ve yüzyıllardır gezginlere bir doğa ve tarih sentezi sunan ünlü “Likya Yolu” yürüyüş rotasının da üzerinde yer alan, ana geçiş noktalarındandır. Fethiye Arkeoloji Müzesi’nin denetiminde ve yine uzun yıllardır yörenin tarihsel ve turistik açıdan en değerli ve görkemli antik kentlerinden olan Ksantos, Patara, Pınara ve Telmessos (Fethiye), Antiphellos (Kaş) ve Kalkan’ın oldukça yakınında, bir nevi ortalarında bir yerde konuşlu bulunan Letoon, İ.S. 7. yüzyılda terk edilene kadar, bilindik tüm arkeolojik ve antik devirlerde heybetinden ve öneminden fazla bir şey kaybetmeyerek misyonunu korur.

Tarihi Xanthos Nehri’nin alüvyon havzasında yer alan şehir, M. Ö. 6-7 yüzyıldan itibaren yerel Likya halkları tarafından mesken edilmeye başlamış ise de, iki asır sonrasından itibaren bölgeye gelen Yunan kolonicilerce asimile edilmeye başlanıp bir Grek şehrine dönüşür ve ardından da Roma İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde yerini alır. Yapılan kazı ve keşif çalışmaları neticesinde ele geçen kitabe, yazıt, mozaik, friz ve diğer türde kalıntıların gösterdiğine göre Letoon, bölgenin politik olduğu kadar dinsel merkezlerinden de birisi olarak uzun çağlar boyunca varlığını korudu. 2000’li yıllara değin sınırları dâhilinde Kumluova Domates Festivali’nin dahi düzenlendiği Letoon, etrafını saran muazzam dağ ve orman senfonisinin beşiğinde ancak bir yandan da sera yapılaşmasının tehdidi altında bulunuyor.

Leto kültü kente egemen hale gelmeden evvel, “Eni Mahanani” adında Likya’nın yerel bir tanrıçasının eski inanışın merkezi figürü olduğu Letoum’un (Latincesi) en göz alıcı yapılarının başında, neredeyse yan yana konumlu olan 3 tapınak gelir. Leto ve çocukları Artemis ve Apollon’a adanmış olan; 1962 senesinde ünlü arkeolog H. Metzger’in başkanlığındaki ekip tarafından keşfedilen tapınakların civarında açığa çıkartılan pek çok yazıtta Yunanca olduğu kadar Likya ve hatta Hz. İsa’nın dili olan Aramca yazılara rastlanmıştır. Likya dilinin çözümüne büyük katkı sağlamış olan bu materyaller şu anda Fethiye Müzesi’nde sergilenmektedir. Tapınakların hemen güneybatısında günümüze iyi kalabilmiş bir çeşme ile doğusunda; yöreyi Hıristiyanlaştırmak üzere, eski bir tapınağın kesme taşları kullanılarak inşa edilmiş olan bir Bizans Kilisesi bulunur. Eski cüssesi her halinden anlaşılan stoa ile Roma portikosu ise yakın zamanlara kadar bataklık ve sular altındaydı. Bir tepenin sırtına yaslı şekilde inşa edilmiş olan Hellenistik tarzdaki büyük anfi-tiyatronun sahne ve düz tarafından eser kalmamış iken, oturma sıraları ise nispeten iyi korunabilmiş ve halen bir takım etkinliklere ev sahipliği yapacak kadar dimdik ayakta. Letoon’daki arkeolojik keşiflere en güzel örnekse antik enstrümanların tasvir edildiği mozaik.

www.evrensel.net