MAS-DAF işyerinde yaşananlar

MAS-DAF işyerinde yaşananlar

Mas-Daf'ta yaşananlar hakkında birinci elden kamuoyunu doğru bilgilendirmek gerekir.Şirket yetkililerinin yaptığı basın açıklaması Düzce kamuoyunda doğru olmayan tartışmalara neden olmuş durumdadır. Mas-Daf Fabrikasında Birleşik Metal-İş Sendikası Temmuz 2010 yılında örgütlenerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yetki m

Telat Çelik

Şirket yetkililerinin yaptığı basın açıklaması Düzce kamuoyunda doğru olmayan tartışmalara neden olmuş durumdadır. Mas-Daf Fabrikasında Birleşik Metal-İş Sendikası Temmuz 2010 yılında örgütlenerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yetki müracaatı yapmıştır.

Sendikanın işyerinde örgütlendiğini öğrenen işverenlik yirmi iki işçiyi değişik sebeplerden işten atmıştır. Kapı önü direnişine başlayan sendika üyeleri, tam 120 gün eylem yapmıştır.

Bu eylemlilik sürecinde pekçok olay meydana gelmiş ve bunların pek çoğu kamuoyuna yanmıştır. Daha eylemlerin başlamasından kısa bir süre sonra Bakanlıktan Sendikaya yetki belgesi gelmiştir. İşverenlik sendikanın yetki belgesine sırf süreyi uzatmak için itiraz etmiş ve içerideki işçileri de defalarca sendikadan istifa etmeleri yönünde baskılandırmıştır.

İşçilerin sendikadan istifa etmemeleri üzerine işyerine yeniden işçi alıp örgütlülüğü kırmaya çalışmıştır. İçeri yeni alınan

işçiler de bu sürede diğer işçilerle birlik olup sendikaya üye olmuştur.

Bu olaylar bu şekilde devam ederken, işveren vekili idare amiri bir sabah fabrika girişinde çalışan işçilerden on üç tanesini kendi aracıyla ezerek yaralanmasına neden olmuştur.

Kamuoyuna yansıyan bu yaralanma olayı toplumda infial yaratmış ve işveren geri adım atıp sendikayla bir protokol çerçevesinde atılan işçilerden on altı tanesini geri alıp anlaşma yapmasını sağlamıştır.

Bu yapılan anlaşmanın bir kısmı yazılı, bir kısmı ise sözlü olarak yapılmıştır.

Anlaşmadan sonra işyerinin yemekhanesine toplanan gerek mavi yaka çalışan ve gerek beyaz yaka çalışanın tamamının olduğu bir toplantı yapılmıştır. Bu toplantıda gerek sendikanın genel başkanı ve gerek işyerinin genel müdürü ağız birliği içerisinde sürecin normalleşmesi gerektiğini açıklayarak, üretim normalleştikten sonra işçilerin beklentisi olan toplu sözleşme için, yetki itirazı geri çekilerek anlaşma yapılacağı işçilere deklare edilmiştir.

Sonrasında fabrikada üretim normalleşmiş ve biriken işler kısa sürede yetiştirilerek müşterilerine karşı taahhüdü yerine getirilmesi sağlanmıştır.

Anlaşmadan aylar geçmesine rağmen işverenlik verdiği sözleri unutup ilerleme sağlamamıştır. İşverene verdiği sözler hatırlatılınca, işverenlik toplu sözleşme taslağını isteyip sendikanın İşyeri temsilcilerini atamasını istemiştir. Sendika işyeri temsilcilerini atayıp toplu sözleşme taslağını işverene vermiştir. Yapılan ilk görüşmede işveren sendikanın temsilcilerini tanımadığını, işyerine yazı asarak ilan etmiş, masada ise asla yetki itirazını geri çekmeyeceğini ve mahkeme sürecinden sonra ancak toplu sözleşme görüşmelerine başlayacağını ilan etmiştir.

Tüm bunlar tam on ay sürmüştür.

İşveren daha önce kendisinin bildirdiği işyeri iş koluna ise, yine kendisi sırf süreyi uzatmak için itiraz etmiştir. Üstelik bu itirazı bilerek yetkisiz yerdeki mahkemede açarak sürenin daha fazla uzamasını sağlamıştır.

Hukuk en kısa sürede sonuçlandırsa bile Mas-Daf Fabrikasında yetki mahkemesi en az üç yıldan önce bitmeyecektir.
Aslında tüm bunlar açıklıyor orada yaşanan insanlık ayıbını.

Türkiye'nin tam da orta yerinde seçim öncesi bir insanlık dramı yaşanmaktadır. On aydan beri sendikalı olmasına rağmen işveren tarafından sürecin uzatılması sonucu işçiler sendikal haklarını kullanamamaktadır. Üstelik de işveren, işçilerin birliğini bozamayınca son hamle olarak tüm işçileri kapının önüne tazminatsız koyarak onları açlığa mahkum etmiştir. Böylelikle onların birliğinin bozulup, gelip işverenin ayaklarına kapanmasını sağlamayı umut etmektedir.

İşçilere yılbaşında zam yapmayıp onlara en az üç yıl beklemelerini söyleyen işveren, kapsam dışına ise %20 ila %60 arası zam yapmayı ihmal etmemiştir. Çalışan işçileri arabayla ezip yaralanmasına neden olan işveren vekili olan, sabıkalı bu müdürünü İşten çıkarttım diyerek yalan söylemiş, bir de yılbaşında kendisine mükafat olarak %43 zam yapmıştır. Üstelik de bunca zaman fabrikada çalışmayıp maaş almasına da göz yummuştur.

Tüm bu olaylardan sonra işçileri kapı önüne koyan işveren, basına bir beyanat verip kamuoyunu yanıltmış, işçilerin 1200 ila 1700 tl. maaş aldığını iddia etmiştir. Oysa ki mavi yaka sendikalı işçilerin %90'ı 600 tl.'ye çalışmaktadır. İşveren kamuoyunda böylelikle işçileri nankör olarak gösterip kendi ayıbını örtmeye çalışmıştır.

Mas-Daf işçisi ekmeği için, geleceği için onurlu mücadelesini tam on aydan beri sürdürmektedir. Türlü karşı saldırılara rağmen birliğini bozmadan mücadele etmiş, bundan sonra da edecektir. Düzce'de yaşayan diğer işçi dostlarıyla ve omuzdaşlarıyla elbet bu mücadelesini başarıyla sonuçlandıracaktır. Kazanım Düzce'nin kazanımı kayıp ise yine Düzce'nin kaybı ve ayıbı olacaktır.

*Birleşik Metal İş Kocaeli Şube Sekreteri

www.evrensel.net