22 Mart 2013 14:28

Gen bahçesi için mücadele, bizim için mücadeledir

Ülkemiz ve özellikle Adana, yanlış bilinenin aksine tarıma elverişli arazi varlığı bakımından fakir bir coğrafyada bulunmaktadır. Ülke yüzölçümünün sadece % 6,3’ü 1. Sınıf iken  % 8,7’si ise 2. sınıf tarım arazisi niteliğine sahiptir. Günümüzde tarım, dünya geleceğini tehdit eden k&u

Gen bahçesi için mücadele, bizim için mücadeledir

Paylaş
Hasan Akgöl

Ülkemiz ve özellikle Adana, yanlış bilinenin aksine tarıma elverişli arazi varlığı bakımından fakir bir coğrafyada bulunmaktadır. Ülke yüzölçümünün sadece % 6,3’ü 1. Sınıf iken  % 8,7’si ise 2. sınıf tarım arazisi niteliğine sahiptir. Günümüzde tarım, dünya geleceğini tehdit eden küresel ve iklimsel sorunlar nedeniyle stratejik ve hayati değer taşımaktadır. Bu durumda doğrudan milyonlarca insanın beslenmesi nasıl oluyor da riske atılmaktadır?
Çukurova arazileri kırmızı Akdeniz toprakları olup, Avrupa Toprak Bürosu raporuna göre bu topraklar korunması gereken özel ekosistem topraklarıdır. Kırmızı Akdeniz toprakları strüktürü(yapısı) iyi gelişmiş, dünyanın en iyi sebze, zeytin ve narenciye toprağı olarak bilinir.

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre yer yüzeyindeki genetik materyalin %75’nin kaybolduğu dünyamızda ileride olası her türlü iklim değişimleri, hastalık ve zararlılara karşı doğaya adaptasyonu yüksek olan bitkilerin korunması gerekiyor. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gen Bahçeleri’nde 40 yıldır akademik emekle yapılan çalışmalarla zengin bir genetik materyal elde edilmiş böylelikle olası iklimsel ve ekolojik değişimlere karşın insanlığın beslenmesi güvence altına alınmaktadır. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği, 21 ülkeden 900 farklı çeşit ve türde turunçgil gen kaynağını bulundurması özelliğiyle ABD ve İspanya’dan sonra üçüncü büyük turunçgil gen bahçesine sahiptir.
İlgili Resmi Kurumların yaptığı bir toplantıda alınan kararla Adana’ya kurulmak istenen Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ABTÜ)’ne kampüs alanı olarak üzerinde bir çok bilimsel faaliyetin yapıldığı, ders uygulamalarını yaptığımız 1. Sınıf tarım arazisi olan gen bahçelerimiz gösterildi. Bunun üzerine bahçeye ağaç sökümü için gelen iş makinalarının önüne fakültemizin iş makinalarını çekerek fakülteden hocalarımız, biz öğrenciler, meslek örgütümüz Ziraat Mühendisleri Odası ve bilim dostları ile barikat kurduk. Söküm için ilerlemeye başlayan iş makinalarını engellemek istediğimizde polis ön tarafta bulunan hocalarımıza müdahale etti. Bu olaydan sonra İdare Mahkemesi’nde açılan davayla arazilerin ABTÜ’ye tahsisi ile ilgili yürütme durduruldu.  

Çukurova Üniversitesi’ne olan tahsisin kaldırıldığı ve tahsisi kaldırılan alanın Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne kampüs kurmak üzere tahsis edildiği bildirildi.

BAŞKA YER YOK MUYDU?

Adana’nın yüz ölçümü 14030 km2. Üzerinde kampüs kurulmak istenen Turunçgil Gen Bahçeleri arazilerinin yüz ölçümü yaklaşık olarak bir tam 1.1 km2. Adana gibi düz yeryüzü şekillerinin geniş olduğu bir şehirde yerleşim alanı olarak kullanılamayan araziler ve daha önce kurulan yerleşim alanları ne kadar geniş olursa olsun 14.030’un içine 1.1 sığdırılamaz mı? Üstelik ABTÜ’nün Çukurova Üniversitesi’ne yakın kurulması halinde kentte başta trafik olmak üzere bir çok problemin ortaya çıkacağına dikkat çekilirken...

Fakültemize ait 1.sınıf tarım arazisi olan gen bahçelerimiz bilmediğimiz gerekçelerden dolayı kanunda korunması ve geliştirilmesi yönündeki ifadelere rağmen tarım dışı kullanıma çıkarılmıştır.

Gen bahçesi arazilerinin tahsisi ile ilgili yapılan toplantılar ve gelişmelerle ilgili öğrenci arkadaşlarımda ve hocalarımda ciddi bilgi eksikliklerin olduğunu görmekteyim. Bu bende acaba fakültemiz sürecin dışında mı tutuluyor diye bir merak uyandırıyor; eğer öyleyse Fakültemiz ve Üniversitemizin kamusal saygınlığına ve özerkliğine darbe vurulmuştur diye düşünürken Eğitim-Sen Çukurova Üniversitesi Temsilciliği’nin konuyla ilgili yayınladığı bildiriyi okuyorum ve orada konuyla ilgili üniversitemizden temsilcinin olmadığı bir toplantı yapıldığını öğreniyorum.

Ne diyeyim, yeni YÖK yasası bu herhalde: üniversitelerin işlev, karar ve yetkilerinin azaltılması... Son söz olarak başta fakülte arkadaşlarıma ve hocalarıma seslenmek istiyorum: Gelin bu nadide topraklar üzerinde bin bir emekle yapılmış Turunçgil Gen Bahçelerimize sahip çıkalım. Bunu yaptığımız zaman üniversitemize, bilime, doğaya ve geleceğimize sahip çıkmış olacağız. Nasıl mı? Şimdilik aklıma meslek örgütümüz Ziraat Mühendisleri Odası’nda birleşmek geliyor. Bunu yaptığımızda bilime sahip çıkanları ve elbette ki toprağın emekçileri olan üreticileri yanımızda göreceğimizi düşünüyorum.
Sadece biz değil, tüm üniversite bileşenleri ve duyarlılık gösterenler...

ÖNCEKİ HABER

Bekle bizi İstanbul!

SONRAKİ HABER

Adana'da yurt önünde yaşanan kazalar Meclis gündemine taşındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa