Bir adım Newroz’a, bir adım barışa!

Bir adım Newroz’a, bir adım barışa!

Başka türlü bir dünya düşleri olan, eşitliğin ve özgürlüğün hüküm sürdüğü bir yaşamı isteyenler için; adımlar, beraber yürümek, ortak sıkılı yumruklarla yürüyüş, şu yaşamdaki en büyük hazlardan biridir. Herkesin ve her şeyin aynılaşması anlamında değil ama, hani şairi

Müge Tuzcuoğlu

Bir kentin bütün sokaklarında, bir sabah, aynı güler yüzle adımların atıldığını hayal edebiliyor musunuz? İşte o kentin adı Diyarbakır ve o sabah Newroz sabahıdır!

O gün çalışmaya, para kazanma zorunluluğuna, yoksulluğa, tüm dertlere ve siyasete bir günlüğüne ara veriliyor. O gün, bir günlüğüne barış oluyor, özgürlük oluyor, eşitlik oluyor... Oluyor da oluyor.

O yüzdendir yüzler gülüyor, elbiseler renkleniyor, gözler parıldıyor. 21 Mart sabahları, Diyarbakır’da tüm sokaklardan herkes Newroz alanına akıyor. O gün, zorunlu olan tüm işler askıya alınıyor. O gün herkes insanca, kendi kazandığı gününe, yarın kazanacağı günlerin umuduyla koşuyor. O gün, tüm ilişkiler dostluk ve yoldaşlık adını alıyor. Karamsarlık hak getire! Kederler, efkarlar hak getire! Alanda bir tek coşku, bir ağızdan özgürlük oluyor!

Doğanın yenilenmesi, tomurcuklanması, yeşillenmesini ancak Newroz alanında olabilenler iliklerine kadar hissedebiliyor. Evden çıkarkenki ilk adımla başlıyor yeşillenme ve alandaki ateşin yakılmasıyla tomurcuklanıyor-filizleniyor.

Evet, Diyarbakır’da Newroz ne demekse, tüm dünya halklarının kutladığı bayramlar ve zaferlere denk düşüyor. Sokaklardan, mahallelerden, Bağlar’dan, Sur’dan çıkan tüm adımlar tek bir alana yöneliyor. Herkeste aynı düş, aynı güzellik ile...

Newroz ateşi yakılıyor. Yine doğadan bir parça ile kutlanıyor bu bayram da. Çalınan araba lastikleriyle... Ve üzerindeki en değerli eşyasını, ateşi harlandırmak için kullandığında... Ve ateşin üzerinden atlamak, arınmak oluyor. Yılın bütün kahırlarından, işkencelerinden, cezaevlerinden, ölüm haberlerinden ve acılı bekleyişlerinden. Nasıl ki doğa temizliyorsa kendini, işte insanlar da, bir halk da böyle bir düşle atlıyor ateşin üzerinden, tüm yakılmalarına yıkılmalarına inat.

Bu yıl da öyle olacak. Bu yıl da 21 Mart, Kürt halkı için new-roz olacak. Başta Ortadoğu’da olmak üzere, artık baharı hangi isimle kutluyorsa yerli yabancı bütün halklar, hepsine kutlu olsun, yine de bu yıl Newroz Kürtlere gelecek!

Newroz’un adı, bu yıl, 2013’te, adımlar çoğaldıkça, kazanılacak. Nasıl ki, ilk Newrozlar kutlanılarak kazanıldıysa, bu yıl da adımlar çoğaldıkça, renkler çoğaldıkça, sesler yükseldikçe kazanılacak. Nasıl ki mücadelede herkes bir rol yüklendiyse, bu sefer barış için herkes elinden gelenin daha fazlasını yapacak. Dün nasıl ki hayatın anlamı eşitlikten ve özgürlükten geçiyorsa, bugün Diyarbakır ateşinin büyüklüğü, üzerinden atladığımızda arınabildiğimiz kadar bizi yarına taşıyacak.

Bugüne kadar çok kişi konuşmadı mı barış hakkında? Şimdi sıra bizde. Şimdi sıra Diyarbakır’da. Şimdi sıra Diyarbakır Newroz’unda, acıyan, bekleyen, tutuklanan, tutulan, yakılan, yıkılan halklar, toplumlar, mahalleler, sokaklar, bireylerde... 21 Mart’ta, adımlarımız, Newroz alanına götürecek bizi. Ve her bir adımımız barışa!

www.evrensel.net