22 Mayıs 2020 04:01

Richard Wagner: Irkçı ve bestekâr

Richard Wagner, “müzikli dram”ı yaratarak opera sanatında devrim yaptı. Kişiliği sanatının büyüklüğüne tezat olan Wagner, Yahudi düşmanı fikirleriyle Hitler’in ilham kaynağıydı.

Fotoğraflar: Opera sahnesi-Pixabay; Richard Wagner-Wikipedia

Paylaş

Özlem ERTAN

Bugün, opera tarihinin en önemli bestecilerinden Richard Wagner’in doğum günü. 22 Mayıs 1813’te Almanya’nın Leipzig kentinde dünyaya gelen Wagner, “müzikli dram” kavramını yaratarak müziği, dramı ve edebiyatı birleştirmiş ve bu yolla opera sanatında kelimenin tam anlamıyla devrim yaratmıştı.  

Son derece zeki, yaratıcı, ama bir o kadar “tuhaf” biriydi Richard Wagner. Ancak biz “tuhaf” kelimesini açmadan önce bestecinin hayatına göz atalım. Öğrencilik yıllarında edebiyata ve tiyatroya merak saran Wagner, uzun zaman kelimelerin büyülü dünyasında seyahat ettikten sonra ‘Leubald ve Adelaide’ isminde bir tragedya kaleme almıştı. Beethoven ile Weber’i keşfetmesinin akabinde ise müziği hayatının merkezine aldı ve besteci olmaya karar verdi. Bir yandan üniversiteye gidiyor bir yandan da besteler yapmayı ve başta mitoloji hakkındakiler olmak üzere kitap okumayı sürdürüyordu. Özellikle Germen ve İskandinav mitolojilerine büyük ilgi duyuyordu. Bestecinin sonraki yıllarda tamamlayacağı, dört operadan oluşan ve konusunu Kuzey Avrupa mitolojisinden alan ‘Nibelungen Yüzüğü’ serisinin tohumları bestecinin zihninde bu yıllarda filizlenmeye başladı.

Okul yıllarında siyasi eylemlere de katıldı, ama 20’sine geldiğinde polisle çatışmaktan vazgeçti. Magdeburg Tiyatro Orkestrasının müzik yönetmenliğini yaparken oyuncu olan ilk eşi Mina ile tanıştı. İnişli çıkışlı evlilikleri sırasında opera taslakları üzerinde çalışmayı sürdürdü ve o kadar çok kişiye borçlandı ki alacaklılarından kurtulmak için eşiyle birlikte Paris’e kaçtı. Burada da maddi sıkıntılardan paçasını kurtaramadı ve birkaç yer değiştirdikten sonra soluğu İsviçre’de aldı. Bu arada en sevilen operalarından ‘Uçan Hollandalı’nın (Der Fliegende Hollander) librettosunu ve müziğini bitirdi.

MÜZİKLİ DRAM

Wagner’in sanatçı olarak önemli özelliklerinden biri de operalarının librettolarını yani metinlerini de kendisinin yazmasıydı. Wagner, şeytanın denizlerde dolanmaya mahkum ettiği, yedi yılda bir karaya çıktığında, onu bu lanetten kurtaracak sadık bir eş arayan kaptanın efsanelerde geçen öyküsüne dayanan ‘Uçan Hollandalı’ operasıyla “müzikli dram”ı da geliştirmeye başlamıştı. Wagner’e göre, operanın felsefi bir temeli olmalı ve tüm sanatları içinde barındırmalıydı. Operanın amacı ses gösterisi yapmak değil, anlatmak istediği öyküyü etkin biçimde sahneye taşımaktı. İşte “müzikli dram”ın temelini bu düşünceler oluşturdu.

Wagner’in operalarında birbirinden bağımsız aryalar yoktur. Her eser bir bütündür ve bu şekilde ilerler. Müzik ve dram birbirini destekler. Wagner operalarında belli bir karakteri, olayı ya da durumu ifade eden ve “leitmotif” tabir edilen müzikal temalar da sık sık duyulur. Mesela Ren Nehri’ni ifade eden müzik cümlesi bu nehir eserde her ön plana çıktığında orkestra tarafından çalınır.

FRANZ LISZT’IN KIZIYLA EVLENDİ

Wagner diğer bestecilerin, müzik insanlarının ve sanatseverlerin de ilgisini çekmeye başlamıştı. Klasik müzik tarihinin en büyük bestecilerinden Franz Liszt’in yardımıyla ‘Lohengrin’ adlı operasını sahneletti. Bu arada oyuncu eşinden ayrılmış ve Franz Liszt’in kızı Cosima ile yakınlaşmıştı. Tanıştıkları sırada devrin en büyük orkestra şeflerinden Hans von Bülow ile evli olan Cosima, eşini terk ederek Wagner’le birlikte yaşamaya başladı. Bir müddet sonra da evlendiler ve birkaç tane çocukları oldu. Cosima, Richard Wagner’in en büyük destekçisi ve sağ koluydu. Bu arada ‘Tannhauser’, ‘Tristan ve Isolde’ gibi operalarının yanı sıra ‘Nibelungen Yüzüğü’ serisinin ilk iki operası ‘Das Rheingold’ (Ren Altını) ile ‘Die Walküre’yi de (Valkürler) tamamlayan Richard Wagner, Bavyera Kralı II. Ludwig’in hayranlığını kazanmıştı. Wagner, II. Ludwig’den gelen maddi kaynakla hem ‘Nibelungen Yüzüğü’ serisinin son iki operası olan ‘Siegfried’ ile ‘Götterdammerung’u tamamladı hem de Bayreuth’ta sadece kendi operalarının sahnelendiği bir bina inşa ettirdi. Festspielhaus (Festival evi) denen bu yapıda hâlâ her sene bir ay boyunca sadece Wagner eserlerinin sahnelendiği bir festival düzenleniyor.

HİTLER’İN İLHAM KAYNAĞI

Geliştirdiği “müzikli dram” anlayışıyla opera sanatını üstün düzeye yükselten ve besteciliğinin yanı sıra güçlü edebi yanıyla da önemli bir sanatçı olan Richard Wagner’in “tuhaf” kişiliğinden söz etmiştim. Şimdi onu açmanın zamanı geldi.

Richard Wagner tam bir ırkçı ve Yahudi düşmanıydı. Hatta makalelerinden birinde “Yahudilerin topyekün imha edilmesi gerektiğinden” bile bahsetmişti. Aynı zamanda narsist ve megalomandı. Yani sanatı ne kadar üstünse karakteri de o kadar sorunluydu. Hem Germen mitolojisiyle ilgili eserleri hem de Yahudi düşmanlığı yüzünden Adolp Hitler’in ilham kaynaklarından biri olan Wagner, bir dönem filozof Friedrich Nietzsche’yle de çok iyi dosttu, ancak sonra araları bozuldu. 2. Dünya Savaşı’nda Yahudilerin katledildiği toplama kamplarında Wagner eserlerinin çalındığı da bilinir.

13 Şubat 1883’te vefat eden ve Bayreuth’taki mezarına defnedilen Richard Wagner insanlarda eserleriyle hayranlık, fikirleriyle ise dehşet uyandırmayı sürdürüyor.   

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Lübnan Başbakanı Diyab: Lübnanlılar ekmek almakta bile zorlanabilir

SONRAKİ HABER

Prof. Dr. Ulusoy: Borcu borçla idare etmek bulanıklığı artıracak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa