Van’da devletin uğramadığı mahalle
Depremin üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçti. Van merkezdeki Hacıbekir ya da halk arasındaki ismiyle Xacort Mahallesi’nde değişen pek bir şey yok. Onlar için deprem hali sürüyor. ‘90’lı yılların başından itibaren süren savaş nedeniyle köyleri ‘güvenlik’ gerekçesiyle askerler tarafından boşaltı
Erek Dağı’nın eteklerinde bulunan mahalleye bir yıl aradan sonra yine gidiyoruz. Tek değişiklik yolların asfaltlı olması, bazı yolların da parke taşlarıyla döşenmiş olması. Esnaf Zeki Abi ile selamlaşıyoruz. Bir yılın ardından hayatlarında nelerin değiştiğini soruyorum. Yanıt kısa ve net: “Pek bir şey değişmedi.”
AYRIMCILIKTAN VAZGEÇİLSİN
Fotoğraf çektikten sonra mahalledeki gençlerle konuşmaya başlıyorum. Az ileride mahallenin bakkalı var. Oraya buyur ediyor. Öncesinde gazeteci kimliği gösteriyorum. Dükkâna gidiyoruz. Türkçe konuşması durumunda kendisini rahat ifade edemeyeceğini başta söylüyor. Çayımı doldurduktan sonra konuşuyor Fazıl Kurt. Dükkânında öyle çok bir şey yok aslında. Birkaç bisküvi çeşidi ve biraz da öteberi.
Hükümetin ayrımcı politikalarıyla birlikte Kürtlere yönelik ayrımcılıktan rahatsız. Artık bundan vazgeçilmesi gerektiğine inanıyor. Deprem döneminde Hacıbekir’in siyasi tercihinden dolayı cezalandırıldığını düşünüyor. Bu düşüncesini de kendi başında gelenleri anlatarak dile getiriyor. Dükkâna çuvalla un alması gerekiyor ama toptancıya olan borçlarından dolayı alamadığını anlatan Kurt, mahallenin de işsizlik nedeniyle alışverişlerini genellikle veresiye yaptığı bilgisini veriyor. Kurt’un 6 çocuğu var. 5’i okula gidiyor. Çocuklarını okutmakta kararlı olan Kurt’un çocuklarının anadillerinde eğitim görememelerinden bir hayli şikayetçi.
DUVARLAR ÇATLAK
Dükkâna gelen Ahmet Aslan ise, tek katlı evinde çatlaklar olduğunu anlatıyor. Hem de kirada. Pek Türkçe bilmiyor. Bazen anlıyorum. Anlamadığım yerlerde Fazıl Kurt yardımcı oluyor. TOKİ’ye yazılamamış. Zaten yazılsa her ay TOKİ’ye verecek parası yok. İşsiz. Sonra evin fotoğraflarını çekmek için eve gidiyoruz.
HER CÜMLEDE BİR DERT
Sabır Kıraathanesinde 4 arkadaş okey oynuyor. Haci Demir kıraathaneyi işletiyor. Rıdvan Hakdemir, Umut Aras, Ömer Demir, bir yandan okey oynuyorlar bir yandan da sohbeti sürdürüyorlar. Sohbet ilerledikçe, yaşanan haksızlıkları dile getiriyorlar. Geçen dönem AKP’li belediye başkanının yaptıklarını hatırlatıyorlar. Ardından halka hizmet etmek isteyen Bekir Kaya’nın tutuklanmasına anlam veremiyorlar. İlk kez sokakların asfalt ve parke taşlarla döşendiğini belirtiyorlar. Önceleri Hacıbekir’den geldikleri ayaklarındaki çamurlardan anlaşılıyormuş. Bunu öfke ile anlatıyorlar. Kızdıkları bir başka konu da deprem zamanında toplanan onca yardım parasının nereye gittiği…
Kürtlere karşı uygulanan ayrımcılığa değiniyorlar. Ağızlarından çıkan her cümle bir başka sorunu anlatıyor. Onların deyimiyle deprem bir türlü bitmiyor…
ARTIK BARIŞ OLSUN
Dumlupınar İlköğretim Okulu’nun bahçesinde hummalı bir çalışma yeni başlamış durumda. Yeni derslikler için çalışmalar yapılıyor. Polise ait TOMA aracı geçiyor. Mahalleli artık alışmış! Dumlupınar İlköğretim Okulu’nda İş Kur aracılığıyla sözleşmeli olarak çalışan Ayhan Aşan konuşmak istediğimde, “TOMA aracı geçsin ondan sonra konuşalım” cevabını veriyor. O da deprem sırasında yaşanan adaletsizliği dile getiriyor ve ekliyor: “Biz gıda yardımı istemiyoruz. Artık barış olsun. Kan dökülmesin.” Aşan’da aldığı ücretle kendisiyle birlikte beş kişinin geçimini sağlıyor. Aldığı ücret yetmediği içinde hafta sonları da halde yük indirme ve bindirme işine gidiyormuş. (Van/EVRENSEL)
Evrensel'i Takip Et