01 Kasım 2012 09:55

'Bir nesli yok edecekler'

Açlık grevi 51. gününde. Hükümet ise henüz bu sorunu çözmek için bir adım atmadı. Aydın, yazar, siyasetçi ve akademisyenler düzenledikleri basın toplantısıyla hükümete “Ölümler olmadan adım at” çağrısında bulundu. Basın toplantısında konuşan usta yazar Yaşar Kemal, hükü

'Bir nesli yok edecekler'

Paylaş

Taksim Hill Otel’de yapılan açıklamaya aralarında Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli, Murathan Mungan, Adnan Özyalçıner, Gençay Gürsoy ve Oya Baydar’ın da yer aldığı çok sayıda aydın ve yazar katıldı.

BU SEFER DE SORUMLULAR

Basın toplantısında konuşan Yaşar Kemal şunları söyledi: “Biz daha önce de bu kadar kötü bir şeyi yaşadık. O dönemde de, Zülfü Livaneli arkadaşımız Mehmet Bekaroğlu ve ben vardım. Burada birçok ölümle karşılaştık. Her ölümde daha çok uğraştık. Bizimle uğraşan birkaç kişi daha vardı. Bu çocuklara çok zulüm yaptılar. O çocuklardan bir kısmı öldü. Ellerinde silah yoktu, varsa da silahı verip birbirlerine öldürttüler. Asker yaptı. Herkes bunu biliyordu. Fakat devletin başında olan herkesin suçu vardı bu konuda. Dün de vardı, bugün de var. Yarın ölüm orucunu babaları tutacak, çocukları tutacak. Bunu önleyemeyenler kendilerinden olan bir nesli yok edecekler. Daha önceki açlık grevlerinde tüm yetkililer ve hükümet sorumluydu bu sefer de sorumlular. Fazla söyleyemiyorum söylemek istemiyorum.”

Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu, iktidarın açıklamalarının rahatsız edici olduğunu belirterek, aslında atılacak bir adımla sorunun çözüleceğini söyledi. Tecritin kaldırılabileceğini, anadilde savunma hakkının hükümetin de programında olduğunu hatırlatan Bekaroğlu, “Bu adımları atmayanlar ölümlerden sorumlu olacaktır” dedi. Kürt sorunun çözülmesi için yaşanan güven probleminin aşılmasında açlık grevlerinde atılacak adımların önemli olacağını kaydeden Bekaroğlu “Anadilde savunma en doğal insan hakkıdır, Anadili yasaklamamış olsaydık. 40-50 bin insanımızı kaybetmezdik” dedi.

BIRAKIN DEMEKLE OLMUYOR

Zülfü Livaneli ise 1996’daki ölüm oruçlarını hatırlatarak, “Bir gencin öldüğünü gördük. Ölmek üzere olanları gördük, bunlar hayatımda karabasan gibi. Bırakın demek de yol değil. O da diyor ki benim davam benden önemlidir. Buradaki muhatabımız hükümettir, başbakandır” dedi. Basının ve Başbakanın “Kebap yiyorlar” açıklamalarına tepki gösteren Livaneli, yaşanacak ölümlerden Başbakan’ın sorumlu olacağını söyledi.

Ülkedeki her insanın bu duruma karşı ses çıkarması gerektiğini belirten Şair Murathan Mungan, kendilerini ifade etme şansı olmayanların sesi olmak için açıklamaya katıldığını belirtti. “Gökdelen dikmek yerine insanı temel alan anlayışı yerleştirirsek sorunu kısa yollardan hallederiz” diyen Mungan, öç ve kin dilinin yerleştirilmek istendiğini bunun yaşamın her alanında yaşandığı belirtti. Verilen onlarca cana karşın hâlâ ders çıkarılmamasının üzücü olduğunu söyleyen Mungan, iktidardakilerin yaptıkları açıklamalarla toplumu olumsuz etkilediğini vurguladı. Sadece İmralı’da değil, yaşamın her alanında, Türkiye’de tecridin yaşandığını ve gerçeklerle yüzleşilmediğini ifade eden Mungan, herkesi cezaevlerindekileri anlamaya çağırdı.

ÖLÜMLERİ DURDURUN

Basın toplantısının ardından gazetemize konuşan Adnan Özyalçıner, “Açlık grevleri, ölüm oruçları, diyalog isteminin inançlarıyla dilleriyle yaşamak isteminin ölüme yatmasıdır bence. Bu insanların yaşam haklarının gasbedilmemesi gerekir. Bunun için barış adına, demokrasi adına isteklerinin yerine getirilmesi, yaşama hakkının tanınması bir insani borçtur. Ölümleri durdurun” diye konuştu.

Açlık grevinin insanların sesinin duyurmak için başvurduğu bir yol olduğunu dile getiren Ercan Karakaş da ölümler gerçekleşmeden sorunun çözülmesi gerektiğini belirtti. Hükümetin gerginlik politikasından yarar umduğunu ifade eden Karakaş, Cumhuriyet bayramı’ndaki gelişmeleri de hatırlatarak “Kutuplaşma tutumu doğru değil, bu yarar getirmez. Bunun değişmesi gerekir” dedi.

Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Başbakanın yaptığı açıklamalara tepki göstererek cezaevlerinde çok ciddi sağlık sorunlarının olduğunu belirtti. 1996’da dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın cezaevlerindeki açlık grevleri sırasında “Böyle bir şey yoktur. Cezaevlerinde gizli gizli yiyorlar” açıklamasından sonra 12 insanın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Gürsoy, ölümler yaşanmadan gerekli adımların atılmasını istedi.

HÜKÜMETİN DE PROGRAMINDA

Gazeteci Aydın Engin, açlık grevine neden olan taleplerin ‘abuk sabuk’ talepler olarak yansıtılmasına tepki gösterdi. Hükümette yakın basının basın meslek ilkelerini hiçe sayarak yayın yaptığını anlatan Engin, anadilde savunma hakkı ve İmralı’daki tecridin kaldırılması gibi taleplerin  hükümetin de programında olduğunu hatırlattı.

TABİPLER SÜRECİN DIŞINA İTİLDİ

Türk Tabipleri Odası Genel Başkanı Özdemir Aktan, hükümetin ve adalet bakanlığının tutumundan dolayı sürecin dışına itildiklerini söyledi. Yaşanacak sağlık sorunlarına dikkat çeken Aktan, daha önceki açlık grevlerinde zor da olsa yaşanan açlık grevlerine katılanların sağlık kontrolünü yapabildiklerini ve vücutta yaşanabilecek hasarın azalması yönünde gerekli müdahalede bulunabildiklerini hatırlattı. Aktan, sürece dahil olmaları için tekrar bakanlığa çağrı yaptı.  

ADIM ATILSIN...

Prof. Fatma Gök, açlık grevlerinin neden olan Kürt sorununun eşit haklara dayanan barışçıl çözüm bulunmadığı için yaşandığı belirtti. Gök, taleplerin makul olduğuna ifade ederek, vakit geçilmeden yeni yaraların açılmaması için adım atılması gerektiğini belirtti.

KARDEŞLİK YARA ALIR

Yıldız Ramazanoğlu, AKP iktidarının istediğinde doğru cümleler kurabildiğini, ancak siyaset alanın daraltılmak istendiği belirtti. Başbakanın şuan ki dilinin terk etmesi gerektiğini ifade eden Ramazanoğlu, hükümeti toplumun sesine kulak vermeye çağırdı. Ölümlerin yaşanması durumunda ülkedeki kardeşliğin yara alacağını ifade eden Ramazanoğlu, duyarlılık çağrısı yaptı.

YAZARLARIN GÖZÜ TÜRKİYE’DE

Türkiye PEN Başkanı Tarık Günersel, Başbakanın “Açlık grevi diye bir şey yok” sözüne tepki gösterdi. Dehşet içinde olduğunu söyleyen Günersel yazarların gözünün Türkiye’de olduğunu ve PEN heyetinin Türkiye’de olacağını belirtti. (İstanbul/EVRENSEL)


SANATÇILARDAN DAYANIŞMA

Sanatçı ve aydınlar açlık grevindeki tutuklu ve hükümlülerle dayanışma amacıyla Taksim Meydanı’nda oturma eylemi yaptı. Eyleme Ferhat Tunç, Eşber Yağmurderli, Yusuf Çetin, Orhan Alkaya, İlkay Akkaya, Mustafa Alabora, Kürt yazar Kaza Şêxê, Dengbêj Mıhemed Serhadi ve Kardeş Türküler solistleri Vedat Yıldırım ve Feryal Öney’in yanı sıra çok sayıda aydın, yazar ve sanatçı katıldı. Yazar Vedat Türkali ise sağlık sorunları nedeniyle eyleme katılamazken, onun hazırlamış olduğu “Açlık grevlerine destek bildirgesi”ni Orhan Alkaya okudu. Yaşanan açlık grevlerinin AKP iktidarının Kürt sorununa olan çözümsüzlüğünü bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Alkaya, çözümsüzlük yolunun acılar yaşatmaktan başka bir şey kazandırmadığını söyledi. Alkaya, hükümetin ve medyanın açlık grevleri karşısındaki tutumunu eleştirdi. Kardeş Türküler Solisti Vedat Yıldırım da 51. günündeki açlık grevlerinin görmezden gelinemeyeceğini belirterek “Hükümet bu sesi duymak zorunda. Bizler de sanatçılar olarak bu sese kulak verdik. Amacımız sesimizi daha yükseltmek” dedi. Yusuf Çetin ise birleşerek mücadele etme çağrısında bulundu. (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Tersane işçisi vergide adalet için yürüdü

SONRAKİ HABER

Liselere giriş sınavına yönelik dördüncü örnek soru kitapçığı yayımlan

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa