Gerçekler  acıdır

Gerçekler acıdır

“Bir kadın soyuluyorKamaşıyor kem gözlerMemleket soyuluyorGörmüyor gözlüklüler” Şair Eşref Dilimizde bir çok sözcüğün farklı anlamları vardır. Bu dilin zenginliğidir. Anlam bilim kurallarına göre sözcüğün ilk anlamı gerçek anlamıdır. Sözcüklerin dilde k

Halit Keskin

“Bir kadın soyuluyor
Kamaşıyor kem gözler
Memleket soyuluyor
Görmüyor gözlüklüler”
 Şair Eşref

 Dilimizde bir çok sözcüğün farklı anlamları vardır. Bu dilin zenginliğidir. Anlam bilim kurallarına göre sözcüğün ilk anlamı gerçek anlamıdır. Sözcüklerin dilde kullanım süreçleri içerisinde zamanla başka anlamlar kazandığı gerçektir. İşte sözcüğün ilk anlamı dışında zamanla farklı anlamlarda kullanılmasına yan anlam diyoruz. Ben demiyorum anlam bilimciler gerçeği böyle açıklıyor.
Yıllar öncesinden, Şair Eşref “soyulmak” sözcüğünü iki farklı anlamda kullanarak kendi yaşadığı dönemde toplumu uyarma görevi yaparken, günümüzde de bizlere uyarı görevini yerine getiriyor. Aydın olmanın gereği de budur zaten. Bu yüzden gerçekler acıdır, gerçeklerin açıklanmasından korkanlar için. Yine bu yüzden her öğretim yılının başında öğrencilerime aydın olmanın  gerekliliğine vurgu yapar ve bu dizeleri kompozisyonun defterlerinin ilk sayfasına yazmalarını öğütlerdim.
“Aydın, bir toplumda uzun çaba ve uğraşlardan sonra, alnında ilk ışığı hisseden insandır.” Şair Eşref, Pir Sultan Abdal, Nesimi de bu tanıma örnek olmayı çoktan hak etmişlerdir. Sözün anlamına uygun olarak, öğrencilerimden öncelikle aydın olmalarını ister ve bunun için çabalamalarını isterdim. Çünkü gerçekler aydınlatılmadıkça karanlıklar daha çok artar. Karanlık toplumun üzerine karabasan gibi çöker. O zaman korku toplumu olmaktan kurtulamayız. Aydının görevi toplumu aydınlatmaktır, karanlıklar sürmesin diye. Efendilerin temsilcileri kürsüye çıkar. Bol bol “ileri demokrasi”ye geçtikleri nutuklarını atarlar. Aslında buna kendileri de inanmazlar ama ne yapsınlar inanmış gibi görünürler zavallılar. Görünürler ki efendilerine karşı görevlerini yerine getirdiklerini kanıtlasınlar.
Efendilerin temsilcileri kürsüye çıkar, ekonominin büyüdüğü, kişi başı gelirin 14 bin doları bulduğunu, işsiz sayısının azaldığını söylerler. Ama korkarlar üç yüz bin öğretmenin işsiz kaldığını , işsiz kaldığı için yirmi öğretmenin intihar ettiğini söyleyemezler. Çünkü gerçekler acıdır. Gerçeği söylerlerse efendilerinin üzüleceklerini bilirler. Bu yüzden, gerçeği söylemeyi bir türlü beceremezler. Bu nedenle üzerler, gerçekleri söyleyen aydınları.
Egemenler, Şair Eşref’in şiirinde ikinci anlamda kullandığı soygun düzenlerinin iç yüzünün görülmesinden hiç hoşlanmazlar. Hele bir de, sömürü düzenlerine karşı çıkanların alana çıkmalarını görünce zıvanadan çıkarlar. Çünkü onlar bölücü ve vatan hainleridir. Anamallarının bekçilerini üzerlerine sürmeyi pek severler onların.
Ancak bu beceriksizlere bir öneride bulunmam gerekiyor. Şair Eşref’i bugünü gördüğü için, bekçilerini göndersinler, mezarlarından çıkarıp yargılasınlar, sonra da darağacına çıkarsınlar. Hak ettikleri cezayı versinler, başka Şair Eşreflere de böylelikle güzel bir ders versinler. Denizleri, Yusufları, Hüseyinleri “Asmayalım da besleyelim mi” mantığına uygun olarak ortadan kaldırın. Yoksa tekerlerinize çomak sokan olur. Pir Sultan Abdal dar ağacında niçin asıldı? Nesimi’nin diri diri derisi niçin soyuldu dersiniz? Gerçekleri söyledikleri için bunlar olmadı diyebilir misiniz?
 Ne öneri ama... 

www.evrensel.net