25 Mart 2020 03:13

"Ne işimiz ne de paramız var, sağlımızın olup olmadığı konusunda bir fikrimiz yok"

Kocaeli'den Evrensel'e mektup yazan öğrenciler "Ekonomik İstikrar Kalkanı" paketine ve toplantıya sermaye gruplarının, iktidara yakın sendikaların ve kurumların çağrılmasına tepki gösterdi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Cihangir ÖZGÜR
Kocaeli

Herkesi etkileyen virüs salgının sonuçları, birçok kişi gibi benim aileme de yansıdı. Annemin 150 TL karşılığında haftada bir gün gidip ev temizliği yaptığı evin sahipleri, Ankara’da evlerini bırakıp 1 aylığına çocuklarıyla birlikte yazlıklarına gitmişler. Dolayısıyla annem bir ay boyunca çalışmayacak, bu beni ve annemi zor durumda bıraktı. Tek gelir kaynağımız orası sayılırdı, ben de üniversitede derslerden geriye kalan zamanımda gündelik işlere giderek hayatımı idame ettiriyordum. Virüsten önce belimizi büken krizin üstene bir de bu kriz çıktı, bükük belimizi kırdı diyebilirim. İnanması zor ama annem ayda kazandığı 600 TL ile hem kendi geçimini hem de benim okumam için bana destek oluyordu. Normalde bile geçinmemizi ve hayatımızı devam ettiremediğimiz o 600 TL artık hiç yok, ne yapacağımıza dair herhangi bir bilgi de yok.

Devlet destek kelimesini dahi ağzına almazken, benim gibi düşünen binlerce insan çaresiz gözler ile ortalığa bakar olduk. Artık ne işimiz ne de paramız var, sağlımızın olup olmadığı konusunda da bir fikrimiz dahi yok. Çünkü ücretiz test uygulaması henüz ulaşabildiğimiz bir noktada değil, parası olanlar test yaptırıp özel jet uçakları ve özel doktorları ile korunaklarına çekilirken kimimiz işsiz kaldık, kimimiz ise para kazanabilmek için ısrarla ‘Evde kalın’ diye söylenen bir ülkede bir arada yüzlerce kişi ile çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Öte yandan çalışmaya devam eden iş yerlerinde önlem alındığı söyleniyor fakat bunların yeterli olup olmadığı konusunda hepimiz şüpheliyiz. Ama bizi bu ateş çemberinde yalnız bırakanlar ise gayet güvenli ve konforlu bir hayat yaşıyor.

“Devlet elinden geleni yapıyor” diyenler ve sağlık bakanını her gün öve öve bitiremeyenlere de birkaç şey söyleyeceğim. Devlet bu süreçte her bir vatandaşına beslenme, korunma ve sağlık hizmeti götürmek zorundadır. İnsan sağlığını son derece tehdit eden bu salgın sürecinde elbette sağlık bakanı ve diğer devlet yetkilileri çalışacak ve yorulacak, az uyuyacak. Oldu olacak onları da biz yapalım, biz uyumayalım, onların yerine çalışalım. Eğer bunları yapabiliyorsak devlet ne diye var ve biz ona neden sürekli vergi veriyoruz?


KİMİN EKONOMİK KALKANI'I?

Emre YILMAZ
Kocaeli Üniversitesi Öğrencisi

Koronavirüs salgını genişlemesine rağmen işçiler, emekçiler, toplumda çalışmak zorunda olan kesimler, her gün toplu taşıma araçlarına ve servislerine binip işe gitmek, çalıştıkları fabrikalar veya işyerlerinde sürekli birbirleriyle temas halinde bulunmak zorunda kalıyorlar. Bu virüsün daha yayılmasını kolaylaştırırken emekçileri yakalanma riskini de artırıyor.

Bütün bunların yanında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı ‘Ekonomik İstikrar Kalkanı’ ise halkın ve emekçilerin taleplerinin yok sayıldığı, sermayedarlara kalkan olma niteliği taşıyan bir paket olarak karşımıza çıktı. İşçilerin için olumlu bir yan bulunmayan paket patronların derdine derman oluyor. Toplantı sırasında Cumhurbaşkanının Hisarcıklıoğlu’na dönüp ‘Neşen yerinde’ demesi, bu paketin hangi sınıfın çıkarları doğrultusunda hazırlandığını gözler önüne seriyor. Bu pakette işçilerin hakları olan işsizlik fonundan faydalanabilmesini kolaylaştıracak tek bir adım yok. İşçi ve emekçinin ücretli izne çıkarılacağına dair bir emare yok. Kira, fatura, temel yaşam ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanacağına dair somut bir bilgi yok. Bunun yanında özel okullarda sözleşmeli çalışan öğretmenlerin durumunu gözeterek hazırlanmış herhangi bir madde bulunmuyor, bu insanların hayatını nasıl devam ettireceğine dair bir bilgi verilmiyor. Gündelik işlere giden, yarı zamanlı (çoğunlukla öğrenciler) olarak düzensiz çalışan herhangi bir insanın durumunu ele alarak hazırlanan bir paket olmaması nedeniyle toplumun tümünü değil sadece patron-sermaye grubunun paketi önümüzde duruyor. Sağlık Bakanın ‘Sorun küresel, mücadele ulusal’ dediği bir noktada bile toplantıya sermaye gruplarının, iktidara yakın sendikaların ve kurumların çağrılması, açıklanan bu paketin işçi ve emekçiler açısından bir nitelik taşımadığını gözler önüne seriyor.


MECLİS'TE BİRDEN FAZLA PARTİ VAR, BİZİ DÜŞÜNEN YOK

Kocaeli Üniversitesinden bir öğrenci

Koronavirüsün 11 Mart günü ülkemizde de görülmesi üzerine devlet birtakım önlemler aldı. Aldı fakat alınan hiçbir önlemde ihtiyaç sahibi insanlar düşünülmedi. Sadece birkaç belediye “Su kesintisi yok” dedi. Meclis'te aktif siyaset yapan birden fazla parti var, bu partilerin hiçbiri de ihtiyaç sahiplerini düşünen uygulamalar hakkında konuşmadı. Fakat geçen gün sosyal medyada dolaşırken Emek Partisinin dağıttığı “Koronavirüs’e karşı alınması gereken tedbirler” başlıklı bir bildiriyi gördüm. Bildiri insana, insanca bakış açısıyla yazılmıştı ve çok hoşuma gitti. Sonrasında neden bunu Meclis'e taşıyan birisi yok dedim. Temennim, bu değerli bildiriden kamuoyunun haberdar olması ve orada yazılanları uygulanması.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Koronavirüs tedbirleri yeterli bulunmuyor, hükümetin açıklamaları güven vermiyor

SONRAKİ HABER

HDP'li Garo Paylan'dan koronavirüs açıklaması: Halk ekonomik açıdan kaygı yaşıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...