İnsanlığın çocukluğuna yolculuk

İnsanlığın çocukluğuna yolculuk

“Her akşamüstü oyuncakçı camekanından çocuk ellerinin izlerini siler...”                Sunay AkınŞiirdeki oyuncakçı çocuk ellerinin izini silerken bir çok ebeveyn, camekana yapışan çocuğun elinden çekerek götürür. Çocuk

Nazife Yaşar

Şiirdeki oyuncakçı çocuk ellerinin izini silerken bir çok ebeveyn, camekana yapışan çocuğun elinden çekerek götürür. Çocuk ısrarla oyuncak ister; ebeveyn cüzdanındakinin istediğine yetmediğini bilir. Ben şöyle kandırırım kızımı. Düşünsene Irmak, istediğin oyuncakçıya girip istediğin oyuncağı parasız alabildiğini. Ne güzel olurdu değil mi? Bu cümleyle açtığım sohbet beni oyuncak almaktan kurtarır, onu da oyuncakçıyı boşaltma hayallerine daldırır. (Artık kanmıyor)

Oyuncak, çocukların hayallerini geliştirir, ebeveynle bağ kurmasını sağlar. Ebeveyn çocuğun ilgi alanlarını, yeteneklerini oyuncak üzerinden tanır.

Çocuk onunla konuşur, onunla uyur, ona kızar, ona sarılır, ona bağlanır... İleri yaşlarda hâlâ sakladığımız oyuncaklarımız vardır. Ona her dokunduğumuzda çocukluğumuza dokunuruz adeta.

ŞİMDİ ÇOCUKLUĞUNUZA GİDELİM

Öyle bir yer var ki, sizi çocukluğunuza dokunmak değil adeta çocukluğunuza doğru yolculuğa çıkarıyor. Nereden mi bahsediyoruz, İstanbul Oyuncak Müzesi’nden. Şair Sunay Akın’ın Göztepe’de, aileden kalma tarihi beş katlı beyaz köşkte 2005’te açtığı oyuncak müzesinden. Müze fikri, yaptığı bir seyahat esnasında gezdiği bir oyuncak müzesinden filizlenmiş.

Pek çok konuda müze var ve birçoğunu ziyaret etmişsinizdir. Ama eğer insanlık tarihinin çocukluğuna yolculuk yapmak istiyorsanız bu müzeyi görün. Bir de çocuğunuzla onca oyuncağın içinde, satın alma korkusu olmadan gezmenin keyfini yaşayın...

Bir de müze ücretsiz olursa bu keyif katlanır...


MÜZE İÇİN 20 YIL OYUNCAK TOPLAMIŞ

MÜZE için kendi çocukluğundan kalma oyuncakların yanı sıra 20 yıl boyunca dünyanın dört bir tarafından oyuncak toplamış (satın almış) şair. Ama ne oyuncaklar...

Şairin deyimiyle “Oyuncak müzesi lafın gelişi, burada insanlık tarihi var.” İlk Pinokyo, İlk Barbi, ilk Miki Fare, ilk Süperman, ilk Teddy Bear, ilk robot... Birebir boyutlarda Eyüp oyuncakçısı... Hitler döneminde kitap yakan Naziler... Mona Lisa’nın tek oyuncak kopyası... Dünyanın en büyük bebek odası... Hiroşima’da bir okuldan artakalanlar... Oyuncak kasap, oyuncak eczane... Bu rengarenk dünyada şairin çok sevdiği Kızılderililere geniş yer verilmiş. Her tür orijinal ve antika oyuncak sizi çocukluğunuza götürüyor. Tuvalete giderken bile bir denizaltının içinden geçiyorsunuz, kafeteryasında şirinler eşlik ediyor çayınıza.


MÜZEDE Sunay Akın'ın sünnetinde çektirdiği fotoğrafta ona eşlik eden ve çekim bitiminde elinden alınan, yıllar sonra Almanya'da bir antikacıda karşısına çıkan oyuncak gemi Neptune de yer alıyor.


TÜRKİYE’NİN İLK OYUNCAK MÜZESİ DEĞİL!

BİRÇOK kaynakta İstanbul Oyuncak Müzesi Türkiye’nin ilk oyuncak müzesi olarak geçiyor. Oysa Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi, 20 Nisan 1990’de açılmış. Halen Ankara Üniversitesi bünyesinde ve Kültür Bakanlığı denetiminde hizmet vermeyi sürdürüyor üstelik ücretsiz... (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net