Tarihi adımlar atma zamanı

Tarihi adımlar atma zamanı

Bu yıl Diyarbakır’da yapılan Newroz kutlamaları geniş bir kesim tarafından merakla bekleniyordu. İmralı’da Abdullah Öcalan ile BDP’li vekiller arasında yapılan üçüncü toplantıda Öcalan’ın görüşlerini bir mektup ile Newroz’da kamuoyuna duyuracağı BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tarafından daha &o

Fehim Işık

Miting ve Öcalan’ın mesajı Kürdistan’ın diğer parçalarında da merakla izleniyordu. Tarihinin ilk özgür Newroz kutlamalarını yapan Rojava Kürtleri, 20 yılı aşkın bir süredir Newroz’u özgürce kutlayan Güney Kürtleri, İran’da Fars halkının da bayramı olması nedeniyle özgürce kutlanmasına rağmen rejimin kendilerine Newroz kutlamayı yasakladığı Doğu Kürtleri de bu açıklamaya odaklanmıştı.Öcalan’ın mektubunun yankıları kısa sürede Kürdistan’ın diğer üç parçasında da kendini gösterdi. Newroz günü Hayat Televizyonu’nda yapılan Newroz Özel programı nedeniyle üç parçadan birçok gazeteci, akademisyen ve siyasetçi ile görüşmeler yaptık. Bunların bir kısmı Newroz Özel programına canlı bağlanarak görüşlerini dile getirdiler. Yaşanan umudu, farklı bakış açılarına sahip bu gazeteci, akademisyen ve siyasetçilerden anlamak mümkündü. 2013 Newrozu Kürtler arasında da, birçok kesim tarafından da “Tarihi Newroz” olarak tanımlandı. Tarihi olarak tanımlanmasının en önemli nedeni, sorunun diyalog ve müzakere yöntemi ile çözümü yönünde atılan kararlı adımlardı. Bu adımların devamının gelmesi, tarihi Newroz’u, tarihi adımlara taşımak olacaktır. Kürtler dört bir yanda umutla tarihi adımları bekliyor.


DR. BERWARİ : ÇÖZÜM İÇİN CESUR ADIMLAR ATILMALI

Görüşlerini aldığımız akademisyenlerden bir diğeri de Irak Kürdistanı Bölgesinin bilinen isimlerinden biri olan Dr. Kamuran Berwari’ydi. Aynı zamanda KNK üyesi de olan Berwari, yaptığı değerlendirmede daha çok Öcalan’ın süreçteki rolüne dikkat çekti. Öcalan’ı bir halkın önderi olmaktan çok bir filozof olarak tanımlayan Berwari, Kürdistan’ın dört bir parçasındaki Kürtlerin geniş bir kesiminin Öcalan’ın açıklamasına bağlı kalacağını ve gereğini yerine getireceğine inandığını söyledi. Berwari’nin dikkat çektiği hususlardan biri ise hükümetin ve Başbakanın tutumuna dönüktü. Berwari, hükümetin ve Başbakanın tutumuna ilişkin şunları dile getirdi:
“Kürtler, PKK ve nihayetinde Kürt halk önderi Abdullah Öcalan bu süreçte samimiyetini açık ve net bir biçimde göstermiştir. Bu samimiyete cevap vermesi gereken artık Kürtler değil, bizzat Erdoğan ve hükümetidir. Şurası net olarak bilinmeli ki Öcalan’ın tutsaklığı devam ettiği sürece Kürtler bu sürece hep şüpheyle yaklaşacaktır. Bir taraftan sürecin en önemli aktörünü cezaevinde tutsak olarak tutacaksınız, diğer taraftan sorunun çözümü için onunla müzakere geliştireceksiniz. Bu gerçekçi değil. Sorunun kalıcı bir biçimde çözümü isteniyor, sürecin aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesine evrilmesi arzulanıyorsa mutlaka Öcalan’ın tutsaklığı gözden geçirilmelidir.
Hükümet ve özellikle Başbakan Erdoğan, bir açıklamanın yarattığı coşkuyu görmeli ve bunun üzerinden daha kalıcı, daha sorun çözücü adımlar atmada cesur davranmalıdır.”


PROF. DR. NEBİ: GÖZLER HÜKÜMETTE

Suriye Kürtlerinden Dr. Serbest Nebi, Selahattin Üniversitesinde Felsefe dersleri veren bir akademisyen. Nebi ile programda iki boyutlu bir değerlendirmeye girdik. Bunlardan ilki Rojava’da yaşanan ilk özgür Newroz’un yansımalarıydı. Rojava Kürtlerinin Esad güçleri ile muhalefet arasında sıkışmış olmasına rağmen taraf olmaması, en önemlisi de bu tutum nedeniyle Kürdistan’ın bir savaş mevzisine dönmemesinin etkileriyle bugün Rojava Kürtlerinin Suriye’nin diğer bölgelerine göre avantajlı bir konumda olduğuna dikkat çeken Nebi, sorunun çözümü açısından Kuzey Kürtlerinin durumunun çok önemli olduğunu belirtti.
Nebi özetle şunları söyledi: “Suriye Kürtleri yaşanan konjonktürün sağladığı olanaklarla beklenmedik bir zamanda kendi kendini yönetebilir duruma geldi. Bu önemli bir kazanım olmakla birlikte Rojava Kürtleri açısından Güney ve Kuzey Kürtlerinin durumu çok önemlidir. Kuzey’de geçtiğimiz yıl savaş ve çatışmaların büyümesi istenmeyen bir durumdu. Ama bu Newroz’da durumun birden değişmesi, şiddet ve çatışmanın Kuzey’de son bulacağına dönük umutların yeşermesi, Rojava Kürtleri açısından da önemli bir gelişmedir. Bu yıl hem Rojava’nın ilk özgür Newroz’unun olması, hem Kuzey’de sorunun müzakere ve diyalog yoluyla çözümüne dönük adımların yarattığı umut verici gelişmeler, Newroz’un daha coşkulu geçmesini sağladı. Elbet bu coşkuya rağmen her şeyin bir anda güllük gülistanlık olmayacağını biliyoruz. Kuzey’deki her olumlu adım, her olumlu gelişme hiç kuşku yok; Kürdistan’ın diğer parçalarının tümünü, hatta Ortadoğu politikalarını etkileyecektir. Hükümetin, özellikle Başbakan Erdoğan’ın tutumu da bu bölgelerde çok yakından izleniyor. Aktörlerden biri Öcalan ise diğer aktörün Erdoğan olduğu çok açıktır. Sürecin olumlu bir noktaya varması, silahlı güçlerin çalışmalarını durdurması ve giderek silahlı mücadelenin sonlandırılması, bu ikilinin zımni de olsa uyumunu ve desteklenmelerini gerektirir. Bu konuda ortaya çıkan yeni durumun devam etmesi açısından elbet en büyük sorumluluk hükümete düşüyor. Çünkü hükümet bilmeli ki silahlı mücadelenin bitmesi Kürt sorununu yalnız başına çözmez. Öcalan’ın dört bir yanda ciddi destek bulan çağrısı hükümet açısından ciddi bir biçimde ele alınmalı ve sürecin barışa evrilmesi, Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme açısından bir olanağa dönüştürülmelidir.”


İRAN

MENÛÇÊHRÎ: TAHRAN’IN YASAKLAMALARINA RAĞMEN

İran Kürtleri gelinen aşamada en az dikkat çeken kesimler arasında geliyor. Ortadoğu’daki cepheleşmede İran’ın cephe başlarından biri olması, diğer devletlerin İran Kürtlerini görmek yerine daha çok ülkenin bütünü ile uğraşır durumda olması nedeniyle olsa gerek, Doğu Kürtleri gündemde değil, pek dikkat çekmiyor. Bu durumdan, seslerini duyurmakta zorlanan İran Kürtleri de şikayetçi. İran Kürtleri’nin durumunu da insan hakları aktivisti, Doğu Kürdistan’lı Reza Menûçêhrî ile konuştuk.
Reza Menûçêhrî bu yıl İran Kürdistanı’nda yaşanan en ilginç durumun, geçmiş yıllarda serbestçe kutlanan Newroz’un bu yıl sadece Kürtlere yasaklanması olduğunu söyledi. Tahran’da törenle Newroz ateşi yakan rejimin son iki haftadır İran’ın Kürdistan bölgesinde Kürtlere büyük bir zulüm yaşattığını ve çok sayıda insanı gözaltına alarak tutukladığını belirten Menûçêhrî; Selmas, Şino, Piranşehir, Nexede, Xoyê ve Mako gibi Kürt kentlerinde gençlerin dirayetli davrandığını ve tüm engellemelere rağmen Newroz’u kutladığını söyledi. Öte yandan halen İran’ın işkencelerle ünlü Evin Cezaevinde zindanda tutulan Meryem Muqedesi’nin durumuna da dikkat çeken Menûçêhrî, Kürt partilerine destek verdiği, onlara katkı sağladığı iddiasıyla tutuklanarak 9 yıl hapis cezasına çarptırılan Muqedesi’nin geçtiğimiz haftadan bu yana tutulduğu cezaevinde açlık grevine girdiğini söyledi. Menûçêhrî, konuşmasını özetle şöyle sürdürdü:
“Meryem Muqedesî hem kendi öznel durumuna dikkat çekmek, hem kadınlara dönük haksızlığı protesto etmek için açlık grevinde. Evin cezaevi işkenceleriyle ünlüdür. Birçok Kürt siyasetçi, rejim muhalifi halen İran cezaevlerinde ölümü bekliyorlar. Hem Meryem Muqedesî, hem İran rejiminin ölüm tehdidi altında yaşayan rejim muhalifleri ve Kürtler, dünyanın desteğini bekliyor. Kendisi Newroz ateşi yakan Tahran rejimi, bu ateşi yakmayı Kürtlere yasaklarken, esasen Kürtlerin Newroz’a yüklediği anlamı biliyorlar. Onlar Kürtlerin özgürlük isteğine yasak getiriyorlar. İran rejiminin bu insanlık dışı tutumunu tüm dünya bir an önce görmeli.” (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net