28 Ocak 2020 16:43

YTÜ öğrencileri: Bedri Gencer’in açıklamaları Türkiye'de akademinin özeti gibi

Yıldız Teknik Üniversitesinde görevli Prof. Bedri Gencer'in depremle ilgili tuhaf açıklamalarına üniversitenin öğrencileri tepki gösterdi, "Yaşananlar Türkiye’deki akademik eğitimin özeti" dedi.

YTÜ Yabancı Diller Yüksekokulu | Fotoğraf: yildiz.edu.tr

Paylaş

Burak BAĞÇECİ
Yıldız Teknik Üniversitesi

Yıldız Teknik Üniversitesinde akademisyenlik yapan Profesör Bedri Gencer’in depremi çocuk yaşta evliliklerin yasaklanmasına bağlamasına tepki gösteren üniversite öğrencileri, yaşananların Türkiye’deki akademik eğitimin özeti olduğunu vurguladı.

Geçtiğimiz günlerde Elazığ’da yaşanan depremin ardından, Yıldız Teknik Üniversitesinde (YTÜ) akademisyenlik yapan Profesör Bedri Gencer, sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. Depremi çocuk yaşta evliliklerin yasaklanmasına bağlayan Gencer, yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: Gayretullaha dokunmak edebiyat değildir. AIDS, ebola virüsü… Avustralya, Çin gayretullaha dokundu azap geldi. Maazallah, biz de zinayı, livatayı yasallaştırarak, Allah’ın helal kıldığı yaşta evliliği tecavüz sayarak, mutlu yuvaları bozarak gayretullaha dokunmayalım. Az kaldı.

GENCER'İN BİLİMSEL BİLGİDEN ANLADIĞI NEDİR?

Bu skandal açıklamanın sahibi Bedri Gencer, İnsan ve Toplum Bilimleri bölümünde akademisyenlik yapan bir profesör. İnsan ve Toplum Bilimleri, sosyoloji, psikoloji, tarih, antropoloji, felsefe alanlarında çalışmalar yürüten ve misyonunu “özgün ve çağdaş yaklaşımlarla, toplumsal faydayı sağlayarak bilimsel bilgiyi tüm öğrencilerle buluşturmak” olarak açıklayan bir bölüm. Bu bölümün bünyesinde profesörlük yapan, akıllara durgunluk veren açıklamaların sahibi Bedri Gencer’in toplumsal faydadan, bilimsel bilgiden anladığı nedir? Bedri Gencer’in yaptığı açıklamaların toplumda ve akademide hiçbir karşılığı yoktur. Ancak ne yazık ki bu anlayış ne tek bir profesöre özgüdür ne de üniversitemizde ilk defa karşımıza çıkmaktadır.

Yıldız Teknik Üniversitesinde evrim konferanslarını yasaklamaktan, eşcinsellik kırmızı çizgimiz diyerek sinema gösterimlerini engellemeye, üniversiteye Barış Akademisyenlerinin girişini yasaklamaktan, tiyatro oyunlarını sansürlemeye kadar birçok uygulama, bu zihniyetin üniversitenin yönetimine kadar uzandığının göstergesidir. Akademideki tek adamcı, kayırmacı kadrolaşmanın; dinci-gerici kurumsallaşmanın sonucudur. Tüm bu uygulamalar ve yapılan son açıklama, bugün üniversitemizde ne kadar niteliksiz ve bilimsellikten uzak bir eğitim aldığımızı bize bir kez daha göstermiş oldu.

"BEDRİ GENCER’İN AÇIKLAMASI TÜRKİYE'DE AKADEMİNİN ÖZETİ"

Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri de Gencer'in bu skandal açıklamasına tepki gösterdi. Üniversitenin bilimsel bilginin üretim alanları olarak var olması gerektiğini vurgulayan öğrencilerden biri olan Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü öğrencisi Emre, “Yaptığı açıklama için aslında Türkiye'de akademinin özeti bile diyebilirim. Daha önce farklı üniversitelerde görev yapan profesörler benzer dogmatik, bilimsel olmayan, yeri geldiğinde mide bile bulandıran açıklamalarda bulundu. Bir profesör, bilimsellikten uzlaştıkça nasıl profesör olabilir? 21. yüzyılda üniversitelerde bilimsel ve laik eğitimin gerekliliğinin tartışılmaya açık bile olduğunu düşünmüyorum. Ben ve benim gibi birçok öğrencinin bilimsel eğitim almayı beklediğini, bir üniversiteden beklentisinin de bu olduğunu söyleyebilirim. Bu aslında en temel hakkımız ve bunun için emek vermeye devam edeceğiz” dedi.

Bu tür açıklamalara tepki gösterilmesi gerektiğini belirten Biyomühendislik öğrencisi Gamze ise “Doğrusu bu tarz bir açıklama görmeye şaşırmadım, üniversitelerde böylesine bilimden uzak ve içi boş açıklamada bulunan çok fazla öğretim görevlisi ve hatta öğrenci bulunmakta. Bu tarz durumlarda öğrencilerin ve diğer öğretim görevlilerinin tepkilerini ya da olaya dair varsa karşıt görüşlerini belirtmeleri gerekir” diye konuştu.

Biyomühendislik öğrencisi Selda ise “Bu fikri ortaya atan bir insan, öğrencilerin akıllarını hangi alanlarda ne şekilde açabilir, nasıl ufuklarını genişletebilir?” derken teknik bir üniversitede doğal afetleri önlemeye ya da etkilerini sınırlamaya yönelik yöntemleri geliştirmekle sorumlu profesörler, eğitim görevlileri ve öğrenciler görmek istediğini söyledi.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisi Şeyma ise üniversitelerdeki dinci-gerici kadrolaşmaya dikkat çekti ve “Bir sosyal bilimler öğrencisi olarak üniversiteye akademi ortamı hayaliyle girdim ve girdikten 2 yıl sonra derslerinden övgüyle bahsedilen hocalarımla tanışmadan KHK ile atıldılar” ifadelerini kullandı. Alanında bu kadar başarılı olan bilim insanları üniversiteden ihraç edilirken Bedri Gencer gibi bilimden uzak söylemlerle akademide yer eden, öğrencilere yol gösteren(!) bir insanın hâlâ üniversitede barınıyor olmasının utanç verici olduğunu söyleyen Şeyma, “Bu şartlar altında ne bilimden ne ahlaktan ne de sanattan bahsedilebilir” dedi.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Okumak!

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu: Bu milletten aldığın 34 milyar doları nereye harcadın?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...