Sendikal mücadelede sendikaların yeri

Sendikal mücadelede sendikaların yeri

Küreselleşen dünyada: sınıf kavramına daha geniş bir perspektiften bakmamız lazım. Klasik kol ve emek gücü yeterli gelmemektedir. Tüm ezilenlerin, sistem karşıtı tüm güçlerin, ortak bir paydada buluştukları bir sınıfsal tanım yaratılmalıdır.Sendikal sınıf anlayışı, bürokratik bir yapılanmaya gitmiş, toplumun ihtiya&ccedi

Muharrem Tümür

Küreselleşen dünyada: sınıf kavramına daha geniş bir perspektiften bakmamız lazım. Klasik kol ve emek gücü yeterli gelmemektedir. Tüm ezilenlerin, sistem karşıtı tüm güçlerin, ortak bir paydada buluştukları bir sınıfsal tanım yaratılmalıdır.
Sendikal sınıf anlayışı, bürokratik bir yapılanmaya gitmiş, toplumun ihtiyaçlarına cevap olamamıştır. Savunduğu sınıfın değerlerinden uzaklaşmış, toplumun sorunlarını göremeyen, çözüm üretemeyen, sadece yasallıktan aldığı güçle bürokratizm içinde boğulan bir anlayış gelişmiştir. Bunu bir örnekle açmaya çalışayım: sendikaların genel başkanları 40 bin TL şube başkanları 5 bin TL alıyorsa ve çalışanlar 600-700 TL alıyorsa orada bir sıkıntı var demektir. Çünkü merkez tabandan kopuk bir yaşam sürmekte ve sınıfsal ayrışma oluşmuştur.

Oluşturulan genel kurullarda da tabanın sesi bürokratizm belasından dolayı çıkmamaktadır. Doğru bir  perspektif oluşturulmadığından inanç ve ideolojimizin yaşamla uyuşabilme sıkıntıları ortaya çıkmaktadır. Bununla beraber kendi kendimize yabancılaşma toplumdan kopuk bir yaşam alanı yaratılmaktadır. Bu da toplumsal çelişkilerde oynamamız gereken rolümüzün yerine getirilmemesine neden olmaktadır.

Daha somut bir örnekten gidelim; günümüzde coğrafyamızda yaşanmakta olan Kürt problemini batıda ayrı , doğuda ayrı dile getiriyoruz. Sendikaların temel görevi realiteyi görüp ona göre politika belirlemekken şoven milliyetçi, faşizan tutum takınmasına neden olabilir. Bir işçinin böyle bir tutum takınmasının nedenlerini irdelememiz gerekmiyor mu? Aynı problemleri yaşamamıza rağmen, sınıf  farklı ideolojiler etrafında kümeleşmektedir. Belki de batıdaki işçilerin yoksulluk derecesi daha fazla. Bölgede durum biraz daha farklı bizler iki cenderede sıkışmış bulunmaktayız. Bir sınıfsal, bir de halk olma gerçekliğimizden kaynaklı oluşan devletin baskısı. Mevsimlik işçi göçleriyle birlikte Bölgedeki aileler fındığa, pamuğa ve tarlalarda çalışmaya gitmektedirler.Yaşam alanları kısıtlı. iletişim kurma zorlukları var ve düşük ücretlerle çalışmaya zorlanmaktadırlar. Batıda bulunan sendikalar ve sendikacılar onlara yaklaşımda görevlerini yerine getirebiliyorlar mı? İnsani temelde sorumluluklarını yapabiliyorlar mı? Sonra deniliyor ki olaya ideolojik yaklaşmayalım, ideolojisiz bir sendikal anlayış olabilir mi?

Küreselleşmenin gelişim boyutuyla birlikte dünyada gelişen kooperatifleşme ve kollektivizm hamlesi az da olsa buna direnebilmiş, bizde ise demokratik toplumcu sendikal anlayışla direnilmeye çalışılıyor. İş kollarımızda örgütlü olan Belediye-İş, Genel-İş, Hizmet-İş bürokratik işleyişten kaynaklı ideolojik fark yaratılamamaktadır. Sendikal bürokratik anlayış, iktidarın vermiş olduğu tüm olanakları kullanmayı becermiş ve iktidarlaşmıştır. Yerelin gücü merkeze bağımlı hale getirilmiş, orada da bürokratizm olabildiğince yoğunlaştırılmıştır. Sendikal bürokratizm yıkılması için gerekenleri şöyle sıralayabilirim: yerel güçlendirilmeli, inisiyatif almalı, genel merkez, şube yönetimleri iki veya bir dönemle sınırlandırılmalıdır. Genel merkez ve şube yönetiminde çalışanların ücret skalaları çalışanla aynı olmalıdır. Tüm sendikalarda işçi meclisleri oluşturulmalı, kararlaşmalar işçi meclislerinde alınmalı veriler şeffaf olmalı, aidatların yerele devri gerçekleştirilmelidir. Yalnızca küçük bir kısmı merkeze aktarılmalıdır (grev fonu ve merkez aidatı). Örgütlenmeler yeniden tanımlanmalı ve herkesi kapsamalı (işsiz,ev hanımı, taşaron işçileri, çocuk işçiler, öğrenciler, özel sektörün her alanında) olmalıdır. Genel merkezlerde bulunan tüm varlıkların işçiye devri gerçekleştirilmeli, esnek bir örgütlenme modeli oluşturulmalıdır. Sonuç olarak emeğin kapital sistemdeki değer ölçütünün reddi ve sendikal bürokratik anlayışın genel merkezler dahil yıkılması, oluşturulan çemberin kırılması, yeniden inşa şiarıyla birlikte bilimin ve emeğin tüm topluma mal edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

(*)Genel-İş Sendikası Diyarbakır Şube Yöneticisi

www.evrensel.net