Derinceliler: Deprem vergilerinin nereye gittiğini sorunca suçlu oluyoruz

99 depremini yaşayan Derinceliler, beklenen İstanbul depremine karşı hiçbir önlem alınmamasından dolayı tedirgin. "Canınızı koruyacağız" diyerek toplanan vergilerin akıbetini merak ediyorlar.

18 Şubat 2020 04:41
Paylaş

Kübra LAZ
Mert BORA
Kocaeli

Deprem kuşağında yer alan ülkemizin pek çok yerinde depremler yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. Elazığ’da yıkımlara yol açan depremin ardından deprem kuşağında yer alan illerde yaşayan yurttaşlar tedirgin. Bu illerden biri de Kocaeli. Kocaeli’nin Derince ilçesinde konuştuğumuz birçok yurttaş kendisini güvende hissetmediğini belirtiyor. 143 bin nüfusa sahip olan Derince’de 28 adet toplanma alanı bulunuyor. Alınan bir önlem olmadığını ve denetleme yapılmadığını söyleyen yurttaşlar 1999 yılında yaşadıkları deprem felaketini bir daha yaşamak istemediklerini dile getiriyor.

"BU VERGİLER NEREYE GİDİYOR?"

Devletin doğal afet ve benzeri durumlarla başa çıkamadığını belirten İşçi Emeklisi Süleyman Fırat, yaşanan afetlerde büyük bir karışıklık yaşandığını, bunun en iyi örneğinin de Elazığ’daki deprem ve Van’daki çığ felaketlerinde görüldüğünü söyledi. 

’99 depreminden ders alınmadığını söyleyen Fırat “Burada hâlâ ’99 depreminden kalan evler var neler yapılacak gerçekten bilmiyorum. O kadar vergi alınıyor ancak depremle ilgili hiçbir çalışma yapılmıyor” dedi. Afet zamanlarında çok fazla zorluk çektiklerini ama devleti değil sosyal yardım kuruluşlarını yanlarında gördüklerini söyleyen Fırat “Bu vergiler nereye gidiyor diye düşünüyoruz. Belli aslında hükümet iç siyasetteki sıkışmışlığını dışarıda İdlib’e girerek falan çözmeye çalışıyor. Libya’ya askeri yardımlar Ukrayna’ya gönderdiği yardım parası hep bunun göstergesi” ifadelerini kullandı.

"VERGİLERİ CANIMIZI KORUMAK İÇİN İSTEMİŞLERDİ"

Deprem gibi bir doğal afetin dahi dine bağlandığından yakınan Nevrez Fırat “Depremi bile dine bağlıyorlar. Şöyle ya da böyle biz Müslüman’ız. Müslüman olmayan ülkelerde, depremde insanların burunları bile kanamıyor. Biz niye bu kadar ölü veriyoruz. Allah Müslümanları sevmiyor mu böyle mi düşünmek lazım” dedi. Naci Görür’ün, Elazığ’da deprem yaşanacağını 4 ay önceden söylediğini belirten Nevrez Fırat “Ancak buna karşı hiçbir önlem alınmıyor ve bugün yaşananlar ortada. Devlet diyor ki ‘Ben, senden deprem vergisi alıyorum senin canını korumak için kullanacağım’ ama ben aldığın vergiler nereye gitti diye sorunca hemen suçlu ilan ediliyorum. Böyle bir mantık var mı? Ben öldükten sonra ne olacak, ne işe yarayacak o para? Van’da, Elazığ’da o kadar insan öldükten sonra yapılacak olan nedir ne işe yaramış oluyor toplanan paralar?” diyerek tepkisini dile getirdi.

"YENİ YAPILAN BİNALARDA ZEMİN ETÜDÜ İYİ YAPILMIYOR"

İnşaat sektöründe çalışan Özcan hem ’99 depremini hem de Van depremini yaşamış.  Bir inşaatçı olarak yeni yapılan binaların da depreme dayanıklı olmadığını dile getiriyor. Şehrin bir restorasyona girip binaların da yenilenmesi gerektiğini söyleyen Özcan “Bu eski binaların yıkılması yenilerinin yapılması lazım. Ben müstakil evde yaşıyorum. Yüksek apartmanlarda yaşamak bence biraz sıkıntı daha çok önlem alınması gerek” dedi. ’99 depremi esnasında Körfez’de bulunan büyük TÜPRAŞ rafinerisinin çok büyük bir tehlike yarattığını söyleyen Özcan yine böyle bir durumda ne yapacaklarını bilmediğini belirtiyor. Çalıştığı inşaat sektöründe sıkıntıların olduğunu söyleyen Özcan belediyelerin denetlemediğini söyleyerek devam ediyor: “Belediyeler daha zemin etüdünü bile düzgün yapamıyorlar. İnşaat sektöründe gerçekten büyük sıkıntı var. Yapılan binalar depreme dayanıklı mı bakılmıyor. Keşke biraz önlem alınsa bu konuda. 2-3 ayda bir inşaat bitiyorsa bir sıkıntı vardır orada.”

Derince’yi hem toplanma alanı hem de yol açısından yetersiz bulan Özcan, Van depremi esnasında yaşanan en büyük sıkıntının ulaşım olduğunu söylüyor. Kimsenin ulaşamadığını ve yardım alamadıklarını söyleyen Özcan “Bu kez Elazığ’da durum daha iyi ancak yine de yeterli görmüyorum. Van depreminde 6 ay çadırsız kaldık. Şimdi herkese yetiştiler. Ben bir naylonun metresine 50 lira verdiğimi biliyorum. İnsanlar depremde kenetlenmesi gerekirken birbirini ezmeye, sömürmeye çalışıyor. Ben sırf bu yüzden kendi memleketimi terk edip buraya geldim. Yeni yapıların iyi yapılması denetimlerin yapılması lazım. Bütün her yeri betonlaştırdık. Çocuğumu götürecek park bile bulmakta zorlanıyorum” diye konuştu.

"YARDIMLAR YERİNE GİDİYOR MU, BİLMİYORUZ"

Yaşadıkları konutların sağlam olmadığını, bundan dolayı kendini güvende hissetmediğini söyleyen Haydar Halis “Beklenen ve çokça söylenen İstanbul depremi büyük bir felakete dönüşecek. Çok fazla insanın yaşamını yitirecek. Bu da bizi tedirgin ediyor” dedi. Depreme karşı önlemler konusunda belediyelerin bilgilendirme yapmadığını söyleyen Halis, “En basitinden deprem toplanma alanları ile ilgili bilgilendirme yapılmadı, toplanma alanlarını bile bilmiyorum. Bu konuda ilgili kuruluşların üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini düşünmüyorum” diyor.

Depremlerde yardımlaşmanın önemine vurgu yapan Halis “Depremlerde yardımlaşmak güzel bir şey eğer yardım yerine varıyorsa. Genellikle şov amaçlı yapılan şeyler oluyor o yüzden yardımların yerine vardığını düşünmüyorum” dedi. Halis, deprem vergilerinin de amacına uygun kullanılmadığını bir yerde deprem olduktan sonra o yerin iyileştirilmesi gerektiğini ancak bunların hiçbirinin yapılmadığını düşünüyor.

"HASAR HÂLÂ GİDERİLMEDİ"

Ziynet Çetin ise Elazığ’a yardım gönderdiklerini ancak bu yardımların nereye gittiğini bilmediklerini söylüyor. Haberlerde Elazığ’da hâlâ ciddi sıkıntılar yaşandığını yönündeki haberleri izlediklerini belirten Ziynet “Bunca yardım nereye gitti. Devlet hâlâ neyi bekliyor anlamış değilim” dedi. Ziynet ’99 depreminden bu yana binalarındaki hasarın hâlâ giderilmediğini söylüyor.

"OTURDUĞUM EV SAĞLAM DEĞİL AMA KİRALAR ÇOK PAHALI"

’99 depremini gördüğünü söyleyen Mehmet, depremde hasar görmüş bazı evlere güçlendirme yapıldığını bazılarına ise dokunulmadığını belirtiyor. Kendi oturduğu evin depreme dayanıklı olmadığını düşünen Mehmet “Benim ev de ’99 depremini görmüş bir ev. Çok sağlam olduğunu düşünmüyorum ama yapacak bir şey yok çünkü ev yok kiralar pahalı, başka gidecek bir yer yok” diyor.

Belediyelerin bu konuda bir şeyler yapması gerektiğini, deprem anından ne yapacaklarını bilmediğini belirtiyor. ’99 depreminde herkesin dağa kaçtığını olası bir durumda yine böyle bir şey yapacağını söylüyor.

"YAŞADIĞIM EV OTOBÜS GEÇİNCE BİLE SALLANIYOR"

Yeliz yaşadığı evi çok tehlikeli bulduğunu söyleyerek söze başlıyor: “Evlerimiz çok tehlikeli, sağlam değil. Bir otobüs geçerken bile sallanabiliyor. Belediye denetim yapmıyor kendi önlemimizi kendimiz alıyoruz. Kapımızı kilitlemiyoruz, valizimiz hazır. Çocuklarımın yanında yatıyorum bir şey olursa direkt onları alır çıkarım diye.  Toplanma alanlarını bilmiyoruz bu konuda bilgilendirilmedik ve nüfusa oranladığımızda toplanma alanları çok yetersiz”.

Sema bir süre önce lojmanda kaldığını sağlam olmayan lojmanın ise ancak 15 sene sonra yıkıldığını söylüyor. Belediyelerin üzerlerine düşeni yapmadığını belirten Sema söylenen toplanma alanlarına sığmanın imkansız olduğunu bunun için insanları üst üste koymaları gerektiğini söylüyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Ocak ayı hayvan hakları raporu: En az 48 bin 348 yaşam hakkı gasbedildi

SONRAKİ HABER

Selahattin Demirtaş’ın "Leylan" kitabı suç unsuru sayıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...