NHS ve John

NHS ve John'un kıvranışı

John sağ tarafına eğilmiş, bekleme salonunun bir ucunda gidip gelirken birden durdu. Yeni ve çok daha güçlü bir ağrı dalgası gelmişti. İçinde sanki bir yerlerini koparıyorlardı. Bağırmamak için kendini zor tuttu. Dişlerini sıktı. Belini bırakıp bu sefer karnını tuttu. Baktı olmuyor, duvara dayandı, kayarak dizlerinin üzerinde yere

Kenan Ateş

John sağ tarafına eğilmiş, bekleme salonunun bir ucunda gidip gelirken birden durdu. Yeni ve çok daha güçlü bir ağrı dalgası gelmişti. İçinde sanki bir yerlerini koparıyorlardı. Bağırmamak için kendini zor tuttu. Dişlerini sıktı. Belini bırakıp bu sefer karnını tuttu. Baktı olmuyor, duvara dayandı, kayarak dizlerinin üzerinde yere çöktü. Öne eğildi, iki büklüm oldu. Gözlerinden iki damla yaş geldi. Gecenin 2’si olmuş, sırası hâlâ gelmemişti. 7-8 saattir acilde bekliyordu.
Önceki akşam da aynısı olmuş, evde otururken birden ağrısı tutmuştu. Ağrı, giderek dayanılmaz olmuştu. Sonunda kalkıp yakındaki hastaneye gitti. Acil, o akşam da tıka basa doluydu. Hemşireler yine koşturuyor, ambulanslar hasta taşıyıp duruyorlardı. Bir hemşire kaydını yaptı, beklemesini söyledi. Tam 8 saat sıra bekledi. Sonunda beklemekten bıktı. Kızdı, kavga etti. Bir şey olmayınca, ‘Allah belanızı versin’ deyip belini tuta tuta evine döndü. Bütün gün kıvrandı. Ağrı ertesi akşam daha da şiddetlenince mecburen yine acilin yolunu tuttu. Bu kez başka bir hastaneyi seçmişti.
Sabaha karşı, sırası nihayet geldi. Gözlerinden uyku akan genç bir doktor uzun uzun muayene etti, sorular sordu. Tahlile, filme gönderdi. Fındık büyüklüğünde koca bir taşın idrar yolunu tıkayıp böbreği kocaman yaptığı anlaşılınca, John’u hemen yatırdılar. Birkaç saat sonra da ameliyata aldılar.
Bu olay gerçek. Üstelik böyle gerçekler tek tük de değil. Her gece buna benzer onlarca, yüzlerce gerçek yaşanıyor. Bir zamanlar Sovyetler Birliği’nden sonra dünyanın belki de en iyi sağlık, sosyalizasyon sistemine sahip olan İngiltere’nin acilleri, şimdi tıka basa dolu. Bekleyen bekleyene. Üstelik bekleme sadece acillerde değil. Hastaneye yatma sıraları da uzadıkça uzuyor. 3-5 aydan önceye randevu almak olanaksız oldu. Ameliyat için 1 yıl sonraya gün alanlar kendilerini şanslı sayıyorlar. Beklemekten sıkılanlar ise, başka ülkelere gidip ameliyat olmaktan öte yol bulamıyorlar.
İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS), 1948’de kuruldu. 2. Dünya Savaşı sonrasında birçok ülke gibi İngiltere’de de mücadele yükseldi. Grevler, sosyalizm sloganları sardı her yanı. Birçok ülkede halk iktidarlarının oluştuğunu, kendi ülkelerinde de sosyalizm özleminin her geçen gün arttığını gören sermaye tutuştu. Diğer Batılı kapitalist ülkeler gibi İngiltere’de de işsizlik, kira, doğum, çocuk yardımı gibi bir sürü yardımın yanı sıra, emeklilik, sosyal konutlar, parasız eğitim gibi yasalarla birlikte parasız sağlık yasası da geçti 1946’da parlamentodan. Sovyetler Birliği’ndeki sağlık sistemi örnek alındı. NHS adı verilen yeni sağlık sistemi, 1948’de uygulamaya geçirildi. Her türlü sağlık hizmeti ücretsizdi. Yoksul halkın, işçi-emekçinin sağlığına öncelik verildi. Daha çok büyük şehirlerde toplanmış olan sağlık hizmetleri, en ücra köşelere kadar götürüldü. En ıssız yerlerde gezici sağlık ekipleri oluşturuldu. Ülkeye gezmeye gelmiş olanlar da dahil, hasta olan herkes her türlü sağlık hizmetinden ücretsiz yararlandı. Muayeneden ameliyata, ilaçtan gözlüğe, dişten proteze hastalar hiçbir şeye para vermediler. Büyük yatırımlar yapıldı. Her mahalle ve ‘köy’e sağlık ocağı, büyük-küçük her yerleşim birimine hastane kuruldu. Sistem 10-15 yıl içinde oturdu. Özel hastaneler, giden olmadığından kapandı. 1960’larda Dünya Sağlık Örgütü, İngiltere’yi dünyada en iyi sağlık sistemine sahip ülke seçti.
Sosyalizm yenilgiye uğrayınca; sermayenin korkusu da geçti. Vermek zorunda kaldığı öteki haklar gibi NHS’yi de ortadan kaldırmanın yollarını aradı. Ancak NHS o kadar tutulmuş, halk tarafından öylesine benimsenmişti ki, hiçbir hükümet kaldırmaya cesaret edemedi. Bunun yerine, yine klasik İngiliz taktiğine başvuruldu: Yavaş yavaş yok etmek. Sağlık sistemine yatırımlar durduruldu, sağlık bütçesi kısıldı. İlaç paralarının bir kısmı hastadan alınır oldu. Diş tedavisi ve gözlük paralı hale getirildi. NHS hastaneleri giderek çile çekilen yerler haline geldi. Sonunda, bir zamanlar el üstünde tutulan hastalar, muayene için 8-10 saat, ameliyat için 2-3 yıl bekler oldu.
Sosyalizmin, İngiltere emekçi halkına hediyesi olan NHS öldürülmeye devam ediliyor.

(*) Kenan Ateş’in 24 Haziran 2003 tarihinde
gazetemizde çıkmış olan yazısını
güncelliği nedeniyle yeniden yayınlıyoruz.

www.evrensel.net