Para her şey bilim hiçbir şey!

Para her şey bilim hiçbir şey!

Üniversitelerde yürütülen piyasalaştırma çabalarına eklenen halkalardan biri de Çukurova Üniversitesi oldu. Alınan bilgiler doğrultusunda Çukurova Üniversitesi içerisine çarşılar yapılacağı bilgisi elimize ulaştı. Her alandan sermaye sağlamaya yönelik çalışmalardan sadece birisi olan çarşı yapı

Ayşe Akar

Üniversitelerde yürütülen piyasalaştırma çabalarına eklenen halkalardan biri de Çukurova Üniversitesi oldu. Alınan bilgiler doğrultusunda Çukurova Üniversitesi içerisine çarşılar yapılacağı bilgisi elimize ulaştı. Her alandan sermaye sağlamaya yönelik çalışmalardan sadece birisi olan çarşı yapılma planlarına olan tepkimi bu şekilde ortaya koymak, dile getirmek istedim.
Üniversiteler, biz öğrenciler için bilimin geliştirildiği, bilimin ve bilimsel gelişmelerin öncelik olduğu alanlar olması gerekirken yapılan bu piyasalaştırma çabalarına her gün bir yenisi daha ekleniyor. Çarşı yapılma planı da bu çabalardan sadece bir tanesi ve bu plan için sunulan gerekçeler işi kılıfına uydurma düzeninden başka bir şey değil. Kantinlerin uygunsuz görünümü gerekçesinin basitliği açıkça ortadadır. Çünkü burada şunu söylemek ve düşünmek gerekiyor. Öğrencileri bu kadar düşündüğünü üstü kapalı bir şekilde iddia eden bu sistem, yeni çarşılar yapıp öğrencilerin sosyal faaliyet alanlarını tahrip etmek yerine var olan kantinlerde düzenleme çalışmalarına gidebilir. Bu bizce daha akılcı ve makuldür. Alışveriş ihtiyaçlarının öğrencilerin yoğun olduğu alanlarda karşılanması gerekçesi ise “Ticaret, sermaye döngüsünü” gerçekleştirme isteminin başka bir versiyonudur. Yani sisteme göre “Para her şeydir, bilim hiçbir şey.”
Bu planların başka bir boyutu daha vardır ki; aslında üzerine en çok düşünülmesi gereken noktalardan biridir. Yeni alışveriş yerleri ve sermaye döngüleri oluşturarak öğrencileri bilimden ve düşünmeyi, sorgulamayı gerçekleştirecekleri alanlardan uzak tutmak, sorgulama mekanizmalarını yok etmek, tamamen sisteme boyun eğen bireyler haline getirmek bu sistemin en temel amaçlarındandır. Yakın zamanda ODTÜ’de yaşananlara, ODTÜ öğrencilerinin sisteme karşı olan direnişlerine hepimiz tanık olduk ve buna karşın sistemin onları alaşağı eden açıklamalarını dinledik, okuduk. Sisteme direnen ODTÜ’nün dünya üniversiteleri arasında ilk yüze girmesi ise yapılan açıklamalara tokat niteliğinde bir cevap olmuştur. Bugün tıpkı sömürülen işçi emeği gibi gençliğin de enerjisi ve coşkusu sömürülmeye çalışılmakta, gençliğin direnişçi ve devrimci ruhu başka yollara kanalize edilerek gençler pasifize edilmektedir. İşte bu faaliyetler ODTÜ’de yaşananların başka üniversitelerde ve alanlarda yaşanmasını engelleme amacı gütmekten ve para döngülerini sürekli hale getirmekten öteye geçmiyor.
 Ve son olarak çok değerli(!) sistem yöneticilerine buradan sesleniyorum: “Gençlik üzerinden yürüttüğünüz politikalara kanmayacağız, oyunlarınıza alet olmayacağız. İstediğiniz gibi her şeye boyun eğen, sorgulamayan gençler olmayacağız. Sermaye planlarınızın odağı olmak istemiyoruz ve olmayacağız. Bilimin kalesi olan üniversitelerde biz öğrenciler üzerinde sermaye planlarınızı gerçekleştirmenize de asla izin vermeyeceğiz.”

*Türkçe Öğretmenliği 4.Sınıf öğrencisi/Çukurova Üniversitesi

www.evrensel.net