Emekçiyi sefalete mahkum etmenin itirafı

Emekçiyi sefalete mahkum etmenin itirafı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in "Asgari ücretle geçinilmez diye bir şey yok. Peynir ekmek yer, geçinirsiniz. Bunu istismar etmemek lazım"  sözleri emekçisini sefalet ücretine mahkum eden iktidarın bir itirafı gibiydi. Çelik'in "Geçinilir" dediği ücret 4 kişilik bi

Haber Türk Televizyonu’nda Balçiçek İlter'in sunduğu bir programa katılan Çelik birçok izleyicinin asgari ücreti eleştirmesini istismar olarak değerlendirerek şunları söyledi; “Asgari ücretle geçinilmez diye bir şey yok. Geçinirsiniz. Ona mahkumsanız 800 TL de büyük bir paradır. Netice itibariyle peynirin kilosunun fiyatı bellidir, ekmeğin fiyatı bellidir. Bir geçimdir sürdürebilirsiniz. Bizim meselemiz bu değil. Bunu istismar etmemek lazım” dedi.  Belirlenen asgari ücretin taban fiyat olduğunu öne süren Çelik, “Biz diyoruz ki işverene bundan aşağı ücret talep edemezsin. Asgari ücret, sosyal devletin koruma aracıdır. Bunu kaldırırsanız 400 TL ücret teklif eden de olabilir” diye konuştu.

PATRONLARIN REKABET GÜCÜ KALMAZ

Asgari ücretin yüksek olması halinde patronların rekabet şansının kalmayacağını da ileri süren Çelik, “Ülkede üretilen mallar işçi ve işverenlerimizin dayanışması içerisinde üretiliyor. Bunların dünya piyasalarında yer bulması rekabet edilebilirliğiyle orantılıdır. Eğer daha pahalı üretiyorsanız dünya piyasalarında satma imkanınız yok. Pahalı üretip satamazsanız içeride de istihdamı engellerseniz, asgari ücreti arar noktasına düşerseniz. Asgari ücreti enflasyon üzerinde artırıyoruz, artırırken de mutlaka ihracatı ve üretimi dikkate alan bir bakış açısı sergilememiz gerekiyor” dedi.

BAKAN SERMAYENİN BAKIŞ AÇISINI DİLLENDİRMİŞ

Marmara Üniversitesi Öğretim Elemanı Yardımcı Doçent Özgür Müftüoğlu Çalışma Bakanı’nın sözlerini son derece samimi bulduğunu vurgulayarak, “Sayın Bakan, kapitalist üretim sisteminin ve dolayısıyla sermayenin emekçiye bakışını dillendirmiştir, bunun için kendisine teşekkür etmek gerekir. Kapitalist üretim sisteminde emek, bir hizmet hayvanı ya da makine gibi üretimde kullanılan bir araçtır; dolayısıyla emeğin sahibi olan emekçi yani işçi kapitalist sistemde “insan” olarak görülmez. Bu nedenle de sistem emekçinin ücretini hesaplarken ne emekçinin üretim sürecinde yarattığı değeri ne de işçinin insan olmaktan kaynaklanan toplumsal ihtiyaçlarını dikkate alır. Emekçinin çalışacak enerjiyi sağlayacak gıdayı satın alabileceği kadar ücret alması yeterli görülür” dedi.

Emekçilerin kapitalizmin kendilerini insan yerine koymayan anlayışa karşı itirazlarının 19. yüzyılda yükselen işçi sınıfı mücadelelerini ortaya çıkardığının altını çizen, Müftüoğlu, “İşçi sınıfı mücadeleleri ile görülmüştür ki emekçiler mücadele ettikleri ölçüde kapitalist sistemde insan olduklarını kabul ettirebilir ve insanca çalışma ve yaşama olanaklarına sahip olabilirler. Çalışma Bakanı’nın söylediklerinden ziyade bir bakanın emekçileri insan olarak kabul etmeyen anlayışı dillendirdiği koşullara dikkat çekmek gerekir. Evet, bir Bakan hiçbir endişe duymadan emekçilerin karın tokluğuna çalışması gerektiğini söylüyorsa, bilin ki orada işçi sınıfı mücadelesi ya hiç yoktur ya da son derece etkisizdir. İşte bu nedenle Bakan’ın sözlerini değerlendirirken ‘söyleyene değil söyletene’ yani işçi sınıfı mücadelelerine ve bu mücadelenin aracı olması gereken sendikaların hazin durumuna bakmak ve daha fazla vakit kaybetmeden emekçilerin kendilerini insan yerine koymayanlara gereken cevabı verecek mücadele araçlarını oluşturmaları gerekir” dedi.

ASGARİ ÜCRET MUTFAK MASRAFINA YETMİYOR

Bakanın sözleri ne kadar gerçekçi bakalım. Türkiye’de asgari ücret halen net 773 lira. Oysa Türk-İş'in araştırmasına göre, Şubat ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 1.007 lira, yoksulluk sınırı ise 3 bin 280 lira...

Dört kişilik bir ailenin gıda, barınma, ulaşım ve diğer temel ihtiyaçları için gerekli asgari harcama tutarını ifade eden 3 bin 280 liralık “yoksulluk sınırı”, asgari ücretin 4 katını aşıyor. Yani Bakan Çelik’in  geçinilebilir dediği tek asgari bir yana bırakalım 4 kişilik ailenin hepsi asgari ücretle çalışsa, yoksulluk sınırına bile yetişemiyor.


REEL OLARAK YÜZDE 34 AŞINMA

AKP’nin işbaşına geldiği 2002 yılında asgari ücretle 7,1 adet çeyrek altın alınabilirken, bugün asgari ücretle ancak 4,7 adet çeyrek altın alınabiliyor. Bu da altın çapa olarak alındığında asgari ücretin reel olarak yüzde 34 aşındığını gösteriyor. Başka deyişle asgari ücret reel olarak 10 yıl öncekinin üçte ikisi düzeyinde bir alım gücüne inmiş bulunuyor.


15 MİLYON KİŞİ PEYNİR EKMEK YİYEREK Mİ GEÇİNECEK!

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bütçe görüşmelerinde çalışanların yüzde 47’sinin asgari ücret düzeyinde ücret aldığını açıklamıştı. Kayıt dışı istihdam da dikkate alındığında ülkede asgari ücretle çalışanların oranı yüzde 70’e yaklaşıyor. Yani 15 milyon dolayında yurttaş, bu sefalet ücretine mahkûm bulunuyor, bu komik parayla geçinmeye; gıda, barınma, ulaşım ve diğer giderlerini karşılamaya çalışıyor.


ASGARİ ÜCRETİN ÇOĞU VERGİYE GİDİYOR

İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından; TÜİK’in sözde “geçim koşulları”na göre ve çalışan tek kişi üzerinden maliyet baz alınarak hesaplanan brüt asgari ücretin yaklaşık beşte biri de vergi, prim ve fon kesintisi olarak kesiliyor. Kaynağından kesilen vergilerin yanında dolaylı kesilen vergilerle KDV yüzde 18, ÖTV yüzde 8 vb. asgari ücretin çoğu vergiye gidiyor   


AÇLIK SINIRI 998,6 TL

Memur-Sen tarafından yapılan açlık ve yoksulluk araştırmasına göre Şubat ayında dört kişilik çekirdek ailenin tüketmesi zorunlu olan gıdalar için harcaması gereken tutarı ifade eden açlık sınırı 998.6 TL, yine 4 kişilik ailenin yoksulluk sınırı ise 2 bin 995 TL olarak hesaplandı. Ocak ayında açlık sınırı bin 58 TL, yoksulluk sınırı ise 3 bin 84 TL olarak belirlenmişti. Yapılan araştırmada, kışlık giysilerin ucuzladığı görülürken, biberin fiyat artışındaki yerini koruduğu tespit edildi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net