21 Şubat 2020 03:26

“Wêjegeh Amed insanların kendi cümlelerini kurabileceği açık bir alandır”

Wêjegeh Amed (Diyarbakır Edebiyat Evi) Sorumlusu Lal Laleş ile Wêjegeh Amed’in kuruluş sürecini ve planlarını konuştuk.

Seçkin Arslan (solda) ve Lal Laleş (sağda) | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Cengiz Anıl BÖLÜKBAŞ
Diyarbakır

Wêjegeh Amed’in insanların kendi cümlelerini kurabileceği bir açık alanı oluşturmak, yazar ve okurları buluşturabilmek kaygısıyla kurulduğunu belirten Lal Laleş, atölyelerin ve programların planlandığını söyleyerek Wêjegeh Amed’in tüm insanların katkılarıyla büyütülüp yaşatılabileceğini ifade etti.

Diyarbakır’da, Lis Yayınları’nın girişimi ile edebiyat merkezli bir okuma, soru sorma, öğrenme ve tartışma mekanı olan Wêjegeh Amed (Diyarbakır Edebiyat Evi) açıldı. Wêjegeh Amed Sorumlusu Lal Laleş ile Wêjegeh Amed’in kuruluş sürecini ve önümüzdeki dönem planlarını konuştuk.

"İNSANLAR BURADA KENDİLERİNİ İFADE ETME ŞANSINA SAHİP"

Wêjegeh Amed -Diyarbakır Edebiyat Evinin iki dilli bir kültürel kurum olduğunu belirten Laleş, ırkçı ve türcü olmayan tüm kesimlere açık bir mekan olduğunu söyledi. Aylık programlarının içinde birçok kurumun etkinliklerini yapıp burada kendilerini ifade etme şansına sahip olduğunu belirten Laleş, “Lîs Yayınevi 2004 yılında kurulduğundan beri hem dünya edebiyatını Kürtçeye kazandırmak ve Kürtçe ile dünya edebiyatı arasında bağ kurmak hem de Kürtçe ve Türkçe metinleri yayımlarken okur yazar buluşturmalarını önemseyen, karşılaştırmalı edebiyat günlerini düzenleyen bir kurumdu. Son 2 yılda bu yaptığımız kültürel çalışmaların nasıl daha da kurumsallaştırılabileceğini, Lîs Yayınevinin kültürel olarak devamının nasıl bir biçimde olacağını tartışıyorduk. Dünyadaki örneklere de bakmaya başladık. Dünyada edebiyat evleri çok yaygın” dedi.

Diyarbakır’ın da bir edebiyat evi ve kültür merkezi olduğunu vurgulayan Laleş, “Yazarların, entelektüel dünyanın kendini ifade edebileceğini çok fazla salon bulunmamakta. İnsanların kendi cümlelerini kurabileceği bir açık alanı oluşturmak kaygısıyla kurulan bir yer. Biz bunu kurarken sadece bir edebiyat evi olarak tasarlamadık. Aynı zamanda Yayıncılar Kooperatifi ile de iş birliği yaparak Diyarbakır YAY-KOOP temsilciliğini de burada kurguladık. Gerek YAY-KOOP’un gerek bunun dışında kıymetli kitap basan başka yayınevlerinin kitaplarını okurla buluşturmaya çalışıyoruz. Bu yapacağımız etkinlikleri de tamamlayan bir unsur. Çünkü bağımsız kitapçıların da Türkiye’nin genelinde zayıflamaya başladığı ve kapandığı bir dönemden geçiyoruz. YAY-KOOP’un buradaki varlığı okurların kitap ile buluşmasını daha da rahatlatan bir unsur. Giriş katında Haiku adını verdiğimiz bir mutfağımız, güzel bahçemiz var ve atölyeler için odamız var” diye konuştu.

"BÜYÜK İLGİ VAR"

Şubat ayında ilk atölyelerini yaptıklarını aktaran Laleş, atölyeyi Yazar Latife Tekin’in yürüttüğünü söyledi. Tekin’in ‘Ekokritik’ başlığı altında Ormanda Ölüm Yokmuş romanına bir okuma yaptığını belirten Laleş, “Onun öncesinde Diyarbakır’da birçok arkadaşımız kitabı önceden okuyarak, kendi aralarında haftalar öncesinde tartışarak bu atölyeyi yürüttüler. Bu tip atölyelerimiz devam edecek. Mart ayında da Gazeteci-Yazar Burcu Karakaş haber hikayeciliği atölyesini yapacak. Atölyelere katılmak için bir koşul yok ama kayıt yapılması gerekiyor. Atölyeler insanların bir şekilde o konuyla ilgili hazırlıklar yaparak, diğer insanlarla iletişime geçerek, atölye yürütücüsüyle bir araya geldiği bir mantık üzerine kurulu. Ancak Latife Tekin’in yürüttüğü etkinlik çok fazla ilgi görünce atölyeyi açık hale getirdik ve büyük salonda yaptık. Bu durum bizi sevindirdi” ifadelerini kullandı.

Açılışın çok görkemli ve hem nitelik hem nicelik açısından zengin bir açılış olduğunu ifade eden Laleş, sonrasında da yaptıkları etkinliklere ve atölyelere de insanların çok fazla ilgi gösterdiğini söyledi. İnsanların böyle kurumlara ihtiyaç duyduğunun altını çizen Laleş, “Yaklaşık 2 yıldır bunun çalışmasını yürütüyorduk. Fakat Diyarbakır’da bir kurumu kurmak ve yürütmek kolay bir iş değil. Türkiye’nin entelektüel dünyasında Diyarbakır bir ekol olarak çok önemli bir yeri tutmakla birlikte Diyarbakır’ın mevcut politik ve sosyal ortamı birtakım şeyleri zor da kılabiliyor. Bu kurumun açılmasında benden daha çok Seçkin Arslan’ın emeği vardır. Açıkçası, Diyarbakır’daki okur ve yazarların sevgiyle, ilgiyle yaklaştığını görmekteyim. Umut ediyorum ki bu daha da zenginleşerek devam edecektir. Bekliyoruz ki coğrafyanın farklı yerlerindeki edebiyat kurumları burada etkinlikler yaparak edebiyat dünyamızı daha da zenginleştirirler. Kurumların bu noktada ortaklaşabileceğini düşünüyorum” diye konuştu.

6 BAŞLIK ÜZERİNDEN ATÖLYELER VE PROGRAMLAR YAPILIYOR

Mart ayı ve sonrası için planlamalara başladıklarını vurgulayan Laleş, önümüzdeki aylarda ayda 12’şer etkinlik düşündüklerini ifade etti. Diyarbakır Edebiyat Evinin programlarının belli başlıklar altında yürütüldüğünü söyleyen Laleş, “Mesela, ‘çeviri’ başlığı çok önemli. Kürtçe edebiyatın gelişimi ve dünya ile bağ kurması açısından önemli. ‘Yazarın Günü’ dediğimiz yazarların kendi kitapları üzerinden meramlarını anlatabileceği bir başlığımız var. ‘Müfredat dışı’ dediğimiz bir başlığımız var. Belli bir tedrisata tabii olmamış ancak o tedrisatın avantajlarını kullanarak belli kültürel ve edebi üretimler yapmış kişileri okur ve izleyicilerle buluşturacağız. Yaklaşık 6 başlık belirledik” dedi.

Ekokritik’in çok önemsedikleri bir başlık olduğunu vurgulayan Laleş, şöyle konuştu: “Diyarbakır Edebiyat Evinin zenginliği de biraz bu başlık üzerine inşa edildi. Doğa aslında bizim aynamızdır. Bizim kendimizi inşa ettiğimiz ve kurduğumuz dünyadır. Ekokritik başlığıyla edebiyat başta olmak üzere sanatın diğer dallarıyla insanın doğa ile ilişkisini tartıştığımız ve atölyeler yaptığımız bir başlık. Bir de müşterek bellek dediğimiz bir bellek var. Hepimiz hayatında, entelektüel dünyasında konuşulan, tartışılan somut veya soyut bir müşterek bellek. Bu konuda da bir atölyeden ziyade program uygulamayı planlıyoruz. Şu an gündemde olan Göbeklitepe’yi düşünelim. Onu hem çeşitli panellerle anlamaya çalışmak ama aynı zamanda oraya gidip konunun uzmanı kişilerle yerinde tartışmak gibi bir program. Bu başlıkları çoğaltabiliriz.”

Kendilerinin bir alan açtıklarını ve doldurulmasının Türkiye’deki entelektüel insanların katkılarıyla olabileceğinin altını çizen Laleş, insanların buraya etkinlikleriyle katkı sunmasını istediklerini ve Diyarbakır Edebiyat Evinin ancak birlikte büyütüp yaşatılabileceğini söyledi.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

CHP Milletvekili Ayhan Barut: “Sicil affı çıkarılsın, borçlar yapılandırılsın”

SONRAKİ HABER

İstanbul KESK Şubeler Platformundan Grup Yorum üyesine destek ziyareti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...