“Kafkas Baharı” Nedir?  Ne yapmalı?

“Kafkas Baharı” Nedir? Ne yapmalı?

Son dönemde Çerkesler üzerinden yoğun bir Esad karşıtlığı ve “muhalifler”e destek propagandası yapılıyor. Savaşın tarafı olan AKP Hükümeti ile ideolojik akraba olanların, Çerkesler’i “muhalifler”e yamama girişimleri, Suriye’de yaşanan acıları AKP lehine kullanma fırsatçılığı olarak algılanmaktad

Volkan Düzenli

Son dönemde Çerkesler üzerinden yoğun bir Esad karşıtlığı ve “muhalifler”e destek propagandası yapılıyor. Savaşın tarafı olan AKP Hükümeti ile ideolojik akraba olanların, Çerkesler’i “muhalifler”e yamama girişimleri, Suriye’de yaşanan acıları AKP lehine kullanma fırsatçılığı olarak algılanmaktadır. Suriye’deki iç savaş süreci onlar için “Kafkas Baharı” kapsamındaki görevlerinin ön hazırlık alanıdır.
Bölgede ABD’nin jandarması İsrail’in ve “truva atı” AKP Hükümeti’nin Ortadoğu’daki ortaklığı, Gürcistan üzerinden yürüyen Kafkasya politikalarında da görülüyor. Bugün “muhalifleri” destekleme yarışına girenler, yakın geçmişte de “Gürcistan ile dostluk” yarışı içindeydiler.

KAFKAS BAHARI’NIN YOL HARİTASI

Kasım-2011’de İstanbul’da üçüncüsü gerçekleştirilen Karadeniz Enerji ve Ekonomi Forumu öncesinde basına konuşan ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi Ross Wilson, “Bu bölge çok heyecan verici bir bölge. Ancak geleceği ile ilgili kaygılarımız var. Burada Kafkaslar’dan ve Ortaasya’dan bahsediyorum” diye söze başladığında, Arap Baharı’nın bundan sonra nereye sıçrayacağının da adeta “müjdesi”ni vermiş oldu. Yaklaşık son 30 yılını bu bölgede geçiren Wilson’un vurguları, projenin yol haritasını da ele vermektedir. “Atlantik Konseyi” adlı “düşünce kuruluşu”nun da başkanı olan Ross Wilson’un işaretlediği bölge üzerinde Pentagon eski mensubu, The Jamestown Foundation (Jamestown Vakfı) adlı “düşünce kuruluşu”nun başkanı Glen Howard zaten bir süredir Tiflis’i “merkez üs” yaparak, öncelikli çalışma sahası Kuzey Kafkasya’da canla başla çalışmaktadır.  
1864 sonrası maruz kaldığımız sürgün ve soykırımın belirlediği halk gerçekliğimiz güçlü bir toplumsal muhalefetin olmamasıyla birleşince, bu koşullar onlar için bulunmaz nimettir. 4 yıldır Washington-Tiflis arasında mekik dokuyan Howard’ın partneri Gürcistan Parlamentosu sözcüsü Levan Vepkhadze’nin dediği gibi “Kuzey Kafkasya’da ayrılıkçı bir hareketin patlaması” için elden ne gelirse yapılacak olması hafife alınamayacak bir öngörüdür.
Yakın zamana kadar Vietnam, Çeçenya, Irak, Afganistan v.b. ülkelerde olduğu gibi doğrudan işgal yöntemi uyguladılar veya Türkiye ve Gürcistan örneğinde olduğu gibi, hedefledikleri ülkelerin başına kendilerine bağlı hükümetler atayarak kaynakları yerel işbirlikçiler aracılığıyla sömürdüler. Fakat, zaman içerisinde “demokrasi, insan hakları, uluslar arası hukuk” v.b. kavram ve ölçüler üzerinden yöntemlerini revize ettiler. Hedef aldıkları bölgede etnik-dini çatışma alanlarını, toplumsal fay hatlarını çözümledikten sonra oyun planlarını bunun üzerine kurmaktalar. Resmi kurum ve kadroları yerine, “sivil” kurumları ve “sivil” kadroları öne çıkararak aşağıdan yukarıya doğru bir kuşatmaya yöneldiler. Pentegon’dan veya büyükelçiliklerden emekli üst düzey yöneticilerini birer “strateji/düşünce kuruluşu”nun başına geçirip, dünyanın dört bir yanında saha çalışması yaptırarak, vakti geldiğinde son darbeyi vurmak için hedef ülkeleri aşağıdan kuşatmaya başladılar.
 Bu nedenle yaşananlardan dersler çıkarıp, önümüzdeki sürece hazırlıklı olmalıyız. Kendi özgücümüze güvenmeli, “Kafkas Baharı” karşıtı kişi ve oluşumlar olarak hızlıca yan yana gelmeliyiz.
Emekten ve demokrasiden yana iradenin açığa çıkmasına halklarımızın en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemden geçiyoruz. Yıllardır, dönem dönem ortaya sürüp tutmayınca geri çektikleri öznelerin milliyetçi ve neo-liberal politikalarla halklarımızı oyalamalarına, sonuçsuz işlerle umudu küçültmelerine artık hep beraber dur deme zamanıdır!..
Önümüzdeki dönemde saflaşmalar, “her türden emperyalizme karşı çıkan, özgücünü halklarından alan” yapılanmalar ile “en yakınındaki güçlerden birine yaslanan, özgüvenini yitirmiş eklentik” yapılanmalar arasında cereyan edecektir. Bu nedenle, sürecin bir ihtiyacı gereği; emekten ve kimlik bilincimizden yana olmak ve “Kafkas Baharı” projesine karşı olmak önkoşulu dışında tüm farklı görüşleri konuşulabilir ve asgari müşterekte uzlaşılabilir görüyoruz. Emekten, eşitlikten, demokrasiden, barıştan yana tüm ilerici kamuoyuna açık davette bulunuyoruz. Gelin, halklarımız üzerinde oyun oynamanın sandıkları kadar kolay olmayacağını hep beraber gösterelim!..
“Kafkas Baharı”na karşı topraklarımızı, kimliğimizi ve onurumuzu koruyalım!..
EMEK, EŞİTLİK ve DEMOKRASİ SAFLARI’NDA Birleşelim!..

* DÇH (Yoksullar ve Yoksunlar İçin Demokratik Çerkes Hareketi) İnşa Kurulu Üyesi

www.evrensel.net