29 Mart 2020 04:06

Eğitime ara mı, eğitimi hızlandırma mı?

Çocukluğumdan hatırlıyorum; kar tatillerini ‘Eğitim ve öğretime ara verildi’ diye duyururlardı. Bugünlerde ise dünyaca yaşadığımız salgın nedeniyle ‘eğitime’ ara veriyoruz.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Özgür M. YILDIZ
Eğitim emekçisi

Çocukluğumdan hatırlıyorum; kar tatillerini ‘Eğitim ve öğretime ara verildi’ diye duyururlardı. Bugünlerde ise dünyaca yaşadığımız salgın nedeniyle ‘eğitime’ ara veriyoruz. Literatüre dalıp eğitim ve öğretim tanımlarını yaparak sizleri sıkmayacağım. Her ne kadar verdiğim örneklerdeki kullanımlarından dolayı kafamız karışsa da aslında birçoğumuzun düşündüğünden çok da farklı değil bu kavramlar.

Sakin olalım; eğitime ara vermiyoruz. Zaten yaşam fonksiyonlarımız normal devam ettiği sürece eğitime ara veremeyiz. Okulların 30 Nisan’a kadar kapatılmasıyla olan şu; öğretime ara veriyoruz ve okulların eğitime olan katkısını kısıtlıyoruz -yani formal eğitime kısıtlama getiriyoruz. 

Zaten verilen bu arayı, bakanın açıklamasına göre, telafi edeceğiz. Yaptığı açıklamalarda farklı senaryolarının olduğundan söz ediyor. Bu senaryoları hazırlarken kimlere danışıyor-birkaç gün önce uzaktan eğitimde yer alan görüntüler nedeniyle güvendiği dağlara kar yağdığını biliyoruz-, yapılacak telafinin en önemli ögesi öğretmenler ne kadar işin içinde yer alıyor, hangi hedef ve kazanımlar telafi kapsamına alınıyor? Kafamızda deli sorular.

Mutlaka bakanımızın etrafı öğretmenlerle çevrili, zaten kendisi de bir eğitimci. Ancak; her şeyin normal olduğu süreçte bile öğretmenler, idareciler birçok eksikliği görmesine rağmen bunlar milli eğitimin gündemine girmiyor. Yıllardır müfredatta, ders saatlerinde, sınav sistemlerinde sürekli değişiklik yapılıyor ama bir türlü bir çizgi tutturulamıyor. Şu anda, kriz yaşanılan bu dönemde aynı bürokrasi içinde yapılacak planlama ne derece gerçekçi olacak?

Ülkemizde neredeyse her bölgenin, ilin hatta her okulun şartlarının farklı olduğu düşünülecek olursa senaryolarının gerçekçiliğini en iyi o şartlarda öğrencilerle bir arada bulunan ve onlarla yüz yüze olan öğretmenler değerlendirebilir. Küçük bir örnek belki de ama uzaktan eğitimde engelli öğrencilere yönelik uygulamaların ihmal edilmesi bile aslında bu öğrencilerle çalışan bir öğretmenin hazırlık aşamasında bulunmadığının göstergesi. Sürecin sonunda birçok öğrencimizin maalesef yakınlarını kaybetmiş olacağını da düşünürsek bu durumla en çok baş etmesi gereken ve onlara destek olacak öğretmenlere telafi sürecinin planlanmasında en geniş kapsamda yer verilmesinin şartları sağlanmalıdır. Bakanın sahada olan öğretmenlerin daha çok temsil edildiği bir yapıya ihtiyacı olduğu açık. Elbette bütün öğretmenler ile bir araya gelmesi mümkün değil, ama en azından sürekli onlarla temasta olan, ihtiyaçlardan ve yaşanılan sorunlardan haberdar olan ‘bütün’ eğitim sendikalarıyla görüşmesi daha doğru geri bildirimler almasını ve kendi bürokrasi içinde hapsolmaktan kurtulmasını sağlayacaktır. Senaryoları hazırlamaya başlamadan önce en geniş kapsamda öğretmenlerin temsil edildiği bir kurul oluşturulmalı. Hazır ülkece bilimselliğe bu kadar alışmışken, bilimsel yöntem basamaklarının en önemlilerinden bir olan veri toplamayı ön plana alalım.

Virüs nedeniyle yaşadığımız şu sıkıntılı günlerde biraz bardağın dolu tarafından bakma isteğim var. Yıllardır medya yoluyla ve sosyal yaşantılarında dini ögelere fazlasıyla maruz kalan, müfredatta sürekli dini bilgiler ile donatılan gençlerimiz bambaşka bir dünya ile karşı karşıyalar. Bugünlerde en çok rastladıkları kişiler bilim insanları, herkesin kulağı onlarda. Hepimiz bilim insanlarından gelecek ilaç ve aşı haberlerini bekliyoruz, sürekli kendimizi nasıl koruyacağımıza dair bilgi almaya çalışıyoruz. Gençlerimiz, çocuklarımız; bütün hayatları boyunca duymadıkları kadar sadece son iki hafta içinde ‘bilim’ kelimesi duydu, ki bizim gizil öğrenme dediğimiz kavram açısından hiç de yabana atılacak bir durum değil.

Öğrencilerimizin sürekli sorduğu ve eğitim sistemimizin bir türlü yanıtlayamadığı ‘Bunları öğrenmem günlük hayatımda ne işime yarayacak?’ sorusuna cevap veriyor dünya. Doğanın işleyişini anlamanın, onunla uyum içinde kalmanın ve yaşamımızı sürdürebilmemizin bilim ile mümkün olduğunu daha iyi anlatamazdık herhalde. Bu yüzden belki de bir an önce öğrencilerimle bir araya gelmek için heyecanlanıyorum. Sürecin getirdiği birçok olumsuzluğun üstesinden gelmek zor olacak muhtemelen ama bambaşka bireylerle karşılaşacağım artık. Dünyaya, doğaya bakışları değişmiş, bilime olan ihtiyacımızı kavramış, üretmenin önemini anlamış öğrencilerle buluşacağımız konusunda gerçekten umutluyum.

Yıllardır bilimsel ve laik eğitiminin önemini anlatmaya çalışıyorduk. Okullarda bilim derslerinin müfredattaki yerlerinin kısıtlılığını ve içeriklerinin yanlışlığını dile getiriyorduk. Şimdi hayat bizi o kadar doğruluyor ki…  O yüzden korkmayalım. Eğitime ara vermiyoruz, aksine yıllardır olmadığı kadar iyi ve hızlı eğitiliyoruz.     

Reklam
ÖNCEKİ HABER

İşçi servisleri koronavirüs dolayısıyla konulan seyahat yasağına tabi değil

SONRAKİ HABER

Kandıra Cezaevinde mahpuslar dezenfektan malzemesi alamıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...