19 Şubat 2020 04:15

Gurur ve haşmet deyince

C. Hakkı Zariç imzalı, “Sadece ve Kendileri” başlıklı yazıda, hakkımda yakışıksız birtakım laflar edilmiştir. “Cevap hakkı”nın bir gereği olarak yazımın yayımlanmasını diliyorum.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Tahir ABACI

“Evrensel” gazetesinin 16 Şubat 2020 tarihli sayısında ve internet sitesinde, C. Hakkı Zariç imzalı, “Sadece ve Kendileri” başlıklı yazıda, facebook’ta yapmış olduğum bir yorumdan yola çıkılarak, hakkımda yakışıksız birtakım laflar edilmiştir. “Cevap hakkı”nın bir gereği olarak iletiyor, gazetenizde ve internet sitesinde aynen yayımlanmasını diliyorum.  

***

Enver Gökçe’nin 1943’de Ülkü’de yayımlanmış ve köyünü anlatan yazısını ilk kez gün ışığına çıkarıyormuş havasıyla yayımlayan Yeni e dergisinin bültenini, facebook arkadaşım Turgut Çeviker’in facebook sayfasında görmüş ve altına bu yazının daha önce yasakmeyve dergisinde ve sonrasında “Şairler Kahvehanesi” kitabımda yayımlandığını anımsatan kısa bir yorum yazmış, bu durumun edebiyatı izlemeden edebiyat dergisi çıkartmanın halini gösterdiğini eklemiştim.

C. Hakkı Zariç, bu iki satırlık yorumdan fena alınmış, “Evrensel” gazetesinin 16 Şubat 2020 tarihli sayısında bir yazı döşenivermiş, saygı sınırlarını zorluyor. “Edebiyatı izlemedikleri” tespitinden alınmış ama yiğitlik taslarken bunun görkemli bir itirafını yaptığının da farkında değil.

Yorumum (ve gelen telefonlar!), Gökçe’nin yazısını Ülkü’den sonra ilk kez kendileri yayımlıyormuş havasıyla sunan bu arkadaşın zihnini hızla açıvermiş, yakın yıllarda başka dergi ve kitaplarda da aynı yazının çıktığını anımsayıvermiş ve (gülmeyin) beni yazıyı yayımlarken bunları anımsatmamış olmakla suçluyor! (Cereyan geçti!) Lakin, göz ardı ettiği bir durum var: Ben Gökçe’nin yazısını dergide ve kitabımda yayımlarken, Ülkü’den sonra ilk kez ve sadece ben yayımlıyormuşum havası vermedim, o ayıp yazıyı “sürpriz” diye sunan size aittir ve size ait kalacaktır.

Benim kaynağım Celil’in ve Seçkin’in aktarımları olsaydı yüksünmez, belirtirdim. Ancak Gökçe’nin yazısından, 1974’te Yarına Doğru dergisinde alıntı yaparak söz ettiğime göre, yazıyı daha o tarihte bildiğim ortaya çıkar. Ülkü dergisinin o sayısı da o tarihte de arşivimde mevcuttu, halen mevcuttur. Hatta Yarına Doğru’ya orijinal biçimiyle koymayı da düşündük ama dönemin basım teknolojisi (klişe) iyi sonuç vermeyeceği için vazgeçtik.

Bu arkadaşa göre, yazının “Şairler Kahvehanesi”nde yer aldığını anımsatmış olmam, ne ilgiyse “gurur ve haşmet” oluyor. Bay Zariç, kendi yazısını bana yakıştırdığı şu “gerginlik” geçtikten sonra tekrar okusun, aradığı o gururu, haşmeti, kibiri fazlasıyla bulacaktır.

Daha da ayıbı var: Bana yakıştırmaya yeltendiği “Sosyal medyada yaptığı ‘aman beni görün, yazdıklarımı okuyun’ feveranı işe yaramaz; yoruma yorumdan ibaret kalır” çirkinliği. “Bir yazarı izlememe”nin belki de ilk kez övünç konusu olduğunu da, vahim sonucunu da aşağıdaki alıntıda görebilirsiniz. Hızını alamamış, twitter’ı yazısının linkleriyle de doldurmuş. Asıl “ilgiye susamışlık” tezahürü tam da böyle bir şey işte.

 Şahsen Bay Zariç’in beni görmesini, yazdıklarımı okumasını hiç tercih etmem. Şundan: “Sayın Abacı adını verdiği kitabında Enver Gökçe’nin ‘Çit Köyü’ başlıklı yazısını 235. sayfada “Enver Gökçe köyünü anlatıyor” başlığıyla ve kaynak belirtmeden yayımlamış” buyurmuş. Oysa kitapta Gökçe’nin yazısının, Enver Gökçe ile ilgili bölümün eki olduğu belirtilmekte ve o yazıda, kitabın 227. sayfasında - alıntıyla birlikte - yazının 16 Mart 1943 tarihli Ülkü’de çıktığı açıkça belirtilmekte. Bu türden okuma kusurlarıyla ve bir erdem olan özeleştiri noksanlıklarıyla, siz Amerika’yı daha çok yeniden keşfeder, daha çok “sürpriz”ler yaparsınız Zariç kardeşim. Kolay gelsin.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Meclis'te Gezi'ye "vandalizm" ve "eşkiyalık" diyen AKP'li Mehmet Muş'a tepki

SONRAKİ HABER

İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Müdürlüğünde maaş krizi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa