Şirince’de yıkım ertelendi

Şirince’de yıkım ertelendi

İzmir’in şaraplarıyla ve güzelliğiyle ünlü köyü Şirince’de yıkım belirsiz bir tarihe ertelendi. İmar planına aykırı yapıldığı iddiasıyla aralarında küçük otel, pansiyon ve evlerin de bulunduğu 95 yapıdan 22’si dün yıkılacaktı. Ancak önceki gün akşam saatlerinde yıkımın ertelendiği duyuruldu.

Aralarında Yazar Sevan Nişanyan’a ve Aziz Nesin’in kurduğu Nesin Vakfına ait evlerin de bulunduğu binaların “kaçak” oldukları gerekçesiyle yıkılacağı duyurulmuştu. Yıkımı engellemek için eylem hazırlıkları yapan Sevan Nişanyan erteleme kararının kendisine iletildiğini söyledi. Yıkımın “şemdilik” ertelendiğini belirten Nişanyan, kesilen elektriklerinde bağlanacağını belirtti. Nişanyan, “Yıkımın ertelenmesi iptal edildiği anlamına gelmiyor, her an yine olabilir” dedi.
İzmir İl Genel Meclisi Başkanı Serdar Değirmenci ise Milliyet’e yaptığı açıklamada evlerin ya yıkılması ya da Bayındırlık ve Kültür ve Turizm Bakanlığının uygun hale getirmesi gerektiğini ileri sürerek, “Mevcut yasalara göre hükümet herhangi bir düzenleme yapmadığı sürece elimizde başka çare yok. Keşke gerekli yasal düzenlemeleri daha önce yapsalardı. Köyde başka evler de yıkılacak” diye konuştu
ALİ NESİN’DEN MEKTUP
Öte yandan önceki gün kamuoyuna hitaben bir mektup yazan Ali Nesin, yıkım kararına tepki gösterdi. Mektubunda, “Hayatın bir mücadele olduğunu biliyordum da, doğrusu böylesine yoğun bir mücadeleden habersizdim. Sel, deprem, bora, tufan ve her türlü afet, hepsi vız gelir, ama aptallık karşısında acz içinde kalıyorum, ne yapacağımı, ne söyleyeceğimi, nasıl davranacağımı bilemiyorum. Bu yüzden sizleri bilgilendirmekte geciktim” diye başlayan Nesin, Nesin Vakfının Şirince’deki iki evinden biri hakkında yıkılma kararı olduğu belirtti. Bu evlerin Nesin Vakfına ayda 1500 lira kira getirdiğini ifade eden Nesin, “O parayla çocuklarımızı besliyor, ısıtıyor, giydiriyor, okutuyorduk. Ev deyip geçmeyin. Bunlar bildiğiniz evlerden değil. Nakış gibi işlenmiş olağanüstü güzellikte iki Rum evi. Sadece gelir değil, aynı zamanda gurur kaynağımızdı bu evler. Ve sadece Türkiye’ye değil, dünyaya kazandırdığımız zenginliklerdi. Çocuklar kazanıyor, Şirince kazanıyor, Türk turizmi kazanıyor, insanlık kazanıyor, üstüne üstlük kimse kaybetmiyor... Daha ne!” diye sordu.
ÇÜRÜMEYE BIRAKILAN TARİHİ EVLER
Nesin, Şirince’de yıkılmak istenen evlerin tarihi hakkında da bilgi verdiği mektubuna şöyle devam etti: “1998’de Şirince’ye Sevan Nişanyan dostumu ziyarete gittim. Eski bir Rum evini restore etmiş. Muhteşem bir ev, ne evi, olağanüstü bir başyapıt, baş döndürücü bir güzellik, kelimelerle ifade edilemeyecek bir şey. İskeletin yarısından çoğu gitmişti, sadece bayıra dayalı kısmı kalmıştı, ikinci katın yerinde de yeller esiyordu. Her uygar insan gibi önce izin almaya çalıştık. Türkiye’ye yeni gelmiştim, saf ve temizdim o zamanlar! Meğer izin almak mümkün değilmiş. Şöyle bzir sahne canlandırın gözünüzde: Bir sabah uyandığınızda, doğup büyüdüğünüz dededen kalma evinizin tarihi eser olduğuna karar verildiği, dolayısıyla bir sonraki emre kadar çivi çakamayacağınız söyleniyor.
Sen kimsin, ne hakla, ne tarihi gibi sorular soramıyorsunuz. Sonuç mu? Sonuç şu: Damınız akıyor, aktaramıyorsunuz. Ahırınız yıkılıyor, onaramıyorsunuz. Evladınız evleniyor, oda ekleyemiyorsunuz. Sıcak basıyor, çardak dikemiyorsunuz. Keçiler bahçenize giriyor, bahçe duvarı yapamıyorsunuz... Şirince yaşanmaz bir yer oluyor. Ve kaç yıl boyunca? Sıkı durun: Tam 27 yıl boyunca! Yani bir kuşak boyunca! El insaf! Buna zulüm denir. Devletin vatandaşına yaptığı zulümdür bu. Başka da adı yoktur. Büyük Z ile zulüm”
“Güzelim Rum evleri teker teker yok oluyor, Şirince boşalıyor, bir tarih yok oluyor ve acısını köylü çekiyor. Ama devlet erkanının umurunda değil. Neden olsun ki, onların damı akmıyor ki!
Bu arada cesur bir adam çıkıyor ve bu yok oluşa izin vermiyor. Seversiniz sevmezsiniz, Sevan Nişanyan bir fenomendir. Sanki elinde sihirli değnek, neye el atsa ortaya güzellikler saçılır. Tartışın, kavga edin, ama bu yeteneğini de lütfen teslim edin”
22 KÖY EVİ YIKILACAK
“Sevan da (ve ayıptır söylemesi) ben de iyiyi, doğruyu, güzeli gördük mü dayanamayız. Sonunda ölüm olsa o yolda gideriz. Dostluğumuzu da biraz yarım aklımıza ama daha çok bu inadımıza borçluyuz. Öyle yaptık. Aptallık yerine iyiyi, doğruyu, güzeli tercih ettik. Aynen Matematik Köyü’nde yaptığımız gibi.
Arsa dahil toplam 70 bin dolara iki göz kamaştırıcı yapıt daha ortaya çıktı. Bu iki evden biri yarın yıkılacak. Bugün birini, yarın diğerini, bir sonraki gün de Matematik Köyü’nu yıkarlar. Sadece Nesin Vakfının değil, Nişanyan evlerinin ikisi de dahil olmak üzere toplam 22 köy evi yıkılacak. Köylüler infial halindeler. Devletle halk karşı karşıya. Dokuz nüfuslu yoksul bir ailenin iki göz evi yıkılacak örneğin. Hem de bu kış kıyamette. İnsanların kimseye zarar vermeden, kıyıda köşede biriktirebildikleri üç beş kuruşla, alın teriyle, emekle yaptıkları evler yıkılacak.
Aptallığı yeterince yazdım sanırım, yazmaktan ben sıkıldım. İşin özüne geleyim: Gelin Şirince’de konuğumuz olun. Yarattığımız güzellikleri son bir defa görün. Vahşete ve tarihe tanık olun. İşin özünün özü: Bir iki gün içinde gerçekleşecek bu vahşetin sorumlularını herhalde merak ediyorsunuzdur. Söyleyeceğim. Ama içim kan ağlaya ağlaya söyleyeceğim: İzmir İl Özel İdaresi ve Cumhuriyet Halk Partisinin egemenliği altındaki İzmir İl Genel Meclisi. CHP artık kime şikayet edilir bilmiyorum; son merci öleli 70 küsur yıl olmuş. Sayın Kılıçdaroğlu: Ne yap ne et, bu halkı bu halk partisinden kurtar! Şirince gibi on köy, Nesin Vakfı gibi on vakıf feda olsun, yeter ki bizi bu halk partisinden kurtar. Muhtaç olduğun kudret halk partisinde değil, bu halkın kendisinde mevcuttur! Sevgi ve saygılarımla” (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net