27 Ocak 2020 04:57

14 Mart yaklaşırken

Çocuk Ortopedisti olarak görev yapan Op. Dr. Fatih Sürenkök, bugünden itibaren her pazartesi, "Sağlığın Güncesi" isimli köşesiyle Evrensel Ege Sayfaları'nda olacak.

Fotoğraf:Evrensel

Fatih SÜRENKÖK
Fatih SÜRENKÖK

14 Mart yaklaşırken ilk aklımıza gelen Tıp Bayramı oluyor. Ama normal bayramlar da artık bayram gibi kutlanmadığı gibi, Tıp Bayramı da özellikle son 20 yıldır sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ve hakları ile ilgili sorunların orta yerde olması nedeniyle artık bayram olmaktan çıktı.

1980’lerin ortası ve 90’ların başlarında 14 Mart’ta toplantılar yapılır, arkasından Hava Hastanesi’nde futbol müsabakaları, akşam da Tıp Baloları düzenlenirdi. Şimdi hepsi artık birer nostalji olarak kaldı.

TTB ve özellikle sendikamız SES, 14 Mart ve içinde olduğu haftayı meslektaşlarımızın ve diğer örgütlerin, insanların sorunlarını dile getirdiği bir hafta olarak nasıl kullanırız diye düşünüyor. Şiddete uğrayan hekimleri nasıl gündeme getirebiliriz diye kafa yoruyor.

14 Mart için TTB’nin bu yıl için belirlediği tema “Hekimlik yapmak istiyoruz”. Görevi zaten hekimlik yapmak olan bizlerle ilgili niye böyle bir talepte bulunuyor çatı örgütümüz? Çünkü yaptırmıyorlar, biz artık hekimlik yapmıyoruz, yapamıyoruz.

Özellikle kamu hastanelerini ekonomik cendere içerisine alarak, performans baskısı altında mesleğimizi istediğimiz gibi yapma şansından uzak tuttular bizi. Bugün bir kamu hastanesinde bir hekim aldığı maaşın yarısından çoğunu performansla alıyorsa bu durum hekimi ister istemez daha fazla kazanç için daha fazla çalışmaya itiyor. Eskiden çalışanlar fazla nöbetten imtina ederdi, yaz gelsin de tatile çıkalım derlerdi. Şu anda hemşire, teknisyen ve doktor arkadaşlarımız artık yıllık izin kullanmıyor. Daha fazla nöbet almaya çalışıyorlar. Çünkü aldıkları ücretleri arttırmanın tek yolu bu.

Performansı hekime verdiği için, havuzu hekimle boşalttığı için, buradaki sistemin tetikçiliğini hekimle yaptığı için hemşire ve teknisyenin daha fazla para kazanabilmesinin tek yolu fazla nöbet tutmak oldu. Bu da daha az sayıda hemşire ve sağlık çalışanı ile daha fazla iş üretmeyi getirdi.

Fazla çalışarak sağlık emekçilerinin belki eline geçen para artmış olabilir. Ama gerek hekimin döner sermayeden gerekse diğer sağlık personeli arkadaşlarımızın fazla mesaiden, nöbetlerden aldıkları paraların emekliliğe hiçbir şekilde yansıması yok. Bu kadar yıpranmanın bir karşılığı yok. Devlet burada bir uyanıklık yapıyor. Kendi adına çalışan memuruna bile bir hakkı gasp ederek veriyor.

Uluslararası Çalışma Örgütünün gerçekten bir örgüt olarak etkisinin olduğu ülkelerde özellikle nöbetlerde insanların dinlenme süreleri içerisinde çalıştıkları sürenin gerek ekonomik karşılığı gerekse emekliliğe olan yansıması daha fazla olur. Ama Türkiye’de ne tam olarak karşılığını alabiliyoruz ne de emekliliğe yansıyor.

Sağlık Bakanlığından aşağı yukarı 4 yıl önce gelen bir yazı ile birlikte telefonla randevu sistemi 10 dakikada bir randevu verme şeklinde ayarlanmıştı. Bir Sağlık Bakanı düşünün kendisi hekim, bir yazı gönderiyor diyor ki artık MHRS’de 10 dk. ya iki hasta randevusu vereceksiniz. Siz artık 5 dakikada bir hasta bakacaksınız anlamına geliyor. 5 dakikada bir hastaya muayene edilemez ancak yüzüne bakılabilir. Bakanlık çıksın dürüstçe desin ki ben hastalarımıza bunu reva gördüm.

Hekimler olarak gerçekten halkın bir an önce kendi sağlık hakkına sahip çıkmasını istiyoruz. “Hekimlik yapmak istiyoruz” cümlesinin altında hekimler ve diğer sağlık çalışanlarına insanca çalışma koşulları ve emekliliğe yansıyacak bir ücret talebi var. Öbür taraftan da vatandaşlarımıza halkımıza gerçekten hak ettikleri, insan sağlığına ve onuruna yakışır şekilde muayene ve ücretsiz bir sağlık hizmeti sunmak istiyoruz.

Bugün Tepecik, Yeşilyurt, Behçet Uz, Türkan Özilhan Trafik Hastaneleri birer devlet Hastanesidir. Buralara gelenler, telefonla randevu alıp, muayene olup, bir reçete aldıkları ve eczaneden ilaçlarını alıp evlerine gittiklerinde ceplerinden ne kadar para çıktığını biliyorlar mı? O esnada çıkartıp da cüzdanlarından bir para ödemedikleri için hissetmiyorlar. Ama her muayene için devlete 12 lira ile 20 liraya yakın bir para ödüyorlar. Siz bir yurttaşsınız, ücretsiz sağlık hizmeti almak için devletin hastanesine gidiyorsunuz ve cebinizden para çıkıyor. Gerçekten bunun sorgulanması lazım.

O nedenle biz 14 Mart’a giderken gerek SES gerekse TTB olarak sağlıktaki sorunları ortaya koyup sorunların daha yoğun olarak gündemde tutulmasını hedefliyor hem sağlık çalışanlarının hem de sağlık hizmeti alan halkın haklarının korunmasını istiyoruz.

Reklam