8 Mart en güzel direniş yerinde kutlanır

8 Mart en güzel direniş yerinde kutlanır

Havayollarında grev yasağına karşı çıktıkları için işten atılan 305 işçinin direnişi 283. gününde devam ediyor. Atılan işçilerin yarısından fazlasının kadın olması, bu yıl 8 Mart’ı daha anlamlı kılıyor onlar için. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne hazırlanan Hava-İş üyesi kadınla

Gökhan Durmuş

‘KABİN MEMURU NE? HOSTESSİN!’

THY’de yorucu bir tempoda çalışan kadınlar, çalışma koşullarının yanısıra toplumda mesleklerine yönelik bakış açısının zorluklarını da yaşıyorlar. Sık sık tacize maruz kalan kabin memurları, THY yönetiminin de “müşteri mennuniyeti” adına bu durumu normal karşıladığını, kadın memurlarına yönelik tacize göz yumulduğunu belirtiyor.

“Türkiye’de kötü bir algı var. THY’de çalışan bir hostessin” diye başlıyor söze Aysin Erdem ve devam ediyor:  “Dışarıda kabin memuruyum dediğim zaman anlaşılmıyor ama hostesim dediğim zaman onların içine yerleşmiş bir bakış açısıyla bakıyorlar. Önce kıyafetlerin, makyajın akla geliyor. Oysa biz eğitimlerde kadın olarak orda görevimizi kabin memuru olarak gerçekleştiriyoruz. Çalışırken hem işveren, hem çalışma arkadaşlarımız hem de yolcularımızla bir sürü problemimiz olabiliyor. Yolculuk esnasında sözlü tacizler, gözle tacizlerine maruz kalıyorsun. Ne olursa olsun onlara içlerine giydirilmiş bir kimlikle yürüyorsun. Ne olursa olsun kendini anlatamıyorsun. Sana bir bakış açısı var. Her meslekte var aslında ama hostes ismiyle birlikte bir baskı var. Bu çok çirkin, çok zorlu, kimliğe yapılmış bir saldırı olarak nitelendiriyorum” Erdem, bu 8 Mart’ın kadına bakışın değişece bir döneme başlangıç yapmasını istiyor.

‘KARTVİZİTİ ALMAK ZORUNDASIN’

Neslihan Demirkapı da taciz sorununa dikkat çekerek, “Yolcu sizi beğenebilir, bir beklenti içine girebilir. Size kartvizit verdiği zaman şirket o kartı almanızı istiyor. Sonra istediğini yapabilirsin ama yolcu kartı verdiği zaman alman gerekiyor. Aslında şirket tacize uğramana göz yumuyor. Şirket sen hizmet ederken bir yolcu sana karvizitini verdiği zaman onu reddedersen yolcular içinde onu rencide etmiş olursun diyor. Ama biz kartı alınca düştüğümüz duruma dair bir şey söylemiyor” diyor. Türkiye’de kadına bakış açısı ortada olduğunu söyleyen Demirkapı, hostes olunca bunun 3’e 5’e katlandığını ifade ediyor.

Kadınların THY’nin reklam yüzü haline getirildiğine değinen Tuğçe Gürsoy da, basında yer alan yeni kıyafet haberlerine de, “Yeni kıyafetleri THY’ye yakıştıramadım. Yeni üniformaları biraz siyasi buldum” yorumunu yapıyor.

Öte yandan THY işçisi kadınlar, bir mücadele günü olan 8 Mart’ın tüketim gününe dönüştürülmeye çalışmasına da tepkililer. Deniz Eralp, “Tıpkı Sevgililer Günü gibi 8 Mart’ı da kadınlara gül alalım, pırlanta alalım günü haline getiren reklam afişleri görmeye başladık. Ne güzel kadınlar günü süslenin, makyaj yapın, tüketin tüketin yönünde bir pompalama var. 8 Mart’ı tüketim günü haline getirmeye çalışıyorlar. Oysa binbir mücadelelerle belli haklar edinilmiş bir mücadele günü 8 Mart” sözleriyle eleştiriyor bu durumu.


ÇOCUK DOĞURACAK FABRİKA

Hükümetin kadına bakış açısını da eleştiriyor Aysin Erdem, “Kadın evde otursun, çocuk yapsın istiyor. Neden? Çünkü genç kuşağa ihtiyaç var. Bunların nasıl bakacağıyla ilgilenmiyor. Kadınları bir fabrika gibi görüyor, erkekler fabrikaya gitsin, çocuklar doğsun. Sonrasında halkı yumşatmak içinde çalışma haklarınız olacak, ödenekler yapılacak dendi. Bunları söylüyor ama altını doldurmuyor. Bu çocuklara kaç yaşına kadar ödenek vereceksin, kadının emeklilik parasını verecek misin? Kadınlar bu kadar çocuk doğurduktan sonra hangi işveren iş verecek” diyen Erdem, birkaç yıl öncesine kadar THY’nin bile çocuk yapmayı yasakladığını hatırlatıyor. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net