19 Mart 2013 11:46

Yine sınav, yine rekabet, yine eşitsizlik

Yıllardır eğitim öğretimde 2.Dönem, çocuklarımız için merkezi sınavlar dönemi olarak sürüyor. Hemen hemen her yıl bir değişiklik yapılan sınavlarda, bu yıl da birçok değişiklikler yapıldı. Ama yarış devam ediyor. 24 Mart’ta YGS sınavı, Haziran’da ise SBS ve LYS sınavları yapılacak.2012-2013 eğitim öğreti

Yine sınav, yine rekabet, yine eşitsizlik

Paylaş
Orhan Yüce

Yıllardır eğitim öğretimde 2.Dönem, çocuklarımız için merkezi sınavlar dönemi olarak sürüyor. Hemen hemen her yıl bir değişiklik yapılan sınavlarda, bu yıl da birçok değişiklikler yapıldı. Ama yarış devam ediyor. 24 Mart’ta YGS sınavı, Haziran’da ise SBS ve LYS sınavları yapılacak.
2012-2013 eğitim öğretim yılında, bir taraftan hükümet yetkilileri sınavların ve dershanelerin kaldırılacağını söylerken, bir taraftan da çocuklarımız için sınav yarışları devam ettirilmektedir. Yıllardır eğitimde yaşadıklarımız gösterdi ki; sınavlar yöneticilerin niyetinden bağımsız,  sistemin devamlılığına hizmet özelliği taşıyor. Bu sistem içinde, sınavlar kaldırılıyor gibi gösterilse de, rekabet ve paralı eğitimin kaldırılması söz konusu olmayacaktır.
Eğitim, özellikle son otuz yıldır okulun son ders zilinin çalmasıyla, çocukların evlerine, oradan oyun, sosyal ve kültürel alanlar yerine, dershanelere, kurslara ve özel derslere koştuğu bir sistem oldu. Öğrencilerin yüzde 95’inden fazlasının ikinci sınava girmeyi hak ettiği bir sınav neden yapılır? Siz hesaplayın, giren öğrenci sayısı 2 milyon sınav ücreti 40 TL, dershane ücreti 3.000 TL. Bu sınav para için yapılmıyor da ne için yapılıyor. Ailelerin lise ve üniversiteye geçişteki sınavlar için harcadıkları para 17 milyarın üstünde ve bu para Milli Eğitim Bakanlığının bütçesinin yarısından fazladır.
Dayanışma ve paylaşım yerine, yarışma ve bencillik kurallarını işleten bu sistem, hem öğretmeni hem de öğrenciyi kendi emeğine yabancılaştırmıştır. Bu sistem, “herkesin çalıştığının hakkını aldığı, alamayanların ise kendi hataları olduğu” bir anlayışı öne çıkarıyor. Bu anlayış, sistem yerine çocuklarımızı başarısız göstererek, öğretmenle öğrenciyi,  anne baba ile çocuk arasındaki ilişkiyi de sınava bağlı hale getirmiştir. Başarısının parayla doğru orantılı olarak arttığı sınavlar, toplumsal ve kamusal anlayışı yok ederken, bireyciliği öne çıkartmaktadır. Bu anlayış sadece çocuklarda gençlerde değil, anne babalarda da yerleşmektedir.  

EĞİTİM, EŞİTSİZLİĞİ ÜRETMEKTEDİR

Kapitalist sistemin ürettiği eşitsizlik, eğitim sisteminde de sürdürülmektedir. Uygun bir eğitim sisteminin uygulanması için toplumsal koşulların değişmesi, toplumsal koşulların değişmesi için de uygun bir eğitim sisteminin yaşanır olması gerekir.
Eğitimin yönetenler tarafından kabul edilmiş bilgilerin, öğrencilerin kafalarına depo edilmesinden başka bir şey olmadığı, 4+4+4 sistemi ve “dindar nesil” anlayışıyla daha da belirgin hale gelmiştir.
Bu sistemin görülmeyen ama yaşanan bir gerçekliği; anneleri üretim sistemi dışına çıkartırken, çocuklarının eğitim ve başarılarının da baş sorumlusu haline getirdiğidir.
Sınavlar, son yıllardaki usulsüzlük ve şaibeleriyle birlikte, adil seçme değil, eşitsizlikleri sürekli kılma, kabullenir hale getirme özelliliği de taşımaktadır.
Bu yapısıyla eğitimin devam etmesini istemiyoruz.
Herkese parasız- bilimsel ve demokratik eğitim ve özellikle temel eğitim olması gereken ve parçalanmayan ilköğretimde, sınavsız eğitim uygulanmalıdır. Yüksek öğretime giriş için de yetenek sınavından başka sınav yapılmamalıdır.
Çocuklarımız piyasanın ve sermayenin birer kullanım aracı olarak değil, bilgi ve yeteneklerini toplumun hizmetine sunacak bir sistemle yetiştirilmesi, sosyal bir devletin varlık nedenidir. Bu görevin gerine getirilmesini sağlamak da biz velilere düşmektedir.

*ÖVDER Şube Başkanı/İzmir

ÖNCEKİ HABER

Kargo işçisi 4 gündür direnişte

SONRAKİ HABER

‘19 Aralık'ta kullanılan kimyasal için başvurduk, raporu bekliyoruz'

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa