18 Mart 2020 17:08

Bir gün değil her gün hakkımızı savunalım

“Aldığımız para zaten ihtiyacımıza gidiyor. Gezmeye çıkmak istiyorum, a’dan z’ye hiçbir şeye yetmeyen para eğlenmeye hiç kalmıyor.”

Paylaş

Seren ELATAŞ

Adana

Geçtiğimiz haftalarda bu sayfalarda konuştuğumuz tekstil atölyesinden kadın işçileri hatırlayanlarınız olacaktır. O atölyeden genç kadın işçiler ile 8 Mart sonrası yeniden buluşuyoruz. Öğle arası görüşmek durumundayız ancak yarım saate sığmayacak birçok konu var. Haliyle iki haftalık zaman diliminde rutin yaptıkları şeyleri anlatıyorlar: “Sabah uyan, işe gel, paydos olunca eve git, yemek ye, uyu..” Aileleri izin verdiği kadarıyla hafta sonu dışarı çıkabiliyorlar. “Erkek kardeşlerimiz bu konuda daha rahat, kız başımıza dışarı çıkmamıza izin vermiyorlar” diyor bir kadın arkadaş. Bunun üzerine “8 Mart’a dair siz ne düşünüyorsunuz?” diye soruyorum. “Yine cinayetler, yine cinayetler… Öyle bir günde de cinayet haberleri duyduk” diyor işçilerinden biri. Diğer bir kadın arkadaş da “Kadınlar için tek bir gün yeterli değil. Kadın olduğumuzun kimse pek farkında değil. Kadın haklarını, kadınlara özgü ne varsa yok etmeye, kısıtlamaya çalışıyorlar.” Buna sebep olanın iktidarın kısıtlamaları olduğunu söyleyerek devamında sözü alan başka bir işçi, “Biz etek giyemezmişiz, sokağa çıkamazmışız. Erkekler istediklerini yapıyorlar. Erkekler şehir dışında okumaya gönderilirken bizler gönderilmediğimiz için atölyede çalışıyoruz” diyerek arkadaşının sözünü tamamlıyor. “Akşam on birden sonra dışarı çıkamıyorum başıma bir şey gelecek korkusuyla” diyor başka biri.

HAKLARIMIZI ALMAK İÇİN...

“Erkeklerle kadınlar arasında cinsiyet farkı var, eşitlik yok. Sanki kadınlar erkeklere esir olsunlar diye varlar” diye dökülüyor düşünceler işçi kadınların ağzından. Kadınların talepleriyle alanlarda olmaları üzerine neler düşündüklerini soruyoruz. “8 Mart’ta kadınların alanlarda olmaları iyi bir şey hakları için alanlardalar, her konuda her kadın hakkını savunmalı. Bir gün değil her gün haklarını savunmak için bir şeyler yapmalılar” diyorlar. Bir kadın arkadaş haberlerde en çok dikkatini çeken şeyi paylaşıyor: “Taksim’de kadınlara biber gazı sıkıldı, o günde bile şiddet uyguladılar ve bu şekilde kadınları susturacaklarını sanıyorlar. Sen ben sesimizi çıkarmazsak ne olacak?”

ZORUNLU OLARAK ÇALIŞMAK

İşe yeni başlayan genç bir kadın işçi ile devam ediyoruz sohbetimize. Ailesinin kendisini okutmak istemediğini, üniversite hayaline engel olunduğunu bu sebeple atölyeye girdiğini söylüyor. Konu çocuk istismarına geliyor. Kendisini etkileyen bir konudan bahsediyor. “10 yaşında bir çocuk damda uçurtma uçururken yakını tarafından istismar edildi, cezasız kalmadı fakat bunun gibi birçok durum cezasız kalıyor” diye söyleyince herkes sohbete dahil oluyor. Çevrelerinde bunların çok olduğunu söylüyorlar. Serbest bırakılanların, cezasız kalanların olduğunu ve bunların nedeninin de yargının hükümete göre hareket etmesi ile ilgili olduğunu düşünüyorlar.

İŞYERİNDE KADIN SUÇLU

Atölyelerinde karşılaştıkları sorunlara değiniyorlar. En çok karşılaştıkları sorun kıyafetlerine karışılması. İstediklerini giyinemediklerini belirtiyorlar. Bunun üzerine bir kadın arkadaş iş yerinde yaşanan bir olaydan bahsediyor. “Kolları açık kıyafet giyinmiş bir arkadaşa yanındaki erkeğin bakması sonrasında işyerinin müdürü, kadın arkadaşın yanına gidip ‘Bir daha böyle giyinme, üstüne ceket al’ diye uyardı. Neden bakan erkek uyarılmadı da kadın arkadaşımız uyarıldı?” diye sorarak devam ediyor ve ekliyorlar “Bu durum bizi rahatsız etti. Kısıtlanıyoruz, bunlara kimsenin hakkı yok.”

SOSYAL HAYATTAN UZAKLAŞMAK

Bu söylemler, yapılanların onlarda neler uyandırdığı sorusuyla devam ediyorum Yanıtları kısa ve net olarak “Baskı, sinir, stres…” oluyor. Rahat gezebilecekleri bir ortam, imkan isteyen kadınlar “nefes alacağımız ortamlara ihtiyacımız var” diyor. Adana Portakal Çiçeği Karnavalı’nın Koronavirüs nedeniyle bu yıl iptal edilmesine çok üzülerek “Böyle festivallerle evden çıkıp eğlenebiliyorduk” diyorlar. “Tabi bunu düşünürken bunun için de paramız olması gerektiğini düşünüyoruz. Aldığımız para zaten ihtiyacımıza gidiyor. Gezmeye çıkmak istiyorum, a’dan z’ye hiçbir şeye yetmeyen para eğlenmeye hiç kalmıyor.” Paydos sona eriyor, yüzlerimizde paylaşmanın vermiş olduğu tebessümle ayrılıyoruz birbirimizden.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Yarın nasıl bir güne uyanmak istiyoruz?

SONRAKİ HABER

Pazar için değil halk için bilgi üretimi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...