22 Mayıs 2020 19:13

Menemen TOKİ’de yaşayan kadınlar: Buralarda halk sağlığını düşünen, önlem alan yok

Menemen TOKİ’de yaşayan kadınlarla konuştuk. Kadınlar, salgın sürecinde ne kadar yalnız bırakıldıklarını anlattı.

Fotoğraf: Evrensel

Eren SARAN
Özlem ÇAR

İzmir

Menemen TOKİ’de buluşup sohbet ettiğimiz kadınlar, koronavirüs salgını sürecinde ne kadar yalnız bırakıldıklarını dile getirdi.

Türkiye’de pandemi süreci, karantina, ücretli izin, ücretsiz maske, hafta sonu yasakları derken iki ayı geçti. Emekçiler süreci evlerinden yaşam mücadelesi vererek geçirmeye devam ediyor. Yasakların etkili olmadığını dile getiren kadınlar “Yasak var diyorlar ama denetleme olduğu söylenemez, bir tek bizler evden çıkmıyoruz. Gençler yasak olduğu günlerde bile dışarıya çıkıyor. Buralarda özellikle halk sağlığını düşünen, buna göre önlemler alan ve bilgilendirmelerde bulunan kurum filan yok” diyor.

"KENDİ YAĞIMIZDA KAVRULUYORUZ"

Güllü Çelebi, dokuz yıldır TOKİ’de oturuyor. Eşi kanser hastası, kendisinin de kronik rahatsızlıkları var. Kızı Çiğli Organize Sanayide bir firmada ön muhasebede çalışıyor. Eşinin ve kendisinin aldığı emekli maaşı dışında bir de kızının maaşı var. O da patron kısa çalışma ödeneğine başvurunca yarıya düşmüş. Eşinin rahatsızlığının ilerlediğini ve bu süreçte koronadan çok kanserin ilerlemesinden endişe duyduklarını söyleyen Çelebi “Beni korona çok etkilemedi, zaten eşimin tedavisi ve onun hijyeni açısından çok dışarı çıkan biri değilim. Kendi rahatsızlıklarım da çok fazla, eşimin bakımından da sorumluyum. Şimdi virüs var diye tabii ki endişelendik. Bizim bağışıklığımız düşük olduğu için daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor. Sigortamız olmasa tedavi masraflarını karşılamamız mümkün değildi. Hâlâ oturduğumuz evin taksiti devam ediyor. Kendi yağımızda kavrulup gidiyoruz. Bu süreçte de burada bahçeyle uğraşıyoruz. Komşularla bir WhatsApp grubu kurduk. Adı “Korona Mağdurları” oradan yazışıyoruz. Herkes derdini tasasını anlatıyor” diyor.

Toplu konutlarda en büyük sıkıntılarının elektrik faturaları olduğunu söyleyen Çelebi, “Bize 300 TL’den aşağı elektrik faturası gelmiyor. Burası hâlâ tapuları teslim edilmediği için şantiye olarak görünüyormuş” diye anlatıyor.

"İKİ TARAFTAN DA DESTEK GÖRMÜYORUZ"

Ayrıca TOKİ’lere iyi bir hizmet sağlanmadığını da belirten Çelebi, toplu konutlar Cumhurbaşkanlığının projesi olduğu için belediyenin, CHP’li belediyeye bağlı oldukları için de diğer devlet kurumlarının hizmet vermediğini düşünüyor. Salgın boyunca bir kere belediye tarafından tarhana çorbası ve ekmek dağıtımı yapılmış onun dışında maske, dezenfektan, gıda ve para yardımının kendi bulundukları yere ulaşmadığını, iki taraftan da hiçbir destek görmediklerini söylüyor kadınlar.

Kızı üniversite öğrencisi, oğlu Çiğli’de bir tekstil firmasında çalışan, koronavirüs salgınından önce çalıştığı okulda temizlik görevlisiyken işini bırakan Şehnaz Canbey, tam bir izolasyon sağlanmadığını ve işsizliğin arttığını dile getiriyor.  Canbey, “Bu süreçte doğru gitmeyen çok şey var. Hiçbir ülkede cumhurbaşkanı kalkıp para istemedi. Ben zaten çok zor geçinen bir insanım ama bu istenen paraların nereye gideceğini bilmediğimiz için yardıma katılmadık. Bizim çevremizde devletten yardım alan kimseyi de duymadık. Böyle bir belirsizlik var” diyor.

"BORÇLA GEÇİNİYORUZ"

Oğlunun virüs kapmasından endişe duyduklarını ama zamanla ‘kader’ diyerek akışına bıraktıklarını dile getiren Canbey, “Oğluma sürekli vaka olup olmadığını, varsa iş yerini neden kapatmadıklarını soruyordum. Çalıştığı işyeri gazetelere de çıktı. Şimdi önlemleri aldılar. Bir sıkıntı yok. Kızım da şu an sınavlara hazırlanıyor. Haziranda okula geri dönmek zorunda kalacak. Ben tüm bu stresi atmak için bahçe işlerine sardım kendimi. Eşim de Manisa’da bir tekstil fabrikasında çalışıyor. Artık maske, ateş ölçümleri arasında bir yaşamımız olmaya başladı. Alınan önlemlerin yeterli olmadığını düşünüyorum. Sokağa çıkma yasağı koymadı, işyerleri çalışmaya devam etti. Hiçbir yasakta bizimkiler evde oturmadı. İşçiyi ya da esnafı düşünen olmadı. Eşim üç aydır maaş alamıyor mesela. Borçla geçiniyoruz” diye konuşuyor.

Çocukları çalıştığı için toruna bakan Cennet Birakçe ise, “Gelinim markette çalışıyor, eşim organize sanayide çalışıyor. Psikolojim altüstü oldu bu süreçte. Sabaha kadar oturmaya, haberleri seyrettikçe daha da endişelenmeye başladım. Hepimizi yalnız bıraktılar. İnsanlar zaten yoksul. Cebinde üç lira olanın salgında işi daha da zor oldu. Halkı sokağa sürdüler, kendilerini korudular” diyor.

Reklam