‘Çocuklar askerde analar evde uykusuz’

‘Çocuklar askerde analar evde uykusuz’

Kürt sorununda çözüm için görüşmelere yönelik her gün yeni bir tartışmanın gündeme geldiği bu günlerde, bu tartışmanın sözü en az duyulan kesimi olan kadınlar, yaşanan 30 yıllık savaşın etkilerini kendi hayatlarına bakarak anlatıyor. Hayat Televizyonu’nda yayınlanan Ekmek ve Gül programı içi

Sevin Çelik

YOKSULLUKTA EŞİTLİK

30 yıldır yaşananlara anlam veremeyen çok. “Ben Aleviyim” diye söze başlayan bir kadın, Kürtlerin ne istediğini hiç anlamadığını söylüyor. “Ben ne imkana sahipsem onlar da sahip” diye iddia ediyor. Ona göre müzakereyle barış sağlanmazmış. “Ne AKP’ye ne de BDP’ye güveniyorum. Halkı kandırmayan bir tane bile parti var mı?” diye soruyor.

Kürt bir kadın yanıtlıyor onu “Eşit miyiz biz seninle? Yoksullukta bile eşit değiliz ki? Bak Kürtlere, halkın en yoksulu onlar değil mi?” diye sorarak.

Araya bir başka Alevi kadın giriyor: “Biz de eziliyoruz. Cemevlerini ibadethane olarak görmüyorlar. Bizim inancımızı aşağılıyorlar.
Aşağılamanın ne demek olduğunu biz Aleviler biliyoruz. Bunu aşmak için barışın gelmesi lazım, silahın susması lazım. Ancak o zaman Kürtlerle Türkler, Aleviler ile Sünniler eşit haklara sahip olacak” diyor.  

SAVAŞ , GÖÇ, EN  AZINA RAZI OLMA HALİ...

Hatun, 17 yaşında evlendirilmiş genç bir kadın. 3 çocuğu var. Evde elişi yapıyor, karşılığında aldığı para ise aylık ekmek parasını bile karşılamıyor. Çok istemesine rağmen hiç çalışmamış dışarıda; “Ne uygun bir iş vardı, ne de çocuklarımı bırakabileceğim bir yer. Kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyordum, çalışırsam özgüvenim yükselir diyordum. Ama iş güç yok. Çünkü istiyorlar ki hep daha ucuza çalışasın. Göç edip gelen insanlar daha ucuza çalışmaya razı oluyor mecburiyetten. Herkesin emeğinin hakkını alması için ha bire zam her şeye vergi denmesinden vazgeçilmesi lazım. Ama sen savaşırken bunu nasıl yapacaksın?” diyor.

Her gün televizyonlarda izledikleri tartışmaları kendi mahallelerinde istedikleri gibi, nasıl düşünüyorlarsa öyle tartışmak iyi geliyor kadınlara. Program bitiminde biri şöyle söylüyor: Bunları konuşmasak hiç bilmeyeceğiz kapı komşumuzun içinde neler olduğunu, neler yaşadığını. Herhalde biz uzlaşmadan yukarıdakiler uzlaşamayacak.”


‘KORKUYLA YAŞAMAK İSTEMİYORUZ’

Kadınların savaş-barış tartışmasında en çok gündem olan konu çocuklarının askere gitmesi. Bir kadın üstüne basa basa şunu söylüyor: “Bir tane zengin çocuğu var mı şehit olan? Hangimiz çocuklarımızın bedelli parasını ödeyip de, ona çürük raporu alıp da yanımızda tutabildik çocuklarımızı? Hep korkuyoruz, üzülüyoruz, onlar askerde biz evde uykusuzuz. Ne için?” Sorunun cevabından kendisi de emin değil aslında. Sadece bu korkuyla yaşamak istemediklerini söylüyor. Aralarında genç bir kadın var; adı Yaren. Kürt olmadığı halde çok beğendiği için kızının adını Rojda koymuş. “İnanır mısın sırf bu yüzden en yakınımdakilerden bile hakaret gördüm” diyor. Bu küçücük olay onun bazı şeylere bakışını değiştirmiş. “İnsanın çocuğuna kendi dilinde isim koyması bile yasaksa nasıl bir memleket olur orası ? Ben Kürtlerin ana dilde eğitim hakkını çok savunuyorum. Kendim için istediğimi herkes için istiyorum” diyor. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net