19 Şubat 2020 04:30

Kapılıp Gitmeler

Sığ bir dünyaya hapsolmuş ama bunun farkında bile olmayan insan, değil çevrenin, denizlerin, doğanın, yanı başındaki insanların bile sıkıntılarından, kederinden, hüznünden habersiz yaşayıp gider...

Fotoğraf: Günışığı Kitaplığı Yayınevi

Yunus Bekir YURDAKUL
Yunus Bekir YURDAKUL

Hep daha çok, hep daha çok hırsıyla/ açlığıyla telef olmuş hayatlar; şehir ışıkları altında yalımlanan sahte pırıltılar; ne ara doğup büyüdüğü bilinmeyen çocuklar; gün günden kararan dünya ve eksilen insan...

Büyük olanaklar gibi görünen kent yaşamı içinde birbirine gün günden daha da yabancılaşan insanların doldurduğu plastik “yuva”lar...
Çevremizi; boyalı-cilalı, sunulan haliyle algılamakla yetindiğimizde; insanı mali olanaklarıyla tanımlamaya kalktığımızda o büyük, varsıl, geniş dünyaların kapılarına bile varamayız; nerede kaldı, o dünyalara sızmak, onları yakından tanımak.

Sığ ve sınırlı bir dünyaya hapsolmuş ama bunun farkında bile olmayan insan, değil çevrenin, denizlerin, doğanın, yanı başındaki insanların bile sıkıntılarından, kederinden, hüznünden habersiz yaşayıp gider... buna da yaşamak denirse!
Neslihan Acu’nun, “Neydik, N’olduk Ailesi” adlı yapıtı düşürdü bütün bunları aklıma...

Reklam