Omuzlarında ağır yükle işçi kızlar

Omuzlarında ağır yükle işçi kızlar

Çocuk yaşta işçiliğe başlayan Çağlayan tekstil işçisi Pınar Şen, kendi hikayesinden yola çıkarak kız çocuklarının çalıştırılması konusunda hem duygularını paylaştı hem de kadın işçilerle yaptığı görüşmeleri yazdı. Bu memlekette kadın olmak da zor, çocuk olmak da. Hem kadın hem çocu

Pınar Şen

Bu memlekette kadın olmak da zor, çocuk olmak da. Hem kadın hem çocuk olmak işte o daha da zor… Ben de çok küçük yaşlarda evin geçimi üzerine kalan Çağlayan’ın kadın işçilerinden biriyim.  

En güzel yaşlarımızda oyuncaklarımızla oynamak yerine, okulumuza gitmemiz gereken yerde  ‘ekmek parası’ için küçücük bedenlerimizle iş peşindeydik, aş peşindeydik. Bunun yanı sıra kapitalizmin doruklarında yaşayan işverenler çocuk işçiliğini sermayelerini en üst düzeyde tutabilmek için çoktan değerlendirmeye başlamışlardı bile. Ucuz işçilik adı altında 15 yaş altı küçük kızları bedenlerinin kaldıramayacağı işlerle günde 12-13 saatten de fazla çalıştırıp üç kuruş harçlıklarla kandırıyor, yetmiyormuş gibi de kötü muamelede bulunabiliyor.

Onlar bu ülkenin küçük kadınları. Küçük yaşlarında farkında olmadan tacizi de görmüş tecavüzü de görmüş. Yıllarca üstü kapalı geçiştirilmiştir bu olaylar. Peki ya bu kız çocuklarının çalışmasına müsaade eden aileler? Gerçekten kendileri istediği için mi yoksa gerçekten ihtiyacı olduğu için mi çalıştırıyorlar bu çocukları? Kağıthane Nurtepe’deki kadınlarla 15 yaş altı kız çocuklarının çalıştırılmasına ilişkin sohbet ettik.  

GÖZDEN İLK ÇIKARILANLAR

Serpil 34 yaşında, Trakyalı ve iki çocuğu var. Kız çocuklarının küçük yaşta çalışmasının kesinlikle sistemin sorunu olduğunu düşünüyor. Bu konuda devletin sorumluluğunu hatırlatıyor hemen. Devletin en azından 18 yaşına kadar tüm çocukların eğitimden, sağlığa her türlü ihtiyaçlarını ücretsiz karşılamasının çok önemli olduğunu düşünüyor. Kendi deneyiminden de biliyor ki asgari ücretle geçinmeye çalışan aileler ekonomik zorluklarla baş edemeyince ilk kız çocuklarını gözden çıkarıyorlar. Yağmur 25 yaşında ve Erzincanlı. O kız çocuklarının çalıştırılmasının tamamen ailenin sorunu olduğunu düşünüyor. “Dünyaya getirilen çocuktan aile sorumludur. Aile kesinlikle her şeyden ödün verip çocuklarını çalıştırmayabilir, imkanlarını zorlayabilir. Kolaya kaçmayabilir” diyor tepkiyle.

Yağmur, her ne olursa olsun çocuklarını kendi yaşadığı zorluklarla baş başa bırakmayacağını söylüyor: “Saçımı süpürge ederim yine de benim yaşadıklarımı onlara yaşatmam.”

ESKİ ÇOCUK İŞÇİDEN BİR SESLENİŞ

Kimine göre sistem kimine göre aile. Gerçek olan bir durum var ki bu ülkenin yoksul kadınları işe çocukken başlıyor, hayatı iyisiyle kötüsüyle en küçük yaşlarda tanıyor.  Küçükken aldığımız üç kuruş para gözlerimize mutluluk olarak yansıyor ama asla geçinemeyeceğimiz paralar için döktüğümüz alın teri bizi çocukken yaşlandırıyor.  

Ben de tam 8 yıldır çalışıyorum. Kazandığım üç kuruşa alamadıklarım var hâlâ hayalimde. Çocukluğumda almak istediğim bir oyuncak arabam vardı hâlâ aklımda. Sorumlulara çocukluğumdan bir sesleniş: Bizler bu ülkenin gelecek nesliyiz.  Çocuklar sadece ailenin değil bu toplumun çocuklarıdır.  Geleceğine sahip çık!.


‘BAŞBAKAN ÖNCE ÇOCUK İŞÇİLERE BİR BAKSIN’

Leyla 38 yaşında, Dersimli. Hükümetin yanlış politikalarından çok dertli. Esas sorunun asgari ücretin bu kadar düşük olmasından kaynaklandığını düşünüyor. Eğer asgari ücret bir ailenin geçimini sağlayabilecek düzeyde olsa kimsenin çocuklarını ağır yükler altında bırakmak istemeyeceğini, çocukların çalıştırılmasının bir tercih olmadığını söylüyor. Her ne kadar bu bir tercih olmasa da ailelerin de kız çocukları konusunda biraz daha hassas olması bu memleket koşullarında bir zorunluluk ona göre. “Aileler kendilerini zorlasınlar, kız çocuklarının geleceğinden feragat etmesinler hemen” diyor. Başbakanın 3 çocuktan 5 çocuğa çıkan polemiğine ise çok tepkili. “Önce sokaktaki, Çağlayan’ın atölyelerindeki çocukların hayatına baksın, sonra bu cümleleri kursun” diyor.


BU SINIF FARKI DEĞİLSE NE?

Songül 36 yaşında. Kuaför dükkanı olduğunu ve yanında 13 yaşında bir kız çocuğunun çalıştığını söylerken hemen bir ek yapıyor: “Aslında onun çalışmasını hem istiyorum hem istemiyorum. Kendi ayakları üzerinde durması için bu bir fırsat. Ama lüks semtlerde onunla aynı yaşlardaki çocukların yaşamlarını görünce içim acıyor, sınıf ayrımı bu değil mi işte”. Songül’e göre hükümet kız çocuklarının çalıştırılmaması için gerekenleri yerine getirmiyor. Çünkü her şeyin başı ailenin ekonomik zora sokulmaması. “Sadece asgari ücretin durumu mu? Hayır. Elektriğe, suya, doğal gaza yapılan zamlara bakın. Hangi aile nasıl geçinsin de çocuklarını çalıştırmasın?” diye soruyor. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net