İ.Ü

İ.Ü'deki patlama davasında tahliye yok

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kadınlar tuvaletinde 8 Mayıs 2012 tarihinde meydana gelen patlamayla ilgili 8’si tutuklu 13 kişinin yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, bugün görülen duruşmada savunmalar tercüman

Eda Yıldırım

Duruşmada Kürtçe savunma yapan Emel Çetin, kendisiyle ilgili herhangi bir delil bulunmamasına rağmen neden tutuklu olduğunu anlamadığını söyledi. Patlamayla bir ilgisinin olmadığını dile getiren Çetin beraatini talep etti. Raziye Ay da, haklarında çok ağır suçlamaların olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Dosyada delil olmadığı halde geçen celse tahliye edilmemiş olmamızı anlamıyorum. Tutuklanırken yaşadığım şaşkınlığın aynısını yaşadım.”

Kolon kanseri olan Uğur Tekdaş ise, “On aydır tutsağım. Hangi delille tutuklandığımı anlamadım. Onun için neyi nasıl savunacağımı da bilmiyorum. Kadınlar tuvaletinde keşif yaptığım iddia ediliyor. Bu delili hangi akıl alır da yargılama yapılır. Bombanın patladığı yere o kadar giriş çıkış yapılıyor. Sadece neden biz suçlanıyoruz?” diye sordu. Tekdaş beraatini talep etti.

‘TANIK TEŞHİS EDEMEDİ’

Patlamadan bir ay sonra İstanbul Üniversitesi öğrencilerine dönük operasyonda İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü önünde  ülkücü öğrenci Ahmet Taşkın’ı yaraladıkları, örgüt üyeliği ve propaganda suçlamalarıyla tutuklanan yedi kişinin de dosyası bu dosyayla birleştirildi. Olayla ilgili duruşmaya tanık olarak çağrılan esnaf Fatma Deveci, “Bir kişiyi gördüm. Ayağı yere takılıp düştü. Sonra kalabalık bir grup geldi. Ellerinde soda şişeleri vardı. Düşen kişiyi darp ettiler. Ben korkudan tezgahımın arkasına geçtim” dedi. Sanıkları teşhis edemeyen Deveci, saklandığı için kimsenin yüzünü net göremediğini ifade etti.

Daha sonra savunma yapan Mücahit Özdemir yaralama, örgüt üyeliği ve propaganda suçlamalarını kabul etmediğini vurguladı. Kavganın çıktığı saatlerde sınavda olduğunu belirten Özdemir, bir kavga üzerinden örgüt üyesi olmakla suçlandıklarını kaydetti. Kavganın olduğu sırada sınav için kütüphanede ders çalıştığını anlatan tutuksuz yargılanan Deniz Sürgüp, kamera kayıtlarıyla bunun tespit edilebileceğini ifade etti. Patlama sırasında da sınavda olduğunu vurgulayan Sürgüp, “Patlamanın olduğu tuvalet sınıfımın karşısındaydı. Arkadaşlarımın yapması mümkün değil” dedi. Tutuklu Şahin Kaya ise, ülkücülerin beyanları üzerinden 10 aydır tutuklu bulunduklarını söyleyerek, “Bu çifte standarttır” diye tepki gösterdi. Söz konusu olayla ilgili Taraf Gazetesi’nde çıkan bir haberi mahkemeye sunan Şahin, haberde olayları şikayetçi Taşkın’ın başlattığı, elinde bir baltayla öğrenci gruba saldırdığının yer aldığına dikkat çekti.

Savunmaların ardından tahliye taleplerine geçildi. Emel Çetin’in avukatı Kadir Bektaşoğlu, Çetin’in çantasında bomba olması halinde X-ray cihazında bunun farkedilebileceğine dikkat çekti. Patlamanın yaşandığı yerde Çetin’e ait herhangi bir kıl ya da doku örneğine rastlanmadığını da vurgulayan Bektaşoğlu, “Müvekkilim kendisi o gün tuvalete gittiğini söylemese kimse onun gittiğini bile bilmeyecekti” dedi. Olay sonrası rektörlüğün patlamanın gaz sıkışmasından kaynaklandığına yönelik açıklamasını hatırlatan Bektaşoğulları, “Ekspertiz raporları patlamanın neyden kaynaklandığını ortaya koyacak kadar yeterli değil. Mesela olay yeri inceleme raporunda patlama sonrası tuvalette büyük hasar meydana geldiği ifade ediliyor. Ancak patlamada yalnızca kapı menteşesi ve bir klozet zarar görmüş” diye konuştu. Bektaşoğlu, yargılamadan ya beraat müebbet kararının çıkacağını söyledi.  Avukat Ayşe Acinikli de patlamada Çetin’in  tuvalete çantayla gitmediğinini, kamera kayıtlarında da çantasından sadece selpak aldığının net olarak görüldüğünü ifade ederek, “Bombayı elinde mi taşımış” diye sordu.

Uğur, Raziye ve Emel’in tek talihsizliğinin o gün tuvaleti kullanmak olduğunu vurgulayan Acinikli, mevcut delil durumuyla tutukluluğun mağduriyete yol açtığını ifade ederek tüm tutukluların tahliye edilmesini istedi. Diğer avukatlar da iddianamede yeterli delil olmadığını bu yüzden öğrencilerin tahliye edilmesini talep etti.

Avukatların tüm taleplerinin reddedildiği duruşma 3 Temmuz tarihine ertelendi. Mahkeme, gizli tanıklar Nevruz Ateş ve Çelik Hancı’nın mahkeme huzurunda dinlenilmesine karar verdi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net