Tüzel: Kazanan Kürt ve Türk emekçileri olacak

Tüzel: Kazanan Kürt ve Türk emekçileri olacak

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı, Emek Partisi eski Genel Başkanı Abdullah Levent Tüzel, dün Aksaray’da açılan Demokratik Çözüm Çadırını ziyaret etti.Yusufpaşa’da bulunan EMEP Genel Başkanlık İrtibat Bürosu önünden Aksaray’a yür

Elif Görgü

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun İstanbul 3. Bölge Milletvekili adayı, Emek Partisi eski Genel Başkanı Abdullah Levent Tüzel, dün Aksaray’da açılan Demokratik Çözüm Çadırını ziyaret etti.

Yusufpaşa’da bulunan EMEP Genel Başkanlık İrtibat Bürosu önünden Aksaray’a yürüyen Tüzel ve Emek Partisi üyeleri “Eşitlik özgürlük kardeşlik; Kürt sorununda demokratik halkçı çözüm” pankartı açtı. Tüzel ve EMEP’liler, Sivil İtaatsizlik Çadırı’nda bulunan BDP’liler tarafından alkış, zılgıt ve “Bijî biratiya gelan” sloganıyla, coşkuyla karşılandı. Burada bir konuşma yapan Milletvekili Adayı Abdullah Levent Tüzel ise, Türk ve Kürt halkının, işçilerin ve emekçilerin birliğinin ülkenin geleceğine sahip çıkmak için bir araya gelerek bağımsız adaylarla seçime girdiğini vurguladı. Bu birliğin 12 Haziran’da Türkiye’yi barışa, demokratikleşmeye ve özgürlüğe bir adım daha yaklaştıracağının altını çizdi.

‘TÜRKİYE EMEKÇİLERİ AYAKTA’

Tüzel, “Umutluyuz. Çünkü Türkiye işçi sınıfı Türküyle Kürdüyle ayakta. Umutluyuz. Çünkü Kürt ulusal mücadelesi, özgürlük yürüyüşü bugün alanlarda, ayakta. Umutluyuz. Çünkü üniversitelisiyle liselisiyle gençliğimiz ayakta. Umutluyuz. Çünkü demokrasi diyen, laiklik diyen, kardeşlik diyen gazetecilerimiz, bilim insanlarımız ayakta. Hepimiz ortak bir cephede, ortak bir blokta buluştuk, AKP’nin karşısında; ulusalcı şoven milliyetçi, şoven güçler karşısında artık durun diyoruz, artık yeter diyoruz” diye konuştu. 

Konuşmasında anadil sonuna da değinen Abdullah Levent Tüzel, “Kürtçe konuşulduğunda, mahkemede Kürtçe savunma yapılmak istendiğinde, anadilde siyaset yapmak istendiğinde kayıtlara, ‘bilinmeyen bir dil’ diye geçti Kürtçe. Oysa ki bu dilin, bu halkın, bu ulusun, kültürün yüzyıllara dayanan bir geçmişi olduğunu çok iyi biliyorlar. Ama yok etmeyi başaramadılar! Asimile edemediler. Şimdi biz diyoruz anadil hakkımız, anadilde eğitim hakkımız, anadilimizle birlikte bir ortak yaşam, ortak bir gelecek hakkımız!” diye konuştu.

‘O BARAJLARI YIKACAĞIZ’

Yüzde 10’luk seçim barajını da eleştiren Tüzel, bu barajın halkın iradesine vurulan bir pranga olduğunu vurguladı. “Ama biz o kelepçeleri, o barajları, o duvarları aşıp geleceğiz. Meclis’te halkın onurlu, birleşik mücadelesinin temsilcisi olacağız” dedi. 

Seçim barajlarının yanında barışın, özgürlüğün sesini kısmak için yıllardır baskı ve çatışmaların devam ettiğine de dikkat çeken Tüzel, AKP Hükümeti’nin ateşkes sürecini görmezden gelmesine tepki gösterdi.

“Bu ülkeyi yönetenler bir kez daha düşünsün; bu alanlarda, Newroz kutlamalarında, yürüyüşleriyle, çadır eylemleriyle sokaklara çıkan milyonların sesini duysunlar diye onlara bir şans tanındı. Ama bu şans değerlendirilmiyor. Hâlâ kulaklar tıkalı, hâlâ gözler kör, hâlâ savaştan, şiddetten, yeniden ölüm cezalarını getirmekten medet umuyorlar” diyen Tüzel, Başbakan Erdoğan’ın adaletten tek anladığının yeni cezaevleri açmak olduğunu söyledi. Tüzel, “Bunun karşısında ana muhalefet diye çıkanlar ise yatırım ve fabrika vaat ediyorlar. Ama onlar da sizlerin anadil, özerklik, siyasi genel af, ortak yaşam ve koruculuk karlıdrılsın taleplerinizden korkuyorlar, bunların arkasında duramıyorlar. Çünkü onlar 80 küsur yıllık baskıcı; şiddetten, istismardan, ayrılıkçılıktan beslenen bir cumhuriyet rejimini kollamanın derdi içindeler” dedi.

‘EMEKÇİLERİN İKTİDARI MUTLAKA KURULACAK’

Hükümet ve muhalefete Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da yaşananları hatırlatan Tüzel, “Nedir o kardeşlerimizin isyanı? İşsizliğe, yoksulluğa, yolsuzluğa, baskılara, demokrasi yoksunluğuna diktatör rejimlerine karşı isyan ettiler, ayağa kalktılar. Bizim yüreğimiz de onlarla birlikte. Biz de aynı yoldayız. Biz de karşımıza baskı ve diktatörlük çıktığında tıpkı bugün burada olduğu gibi ayağa kalkacağız. Bu kapitalist düzende halklar arasındaki ayrımcılık ve şiddet devam edecektir. Ancak Kürt ve Türk işçileri mutlaka ve mutlaka kendi iktidarını, ortak yaşamını, demokratik cumhuriyetini, özerk idaresini de kurmayı başaracaktır. 12 Haziran’da Meclis’teki varlığımız ve ondan sonraki Türkiye emekçilerinin halk hareketi, demokrasi ve özgürlük yürüyüşü bunun için anlamlıdır” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net