11 Şubat 2020 12:51

Buca’da yerel yönetimler ve sağlık konuşuldu

Buca'da "Yerel yönetimler ve sağlık" konulu panelde, sağlığın özelleştirmelerle hak olmaktan çıkarıldığı ve yerel yönetimlerin halk sağlığı için daha fazla çaba harcaması gerektiği vurgulandı.

Fotoğraf: Evrensel

Buca Kent Konseyi tarafından Buca Belediyesi Kültür Merkezinde düzenlenen “Yerel Yönetimler ve Sağlık” konulu panelde, sağlığın özelleştirmelerle, piyasalaştırmayla, eşitsizliklerle hak olmaktan çıkarıldığı ve yerel yönetimlerin halk sağlığı için daha fazla çaba harcaması gerektiği vurgulandı. Moderatörlüğünü Buca Kent Konseyi Başkanı Av. Mürüvet Suatoğlu Balcılar’ın yaptığı panele konuşmacı olarak Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Öğretim Üyesi ve Barış Akademisyeni Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, SES İzmir Şubesi Eş Başkanı Op. Dr. Fatih Sürenkök ile Eski Çankaya Belediyesi Başkanı Bülent Tanık katıldı.

“NE KADAR ÇOK EKONOMİK SIKINTI O KADAR ÇOK RUHSAL SIKINTI” 

“40 yıldır neoliberal ekonomi ve sağlık programlarının uygulandığı, sağlığın metaya dönüştürüldüğü, vatandaşın müşteri olarak görüldüğü, devletin bunu bilerek ve isteyerek yaptığı koşullarda sağlığı konuşuyoruz” diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, bazı sağlık sorunlarının bölgesel ve toplumsal olduğunu söyledi. Tanık, “Mesela Yatağan’da çocuk alerjisi, Dilovası’nda kanser vakaları , Aliağa’nın Horoz Gediği bölgesinde benzer sağlık sorunları yaygın. Kot kumlama işçileri, maden işçileri ağır sağlık sorunlarıyla karşı karşıya. Alt gelir grubundaki insanlar daha erken ölüyor. İşsizlerde kronik hastalıklar daha çok. İşsizlik ve işini kaybetme ruhsal sorunları artırıyor. İş güvencesi iyilik halinin dostu. Ne kadar çok ekonomik sıkıntı yaşanıyorsa o kadar çok ruhsal sıkıntı yaşanıyor” dedi. Eşitsizliğin ve ayrımcılığın yaygın olduğunu belirten Tanık, “20 milyon Kürt vatandaşımızın ana diliyle sağlık hizmeti almasına yönelik bir çaba yok. Ayrımcı ideoloji bunu doğal kabul ediyor” diye ekledi. Yerel yönetimlerin görevinin sağlık alanındaki bu ayrımcılığı  ve eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yapmak olduğunu dile getiren Tanık, “Belediyeler gıda güvenliği, gıda denetimi, yeşil alanlar, aile planlaması danışma merkezlerinin açılması, madde bağımlılığı konusunda çalışmalar yapmalı. Muhafazakar politikaların etkisiyle cinsel sağlık merkezleri azaltıldı” dedi.

“SAĞLIK KONUSUNDA YEREL YÖNETİMLER YETERİNCE İLGİ GÖSTERMİYOR”

Op. Dr. Fatih Sürenkök ise sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı konusunda temel sorumlunun yerel yönetimler olduğunu ifade ederek, “Maalesef yerel yönetimler sağlık alanına yeterince ilgi göstermiyor. Seçim öncesinde başlatılan güzel çalışmalar seçimden sonra bırakılıyor. Yerel yönetimler, tabip odası, sağlık alanındaki sendikalar, diğer sağlık örgütleri, engelli dernekleri gibi kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmalı. Envanterler çıkarılmalı, engelli ve yaşlılara yönelik çalışmalar yapılmalı. Sağlıklı Kentler projesine Büyükşehir, Konak, Karşıyaka üye ve 4 yıl önce ciddi çalışmalara başlanmış ama şimdi bir çalışma yok. Nüfusumuzun yüzde 13’ü engelli, Buca’da 60 bin kişi yapar. Bunların hakları belediye tarafından güvence altına alınmalı. Tek şey engelli araçları var” dedi. AKP’nin neoliberal sağlık sistemine karşı halka hizmet için sosyal demokrat belediyelerin yapması gereken çok iş olduğunu belirten Sürenkök, “Kapıdan çıkınca engel çok. Kaldırımdan sosyal tesise kadar engelsiz bir çevre yaratılabilir” dedi.

Bülent Tanık da hastalıklarla mücadelenin toplumsal olduğunu, bazı durumlarda ise küresel olduğunu söyleyerek, “Kaynak, yetki, mevzuat demeden halk sağlığı için bir şeyler yapılmalıdır. 1930’lu yıllarda çıkarılan iki yasa hala yürürlükte ve belediyelere büyük yetki ve sorumluluk veriyor. Umumi Hıfsızsıhha Kanunu genel sağlığı koruma, gelecek nesilleri sağlıklı yetiştirme, tıbbı desteğe erişim vb konularda bu görevi ve yetkiyi ortaya koyuyor. Sağlıkla ilgili bütünsel çalışmaların hangisi yapılmıyorsa belediye bu işi üstlenmelidir” diye konuştu. (İzmir/EVRENSEL)

Reklam