15 Şubat 2020 04:45

Megam Tekstil’de sendikadan istifa baskısı sürüyor: Ancak dik durursak kazanabiliriz

Megam Tekstil'de patronun baskısı sürüyor: Çalıştığımız makinenin arkasına çekiyorlar. Sendika sizi satar, tüm haklarınızı biz vereceğiz, vazgeçin diyerek istifa etmemizi istiyorlar.

Megam Tekstil işçileri | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Vedat YALVAÇ
Lüleburgaz

Megam Tekstil’de işçilerin sendikalaşmasını önlemek için yine senaryo devreye sokuldu. Patron sendikanın yetkisine itiraz etti, mahkeme sürerken öncülük eden işçileri işten attı, diğer işçiler üzerindeki istifa baskısını artırdı. Patronun, hükümettin ve yasalardan güç aldığını söyleyen işçiler ise bu oyunu bozmak için her gün vardiya giriş ve çıkışlarında eylem yapıyor. Kötü koşulların ancak patrona karşı birleşip daha güçlü olduklarında düzelebileceğini söyleyen işçiler, “Bizde bitiyor her şey. Ancak dik durursak kazanabiliriz” diyor. 

Çorlu-Lüleburgaz arasında aynı bahçede bulunan Dilmenler Makine ve Megam Tekstil’in patronu, Türk Metal Sendikasının Dilmenler Makine’de, DİSK/Tekstil’in ise Megam Tekstil’de aldığı yetkiye itiraz etti. 250 kişinin çalıştığı Megam Tekstil’de işçiler patronun itirazına vardiya giriş çıkışlarında yaptıkları eylemlerle tepki gösteriyor. Biz de eylem sonrası işten atılan ve halen farikada çalışan işçilerle konuştuk. 

GEÇİM DERDİ SENDİKALAŞMAYA İTTİ

İlkay Çakır, arkadaşlarının işten çıkarılmasının ardında sendikalaşma faaliyetlerini sürdürdüğü için geçtiğimiz yıl ağustos ayında işten atılmış. Çakır, sendikalaşma çalışmasına neden girdiğini şöyle anlattı: “Birçok fabrikada erzak, ikramiye gibi sosyal haklar vardı ama biz faydalanamıyorduk. Ücretler geç ödenmeye başladı. İki ay geriden ödenen mesai ücretlerimiz vardı. Biz de sıkışıyorduk, faturalar birikiyordu. Herkesin bir ailesi var. Tabi çıkamıyorduk işin içinden. İçeri girmeye başladık, faturaları ödeyebilmek için kredi kartına saldırdık. Kredi kartlarının borçları büyümeye başladı. Birbirimizden borç alarak günü kurtardığımız oluyordu. Ama bunun da sınırı var. Çünkü bende yokken arkadaşımda nasıl olsun.” 

"BAŞKA FABRİKADA İŞE ALDIRMADILAR"

Sendikalaşmayı ilk başlatanlardan olan Ufuk Oğuz ise baskılara dikkat çekerken, patronların paranın gücü, yasaların eksikliği ve hükümetten aldığı cesaretle bu kadar rahat baskı kurduğunu ifade etti: "İşçiye bir hak veriliyor işverene dört hak veriliyor. Hükümet bir şeylerin önünü açıyor sonra da önünü kapatıyor. Mesela arabuluculuk gibi. Dava açamıyorsun. Çünkü ilk başta arabulucuya gitmen gerekiyor. Arabulucuya gidiyorsun, işverenin avukatı gelip, ‘Sen şimdi dava açacaksın, iki sene uğraşacaksın, alacağın 20 bin lira para, zaten yarısını avukata vereceksin, dosya masrafı, zaten eline bir şey geçmeyecek, al biz sana 10 bin lira verelim’ diyor. İşçi de mecbur kalıyor teklifi kabul etmeye.”

Baskılar nedeniyle işçilerin köleliğe itildiğini dile getiren Oğuz, “Çünkü herkesin ekonomik sorunları var. Harcı borcu var, gidersem işten çıkarırlar diye yanımıza gelemiyor” diye konuştu. 

Patronların korku salmak için sendikalaşma nedeniyle işten atılan işçilerin başka fabrikalarda işe girmesini engellediğini dile getiren Oğuz, şöyle devam etti: “Ben işten çıkarıldım, bir buçuk yıldır işsizim. İşe alınmadığımdan değil. Alınıyorum ama eski çalıştığım yeri arıyorlar ve onlar da ‘Biz sendikalaşma faaliyetleri yürüttüğü için işten attık’ diyor. Bu nedenle 1 saat sonra işten çıkarıldığım oldu. Benim eşim çalışmıyordu. Mecbur kaldı işe girmeye. Çünkü biri ortaokula, diğeri ilkokula giden iki çocuğum var. 850 lira kira ödüyorum. En düşük doğal gaz faturası 300 lira geliyor. Ki doğal gaz yakmıyorum, yaksam işin içinde çıkamam. Son bir buçuk yılda da gırtlağa kadar borcum oldu.” 

"İŞÇİ TOPLANIP AYAKTA DURSA, HİÇ KİMSE YIKAMAZ"

Engelleri aşmanın yoluna da işaret eden Ufuk Oğuz, “Aslında işçi toplanıp ayakta dursa, bir bütün olsa hiç kimse işçiyi yıkamaz. İşçi olmasa işveren olmaz. Bunları bir şekilde işçilere anlatmak, bilgilendirmek gerekiyor. İşçiye değer verilmesini, kanunların işçiye göre düzenlenmesini istiyorum” diye konuştu. 

Farikada halen çalışan işçilerden biri ise bilinçlenip patronun karşısında güçlü oldukları zaman koşulların düzeleceğine dikkat çekti: “Bizde bitiyor her şey. İçerideki arkadaşlar bu süreçte yılmamalılar ve birlik olmalılar. Dik durursak haklarımızı savunabiliriz.”

"ÇALIŞIYORUM AMA GEÇİNEMİYORUM"

8 yıllık işçi olmasına rağmen asgari ücrete çalıştığını belirten başka bir işçi ise, “8 senelik işçiyim, bugün gelen işçi ile aynı parayı alıyorum. Eşim de 5 aydır çalışıyor başka bir fabrikada. 2 çocuğum var. Babamların evinde kalıyoruz. Ayrı eve çıksam karı koca çalışsak bile bir ayı zor çıkarırız. 800 liradan aşağı kira yok. Ailemle kalmak zorundayım yani” diye konuştu. İşçi, çalıştıkları halde fabrikada herkesin borçlu olduğunu söyledi. 

İŞÇİLER KAMERA İLE İZLENİYOR

Çalışmaya devam eden bir işçi de fabrikadaki baskıları şöyle anlattı: “Çalıştığımız makinenin arkasına çekiyorlar. Sendika sizi satar, tüm haklarınızı biz vereceğiz, vazgeçin diyerek istifa etmemizi istiyorlar”

Başka işçi de sendikalaşmanın ardından fabrikaya kameraların kurulduğunu dile getirerek “Hemen her yerde kamera var ve sürekli gözetim altındayız. Sendikalaşma faaliyeti yürüten işçilerin bir bölümü ise zor bölümlere gönderilere yıldırılmaya çalışılıyor” dedi. 

"PATRON ÖRGÜTSÜZ İŞÇİYİ KÖLE GİBİ KULLANIYOR"

Patronun işçilerin örgütlü olmasını istemediğini söyleyen bir işçi “İşçilerin birlik olmasını, birlikte hareket etmesini istemiyor. Çünkü sendika geldiği zaman yükümlülük altına girecek. Ekonomik olarak bize daha fazla vermek zorunda kalacak” diye konuştu.  

Sendikalaşmayla işçilerin haklarının farkına varacağını dile getiren Ufuk Oğuz da “Sendika işveren için kötü. Çünkü kârını paylaşmak istemiyor, hesap vermek istemiyor. Sendikasız, örgütsüz işçiyi köle gibi kullanabiliyor” dedi.  

"MEGAM TEKSTİL İŞÇİSİ ÖRNEK OLACAK"

DİSK Tekstil Genel Merkez Yöneticisi Savaş Testici, Megam Tekstil’de üç buçuk yıldır sendikalaşma mücadelesi verdiklerini belirterek şunları söyledi: “İşveren belli dönemlerde öncü işçileri işten çıkardı. Ama arkadaşlarımız baskılara rağmen geri adım atmıyor. Yetkimize itiraz ettiler. Biz de bu baskıyı kırmak için fabrikanın önünde eylemlere başladık. Bunu büyüterek de devam edeceğiz. Megam Tekstil işçisi bu süreci zaferle taçlandıracak ve Trakya’daki tüm tekstil işçilerine örnek olacak. Aynı kişiye ait ve aynı bahçede olan Dilmenler'de de Türk Metal Sendikası çoğunluğu sağladı. Onların da yetkisine itiraz ettiler. Türk-İş olmuş, DİSK olmuş fark etmez, emek mücadelesi veriyorsak hepimizin birbirine destek vermesi gerekir. O arkadaşlarla da konuştuk sanırım önümüzdeki hafta eylemlere başlayacak.” 

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Şu kadar işçi ölmeden bir araya gelseydik!

SONRAKİ HABER

Londra'da Julian Assange'a destek eylemi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...