12 Şubat 2020 04:00

Ucuz atlattık!

Akşam yediği lokmanın her geçen gün un ufak oluşunu niye sorsun ki! Büyük düşünüyor adam! Bütün dertler bitecek, “vatandaş Türkçe konuş”unca!

Fotoğraf: Evrensel

Yunus Bekir YURDAKUL
Yunus Bekir YURDAKUL

İzmir’in kışı beklediği aralık günlerinden biri... Eşimle, konserden mi, tiyatro oyunundan mı dönüyorduk eve? Gecenin epeyce geç bir vakti. Otobüs pek kalabalık değil. Biz, etkinlik üzerine cümleler kura duralım, hemen yanı başımızdaki ikili koltukta bir hareketlilik belirdi. Arkalardan kopup gelen biri, yanımızda oturanın omzunun tozunu aldı. Sesi sarhoş perdesinin biraz üstünde. Sarhoş muydu, bilemedik! Derdi mi? Nasıl konuşurmuş otobüste Arapça! Dahası vardı! Türk değil miymiş!

Biz sesi duyup ne olduğunu anlamaya/ anlamlandırmaya çalışırken sorgucu birkaç kez daha itip kaktı Arapça konuştuğuna kızdığı adamı. Araya gençler girdi. Bu arada omzu darbelenen doğruldu yerinden, nüfus cüzdanına davranıp kanıtladı Türklüğünü! Ama öteki yalamadı tükürdüğünü... “Orada askerlerimiz ölürken sen burada”lı cümleleri ardı ardına sıraladı. Suriye olmalıydı “orada” dediği. Akşam yediği lokmanın her geçen gün un ufak oluşunu niye sorsun ki! Büyük düşünüyor adam! Bütün dertler bitecek, “vatandaş Türkçe konuş”unca!
İndirdiler adamı otobüsten, birkaç genç yolcuyla sürücü, varacağı yere gelmeden.

Duayı, ibadeti yüzlerce yıldır Arapça eden halkımızı görse döverdi bu adam!
Ucuz atlattık! 

Reklam