Cihangir’de bir taşınma hikayesi

Cihangir’de bir taşınma hikayesi

Aslıhan Erguvan’ın yazıp yönettiği ‘Lulabay’ bir taşınma hikayesi. Erguvan’ın ilk yazdığı oyun Lulabay, Cihangir’deki gündelik yaşamı fon alan oyun ‘Oror im Pahlahs’ adlı bir Ermeni ninnisi ile başlıyor.Sahnede sandalyeler ve dört oyuncu bulunuyor. Oyun ilerledikçe sandalyelerle mekanlar artıyor, oyuncularla da

Sevda Aydın

Sahnede sandalyeler ve dört oyuncu bulunuyor. Oyun ilerledikçe sandalyelerle mekanlar artıyor, oyuncularla da karakterler. Biri anında bir kafede oluveriyor, diğeri hemen yaşlı bir adam oluyor, bir diğeri işsiz oyuncu oluyor, biri Cihangir’in meşhur sokak kedisi… Nail Kırmızıgül, Fatih Sevdi, Zuhal Gencer Erkaya ve Aslıhan Erguvan birbirinden farklı karakterler arasında hızlı ama rahatsız etmeyen, yormayan geçişler yapıyor.

PARÇALARA BÖLÜNMÜŞ HİKAYELER

Yazar oyunu çok küçük parçalara bölmüş. Mesela ‘Ev kedisi’ rolündeki Aslı Erguvan, aniden ünlü adamın sevgilisi rolüne dönüşüyor, sonra yine aynı hızlılıkla ama bu kez bir sokak çocuğu olarak sahnede beliriyor. Zuhal Gencer Erkaya’yı da aynı hızla erkek karakteriyle görüyoruz. Cihangir’in orta yerinden ‘bir taşınma’ hikayesinin içine alıyorlar bizi. Sahnedeki bu değişimler elbette tek başına karakter geçişleri değil, aslında yaşamla kurduğumuz ilişkinin, kimliğimizin, duygularımızın arasındaki geçişler bunlar. Sahnenin bu parçalı yapısında pek çok hikayeyle karşılaşıyoruz. Genç bir çiftin mutluluğunu izlediğimiz sahnenin sonrasında parası olmadığı için eve gidemeyen bir çocuğun hikayesiyle çarpışıyoruz. Ya da genç bir kadına aşkını itiraf edemeyen yaşlı bir adamın, genç kadının ruhuna yakın bir yerden çilekli sakız hediye edişini izlerken, açık pencereden sokağa kaçan ev kedisinin pişmanlığına tanık oluyoruz.

Lulabay, merkezinde bir taşınma hikayesiyle ilerlerken, hem Cihangir’in popülerliğiyle inceden dalga geçiyor, hem de basit bir mahalle ortamı sunuyor. Kafesiyle, pastalarıyla, duvar köşelerinde bekleşen kedileriyle soft bir anlatıma sahip. Zaman zaman güldürüyor, zaman zaman da bir boşluk hissi yaratıyor. Kedinin pişmanlığında, parasızlıktan eve gidemeyen çocukta ya da dışarıdaki yaşamda yer bulamayan bir sokak çocuğunun perişanlığında insana dair pek çok şey gelip sizi yakalıyor.
‘Lulabay-Bir Cihangir Hikayesi’ 11 ve 18 Martta salon İKSV’de izlenebilir. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net