14 Şubat 2020 04:15

İrlanda Sivil Haklar Derneği Başkanı Jim Curran: İrlanda'nın birliği artık kaçınılmaz

1970'lerde bağımsızlık isteyenlerle işgali savunanlar arasındaki ateşkeste önemli rol oynayan Jim Curran seçim sonuçlarını Evrensel'e değerlendirdi. Curran “İrlanda’nın birliği artık kaçınılmaz” dedi.

İrlanda Sivil Haklar Derneği Başkanı Jim Curran | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Arif BEKTAŞ
Londra

İrlanda Cumhuriyeti’nde 8 Şubat’ta genel seçimler yapıldı. Bu seçimler sonucu, yıllarca Kuzey İrlanda ile birleşme mücadelesi veren ve Birleşik İrlanda vadeden Sinn Fein yüzde 24,5 oy alarak birinci parti oldu.

Sinn Fein Uzmanı ve 1974 yılından bu yana İrlanda Sivil Haklar Derneği Başkanı Jim Curran, seçim sonuçlarını Evrensel'e değerlendirdi. 1975 yılında, Kuzey İrlanda da Katoliklerle Protestanlar, yani bağımsızlık isteyenlerle İngiliz işgalini savunanlar arasındaki ateşkeste önemli rol oynayan ve bu dönemde yapılan tüm görüşmelerin öncülüğünü yapan Curran, “İrlanda’nın birliği artık kaçınılmaz” dedi.

"SINN FEIN ARTIK İRLANDA ADASININ EN BÜYÜK PARTİSİ"

İrlanda Cumhuriyeti’nde Sinn Fein’in en çok oyu alması sizin için ne ifade ediyor?

Biz Cumhuriyetçilerin bir deyişi var ve şöyle diyoruz; “Bizim de günümüz gelecek”. Seçim sonuçları bize şunu gösterdi; Sinn Fein hem İrlanda’nın kuzeyinde hem de güneyinde en büyük siyasi parti. Sinn Fein artık İrlanda adasının en büyük partisi.

Bu çok büyük bir başarı. Çünkü diğer ana akım partilerin hepsi bizi terörle bütünleştirdi ve canavarlaştırdı. Bu partiler, Sinn Fein ile beraber çalışmayı reddettiler ama halk destek verdi. Şimdi halk desteğini sundu ve Sinn Fein her seçim bölgesinde en yüksek oyla çıktı.

Sinn Fein seçim sürecinde özgürlük ve bağımsızlık çağrısı yaptı mı? Bu çağrının halkta karşılığı nedir?

Evet, kurulduğundan beri, yani 1905’den beri her seçimde ana çağrısı bu oldu. Yani Britanya’nın İrlanda’yı işgal etmesi her zaman yasa dışı olarak görüldü. 1918’de Sinn Fein İrlanda’da seçimi kazanmıştı ve 105 sandalyenin 73’ünü kazanmıştı. Milliyetçiler 7 ve Unionsitler (Britanya yanlıları) 20 milletvekili çıkartabilmişti. Böylece “İrlandalılar” 80 vekil çıkartmıştı. Bu büyük destek karşısında, Sinn Fein bağımsızlık ilan etti. Fakat Britanya yani Londra’daki hükümet, bağımsızlık ilanının yasa dışı olduğunu iddia etti.

"BİR ELİNDE SEÇİM PUSULASI, DİĞER ELİNDE SİLAH"

Yani bağımsızlık ve birleşik İrlanda talebi karşılık buldu...

Evet, bir sonuç getirdi. Bir ara böyle bir politikaları vardı. Belfast’daki (İngiliz işgalinin devam ettiği Kuzey İrlanda’nın başkenti) liderlerden birisi bunu sunmuştu. O da şöyle diyordu: “Seçimlere giderken bir elinde seçim pusulası, diğer elinde silah olmalı”.

Margaret Thatcher genel seçime giderken bir elinde genel seçim pusulası ve diğer elinde de Falklands silahını kullandı. Britanya halkına Falkland savaşını kullanarak seslendi. Sinn Fein de aynı şeyi dedi. Daha sonra Sinn Fein bu metodu, bu yaklaşımı terk etti.

Özgürlük savaşçıları çok tepki gösterdi. Çok insan büyük fedakarlıklar yapıyordu. İnsanlar hapse giriyor ve yaşamını yitiriyordu. Politikayı ve anlayışı değil, bazı militarist metotları geride bırakmak zorunda kaldı. Silahlı mücadeleyi bırakıp siyasi alana yoğunlaşmak dönemin koşullarının dayattığı bir gerçekti.

"HEM İSKOÇYA’YI HEM İRLANDA’YI KAYBETTİLER"

Londra’daki merkezi Westminster Hükümetinin seçim sonuçlarına ilişkin tepkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Onlar sadece istedikleri sonuçları seviyor. Onlar sadece İrlanda’da değil, İskoçya’da da kaybettiler. Çünkü İskoçya’da SNP en büyük siyasi parti. Onlar AB içinde yer alan bağımsız bir İskoçya istiyor. Sinn Fein, İrlanda adasındaki en büyük parti ve onlar da İskoçya gibi bağımsızlık istiyor ve AB içinde kalmak istiyor.

Bu da Boris Johnson Hükümetinin başını ağrıtır mı?

Evet, 1874’te İrlanda bağımsız ve kendi kendini yönetmek için oy kullandı. 1896’da benzer bir sonuç oldu. 1910’da şubat ve aralık aylarında yapılan iki seçim oldu ve her iki seçimde de İrlandalı seçmenler kendilerini yönetmekten yana oy kullandı. 1918’de de bağımsızlık için oy kullandılar. Yani İrlanda halkı 4 kere kendini yönetmek için ve bir kere de bağımsızlık için oy kullandı. Ama Britanya hükümeti bu sonuçların hiçbirini kabul etmedi.

"SINN FEIN SEÇİMLERDE TAKTİKSEL BİR HATA YAPTI"

İrlanda’daki seçimlere geri dönersek, mutlak çoğunluğu alan bir parti şu an görünmüyor. Sinn Fein başka bir siyasi partiyle ya da birden fazla parti ile hükümet kurarsa, Sinn Fein için sonuçlar ne olur? Sinn Fein’in hükümet kurmasını ister misiniz?

Sinn Fein aslında seçimdeki adaylarını seçerken taktiksel bir hata yaptı. 42 aday sundu ama çoğunluğu oluşturmak için 80 aday göstermeniz gerekiyor. Neredeyse tüm adayların seçilmesi açısından başarıları oldu. Ama bazı seçim bölgelerinde ikinci bir aday da koysalardı, onlar da seçilebilirdi. Halkın onlara yönelik desteğini hafife aldılar. Diğer partiler Sinn Fein’in tüm taleplerine sahip çıkarsa onlarla bir koalisyona girebilir. Ama diğer türlü hiçbir partiyle koalisyona girmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Özellikle konut ve diğer mesele olan emeklilikle ilgili şunları söylemek istiyorum; ben de bir emekliyim. Sinn Fein herkesin 65 yaşında emekliliğini alabilmesini savunan bir vaatte bulundu. Bu yaşlarda olan birçok insan 67 yaşını beklemek istemiyor ve bu popüler bir siyaset olur. Yani halk arasında karşılık bulur. Sinn Fein bu vaatleri terk edemeyecek durumda.

İrlanda’da büyük bir konut sorunumuz var. Çünkü nüfus artıyor, dünyanın farklı ülkelerinden insanlar geliyor. Ayrıca mülteciler de var. Bu da konut sorunu yaratıyor. İrlanda’da arazi-alan sorunumuz yok. Çoğu ana akım partiler konut sorununu özel sektöre bıraktılar. Sinn Fein ise belediyelerin konut yapmasını istiyor. Her yıl 100 bin konut yapılmasını öneriyor. Bu konutların farklı belediyeler tarafından yapılmasını istiyor.

Başka hangi sorunları ele alması gerekiyor?

Bir diğer mesele de ulusal sorun. Sinn Fein referandum olmasını istiyor. Ben tüm İrlanda’nın referandum yapması gerektiğini düşünüyorum. İrlanda’yı ikiye bölerken, parçalarken bir referandum olmadı, çıkarları gereği ikiye böldüler.

Yine Kuzey İrlanda’daki birçok insanın İrlanda Cumhuriyet pasaportuna sahip olması. Bu da AB’den dolayı. Bunların birçoğu tır şoförü, veya ihracat ve ithalat işlerinde yer alan ve diğer 28 AB ülkesiyle iş yapan kişiler. Brüksel’e de uçuyoruz artık. Benim İrlanda pasaportum var ve İngiltere’de yaşamama rağmen AB üyesi olan bir vatandaşım. Ben Brüksel’e gittiğimde AB vatandaşı olarak ülkeye giriş yaparım ama sen diğer ülkelerin vatandaşı olarak giriş yaparsın ve seni sorguya çekerler.

Senin pasaportuna şüpheyle bakarlar. Boris Johnson da gitse AB’den çıktığından dolayı o da diğer ülke vatandaşlarının girdiği sıraya girmek zorunda kalacak. Bu yüzden birçok Unionist (Britanya’da kalma yanlıları) İrlanda pasaportu çıkardı. İrlanda anayasasına göre devletin adı İrlanda. Benim pasaportumda, İrlanda Cumhuriyeti vatandaşı olduğum değil İrlanda vatandaşı olduğum belirtiliyor. Eğer Belfast’ta olan birisinin pasaportuna bakarsanız bu Martin McGuinness ya da Gerry Adams da olabilir ya da Derry’deki birisinin pasaportuna bakarsanız bunların yabancı bir ülke vatandaşı değil İrlanda adasının vatandaşları olduğunu görürsünüz. Anayasada yazan ve halkın kabul ettiği isim İrlanda, ki bizim ulusal dilimizde “Eire”, İngilizcede ise “Ireland”.

"BİRLİK ARTIK KAÇINILMAZ"

Sizce İrlanda Cumhuriyeti ile Kuzey İrlanda arasındaki ilişki bu sonuçlardan sonra değişir mi?

Tek problem, İrlanda’nın kuzeyinde olan halkın bir kesiminin İrlanda’nın bir parçası olarak Birleşik Krallık’ta kalmak istemesi. Tek problem bu.

Sadece Birleşik Krallık’ta mı yoksa AB’de mi kalmak istiyorlar?

Her ikisi de. Hem Birleşik Krallık’ta hem de AB’de kalmak istiyorlar. Ama İrlanda adasının ezici çoğunluğu AB’de kalmak istiyor. Azımsanamayacak çoğunluktaki birlik yanlıları da AB’de kalmak istiyor.

Brexit ve Sinn Fein’in seçim zaferinden sonra İrlanda’nın geleceğine ilişkin görüşünüz nedir? 

Bence İrlanda’nın birliği artık kaçınılmaz.

Yani kuzey ve güneyin tek bir ülke olarak birleşeceğini mi düşünüyorsunuz?

Evet birleşecekler. Milletvekilleri, mecbur bırakıldıkları için yer almak zorunda kaldıkları Londra Parlamentosu yerine İrlanda Parlamentosunda, Dublin’de oturacak. Birlik yanlılarının dahi yapacağı tek yemin Anayasaya bağlılık olacak.

"HALKIN TALEBİNE SAYGI DUYULMALI"

Sinn Fein Hükümetinin Boris Johnson ile nasıl bir ilişkisi olacağını düşünüyorsunuz?

Yanlış hatırlamıyorsam, Sinn Fein’in Önceki Lideri Ruairí (Ó Brádaigh), “Britanya’nın komşumuz olmasından rahatsızlık duymayız. Fakat onları arka bahçemizde istemiyoruz” demişti. Boris Johnson şunu bilmeli ki artık ne İngiliz bir politikacı ne de kraliyet, İrlanda’ya hüküm edemez. Tıpkı İskoçya’da olduğu gibi halkın demokratik talebine saygı duyulması lazım. Eminim ki Sinn Fein’in Lideri Mary Lou McDonald ve İskoçya Ulusal Partisinin Lideri Nicola Sturgeon’ın, Boris Johnson ile ilişkileri aynı olacak.

"BEN ARTIK BÖLÜNMÜŞ KRALLIK DİYORUM"

Son bir soru olarak, Brexit ve İskoçya referandumu gibi son yaşanan gelişmeleri göz önünde bulundurduğunuzda, Birleşik Krallık’ın yakın zamanda dağılacağını düşünüyor musunuz?

Ben artık Birleşik Krallık değil, bölünmüş krallık diyorum. İrlanda ve İskoçya ayrıldığında İskoçya ve İrlanda’nın kaynakları artık buraya akacak. Bu da İngiltere’nin küçük bir ülke olmasına yol açacak. İngiltere’nin nükleer silahları İskoçya’da, ama İskoçlar bunu istemiyor. Bunun anlamı ise İskoçya’nın NATO’dan ayrılması demek. İskoçya’nın NATO’ya sunduğu katkı bizim şimdi İrlanda’da mevcut olan bir orduya yetecek büyüklükte. Küçük bir ordumuz, küçük bir hava kuvvetimiz ve küçük bir donanmamız var. Ama genellikle Birleşmiş Milletler Barış Gücünde yer alıyoruz. Çatışmalı olan bölgelere 500 civarında asker gönderiyoruz. Aynı şeyi İskoçya’da yapabilir. Biz orduyu daha çok barış amaçlı ve büyük felaketler zamanında kullanıyoruz. İskoçya’da aynısını yapabilir. Bu bölünmenin yaratacağı sonuçlardan biri İskoçya’nın NATO’dan çıkması olacak ki; bu da Birleşik Krallık’ın Güvenlik Konseyindeki yerini kaybetmesine yol açabilir.

JIM CURRAN KİMDİR?

Jim Curran 1947 yılında İrlanda’da doğdu. İlkokul yıllarında politikayla tanıştı. “İşgal altında olunca politika hayatınızın en önünde gelir, tıpkı Filistinli çocuklar gibi” diyen Curran, 10 yaşından itibaren aktif politikaya atıldı. 1957 yılında yapılan seçim çalışmalarında bildiri ve broşür dağıtımında görev aldı. 1960’lardan itibaren Sinn Fein’de aktif politikaya atıldı. Londra’ya faaliyet için geldi.

1973 yılında lobi çalışması ve Londra’da yaşayan İrlandalıları, İrlanda’nın bağımsızlık mücadelesine kazanmak için en önde görevler aldı. 1974 yılında kurulan İrlanda Sivil Haklar Derneği başkanlığına seçildi. Londra’da yaşayan yüz binlerce İrlandalının çekim merkezi olan dernek çalışmalarını daha da ilerletti. 1975 yılında, Kuzey İrlanda da Katoliklerle Protestanlar, yani bağımsızlık isteyenlerle İngiliz işgalini savunanlar arasındaki ateşkeste önemli rol oynadı.

Bu dönemde yapılan tüm görüşmelerin öncülüğünü yaptı. Hâlâ Londra’da faaliyet yürüten derneğin başkanlığını yürüten Curran, Sinn Fein ve İrlanda politikaları konusunda uzman olarak sunumlar yapıyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Almanya’dan Türkiye'ye 18 bin 600 avro'luk yeni silah satışına izin

SONRAKİ HABER

Gazeteci Deniz Yücel hakkında 15 yıl 3 ay hapis cezası istendi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa