Bu oyun sömürüsüz bir dünya fantezisidir

Bu oyun sömürüsüz bir dünya fantezisidir

Jean Genet’nin 1958’de yazdığı “Zenciler”, Türkiye’de ilk kez profesyonel olarak Dip Sahne Oyuncuları tarafından, Kumbaracı50’de sahnelenmeye devam ediyor. İçerdiği siyasi ve cinsel göndermeler nedeniyle Türkiye’de daha önce hiçbir profesyonel tiyatro tarafından sahnelenmeye cesaret edilemeyen oyunun çev

Cihan Bilgen

“Bu oyun sömürüsüz bir dünya fantezisidir. Değerlerin alt üst olduğu günümüz dünyasında, üst sınıfa mensup kişilerle alt sınıfa ait insanların çatışmasını anlatan ‘Zenciler’ güzel bir dünyaya ulaşmanın hayali paradoksunu sunuyor bizlere” diyen Yönetmen Nilay Erdönmez aynı zamanda oyunda rol de alıyor.

“Zenci ne demektir? Bugünün zencileri kimlerdir?” diye soran Erdönmez anlatmaya devam ediyor; “Genet’ye bir gün bir oyuncu gelip ondan zencilerin oynayacağı bir oyun yazmasını ister. ‘Bir zenci nedir diye düşündüm, her şeyden önce rengi nasıldır?’ diyor Genet. Zenci ne demektir? Zenciler sömürgeleştirilmiş topraklarda yaşamış olan insanla hayvan arası yaratıklardır. Politik haklarından ve güçlü bir zorlayıcı sistem nedeniyle zenginliklerin eşit bir biçimde yeniden dağılımından yoksun kalan insanlardır. Dünyada liberal sistemin neoliberallik boyutuna erdiği günümüzde saflar artık ikiye bölünmüş halde. Tam da bu noktada karşımıza zaten çoktan keşfedilmiş olan beyaz zencilik kavramı çıkıyor. Gündelik sömürü sisteminde; ezilen, kullanılan, metalaştırılan, artı değere dönüştürülen, piramidin en altındaki o insanlar bugünün zencileridir. Ekonominin refah düzeyini sağlayan, az masraflı ucuz iş gücünü karşılayan insanlar. Renkleri her ne olursa olsun. Siyah, beyaz, mor, mavi, yeşil, kırmızı...”

TARİHLER FARKLI AMA SİSTEM AYNI

Rejiyi oluştururken zorlandığını, textin çok uzun olduğunu 70 dk. süren oyunun tamamının 3 saati bulabileceğini söyleyen Erdönmez; “Cezayir’de oyunla birlikte kıyametler kopuyor, olaylar çıkıyor, o dönem zencilerin oynaması için yazılmış, bugünse zencilik artık siyah renkten ibaret olmayan bir kavram. Tarihler farklı ama sistem aynı işliyor, değişen bir şey yok.” diye anlatıyor. Erdönmez’in en sevdiği replik, “Benim uzun saçlarıma, parmaklarını hiçbir zaman sokmayacaksın”. Aynı zamanda oyunun final repliği bu. “Topraklar, sazlıklar, toprağın saçı meselesi olduğu için, ne yaparsan yap, benim toprağıma girme demenin bu kadar şiirsel ve estetik bir anlatım şekli daha olamaz” diye anlatıyor final cümlesini Erdönmez.

BİZ OYUNU OYNARKEN DIŞARIDA YİNE OLAYLAR VARDI

“Günümüzde zencilik kavramı spesifik olarak geçerliliğini kaybetmiş, artık daha büyük bir ötekilik durumu var” diyen oyunculardan Bedir Bedir; “Artık herkes zenci, Kürt, Laz ya da cüce olabilir, her türlü ötekiliğe göndermede bulunuyoruz oyunda. Sahnede vakti zamanında birebir zenciler tarafından oynanırken oyunun dışında da tiyatroya gelen seyircinin evleri talan ediliyor, yağmalanıyor. Onlar da tiyatro yaparak seyirciyi oyalıyor, bir Fransız Devrimi ortamı yaşanıyor. Biz bu akşam oyunu oynarken Taksim’de bağımsız adayların veto edilmesiyle ilgili olaylar vardı. Bugün de öyle bir yere oturdu oyun, tam adresini buldu. Ötekilik durumu nedir, ötekiler kimler tarafından yargılanır, bu yargılamada suçlu kimdir ve sonunda cezayı kimler hak eder? Sorularına yanıt arıyor oyunumuz.”

‘Zenciler’ Mayıs ayı boyunca Kumbaracı50 sahnesinde gösterimlerine devam edecek. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net