27 Ocak 2020 04:39

Venezuela muhalefeti çatırdıyor, Guaido’nun imajının başı belada

Juan Guaido kendini Venezuela'nın geçici devlet başkanı olarak ilan ettikten bir yıl sonra Venezuela muhalefeti nerede duruyor?

Fotoğraf: Lokman İlhan/AA

Paylaş

Juan Guaido tarafından önderlik edilen Venezuela muhalefeti üyelerinin, bu ayın başında, güvenlik güçleri tarafından parmaklıklarla çevrilen Ulusal Meclisin çitlerini aşmaya çalışması bir gerilim sahnesiydi. Bu sahne, anayasaya dayanarak kendisini geçici başkan ilan eden ve on binlerce insanı bir araya toplayan muhalefet lideri fotoğrafından çok farklı bir fotoğraf ortaya koyuyordu. Çağrı, neredeyse anında ABD’nin ve onlarca Batılı ülkenin desteğini elde etmişti.

Ancak bir yıl sonra, muhalefet bölünmeye devam ederken, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro daha da sıkı bir kontrole sahip görünüyor. Ve analistler, ülkede derinleşen ekonomik krizin ortasında, içerdeki desteğini sürdürmek için mücadele veren Guaido’nun, yüzleşmesi gereken çok daha fazla zorluk olduğunu söylüyor. Kolombiya’daki Rosario Üniversitesi’ndeki bir düşünce kuruluşu olan Venezuela Gözlemevi’nde araştırmacı ve aynı zamanda bir profesör olan Ronal Rodriguez, “Muhalefet ülkedeki etkisini kaybetti” yorumunda bulunuyor

Rodriguez, El Cezire’ye yaptığı açıklamada, durumun değiştiğini, insanların siyaseti geride bırakmaya başladığını ve bunun yerine gündelik problemlere odaklandığını dile getirirken, “Guaido’nun uyandırdığı tutku ve heyecan kaybolmaya başladı” diyor.

Venezuela’daki tansiyon, muhalifler ve pek çok uluslararası topluluk tarafından hileli olduğu düşünülen seçimlerin ardından 10 Ocak’ta, Maduro’nun ikinci döneme geçmek üzere olduğu zaman yükseldi. Günler sonra, 23 Ocak’ta Caracas’taki kitlesel bir miting gösterisinde Guaido, yeni seçimler düzenlenene kadar kendisini geçici başkan ilan etti.

Yüz binlerce Venezuelalı o zamanlar 35 yaşında olan mühendise desteklerini göstermek için sokaklara çıkarken, ABD, Kanada ve 14 Latin Amerika ülkesi Guaido’nun başkanlığını destekledi. Maduro, hareketi bir “darbe” girişimi olarak nitelendirdi.

Nihayetinde, 50’den fazla ülke Guaido’yu ülkenin yasal lideri olarak tanıdı. Fakat, Maduro, Venezuela ordusu da dahil olmak üzere birçok kurumun yanı sıra aralarında Çin, Küba, Türkiye ve Rusya gibi ülkelerin de bulunduğu diğer ülkelerin desteğini almaya devam etti.

ABD YAPTIRIMLARI HEDEFİNE ULAŞMADI

Washington 28 Ocak’ta Venezuela devlet petrol şirketi olan PDVSA’ya yaptırım uyguladı ve ABD bankasındaki hesaplarının kontrolünü Guaido’ya verdi. “Yaptırımlar hükümetin boğulmasını amaçlıyordu” diyen Venezuelalı analist Carlos Pina’ya göre, “Hükümeti kısmen zayıflatmış olmasına rağmen, bu tedbirler esas hedefine ulaşamadı.”

Pina, “Maduro finansal kaynaklar elde etmenin başka yollarını bulmayı başardı. Madenciliği kullanmak, özellikle de altın çıkarmak gibi” şeklinde ifade ettiği düşüncesine şu sözlerle devam ediyor: “Ayrıca, Rusya ve Türkiye gibi ülkelerin desteği Maduro yönetiminin, yaptırımların etkisini alt etmesine olanak sağladı.”

Ülkenin ihtiyaçlarını açıklamaya girişen Guaido, insani yardım getirilmesini bir öncelik haline getirdi. Venezuela 2007’den beri ciddi gıda ve ilaç eksikliklerinden muzdaripti. 2016’da Ulusal Meclis bir insanlık krizi ilan etti ve Maduro hükümetinden gerekli ilaçların ve tıbbi malzemelerin sağlamasını talep etti. Hükümet ise, bu iddiaların yalnızca yabancı müdahalesini meşrulaştırmak için kullanıldığını söyleyerek talebi reddetti. Şubat 2019’un başlarında, ABD’den gıda ve tıbbi malzeme taşıyan kamyonlar Brazilya ve Kolombiya sınırlarına vardı.

12 Şubat’ta Guaido, “İnsani yardım Venezuela’ya girecek” açıklamasını yaptı. Ancak, Maduro, ABD’nin “askeri istilası” için bir komplo olarak, “sahte insani yardım” şeklinde adlandırdığı şeyi ağır bir şekilde eleştirdi. Maduro hükümeti, Curaçao ve Karayipler ile olan deniz ve hava bağlantılarının yanı sıra Brezilya ve Kolombiya ile olan kara sınırlarının kapatılması emrini verdi. Ülkeden ayrılma yasağına meydan okuyan Guaido, 22 Şubat’ta, Richard Branson tarafından düzenlenen Kolombiya’daki bir Venezuela yardım konserine katıldı. Ertesi gün, Venezuela’nın Brezilya ve Kolombiya sınırında çatışmalar patlak verdi. Ve yalnızca bir kamyon yardımını ulaştırabildi. Karışıklık geride en az 4 ölü ve 200’den fazla da yaralı bıraktı.

Analistler, ülkeye insani yardım getirme girişimindeki başarısızlığın ve daha sonra, bir hükümet değişikliğine önayak olmanın Guaido ve muhalefetin bugün yüzleştiği problemlere katkı sağladığı görüşünde. Venezuelalı bir gazeteci ve analist olan Jose Meza, “Guaido ve onun kampanyasının ana problemlerinden biri yarattığı beklentinin seviyesiydi” diyor: “Maduro artan tüm zorlukların üstesinden gelebilirken, onlar (muhalefet) sahip oldukları kaynaklarla neyin gerçekçi olarak başarılabileceğini düzgün bir şekilde değerlendiremedi.”

Yardım girişimlerinden aylar sonra, Guaido’nun ekibinin bir kısmı, başarısız olan operasyon için gönderilen kaynakların kullanımında usulsüzlükler yapmakla suçlandı. Rodriguez’e göre, bu diğer bir büyük darbeydi: “İnsani yardım gibi hassas bir konu üzerine bu, (Guaido’nun) imajına karşı sert bir darbeydi.” Rodriguez, “Bu bazı muhalif milletvekilleri arasında bir güvensizlik yarattı. Ayrıca, muhalifleri destekleyen milletvekilleri arasında şüpheler uyandırırken, bazıları hükümetin karşı safına geçmeyi bıraktı. Birçoğu, verilen kaynakların bazı milletvekillerinin cebinde kaybolacağından ve sonradan kişisel kazançlar için kullanılacağından korkuyor” diyor.

BAŞARISIZ AYAKLANMA GİRİŞİMİ

(İnsani yardım başarısızlığından) bir ay sonra Guaido’nun imajı bir başka darbe aldı. 30 Ekim’de (2019), muhalefetin en cüretli hamlelerinden biri olarak, Guaido, başkent Caracas’ın merkezindeki askerlerin yanında, bir ayaklanmanın yolda olduğunu söyleyen bir video yayınladı.  “Şimdi vakti,” diyen Guaido destekçilerini sokağa çıkmaya teşvik ederek ekliyordu: “Venezuela’da özgürlük ve demokrasiyi elde edeceğiz.”

Güvenlik güçleri, Guaido’yu destekleyen bir siyasi tutukluyu, Leopoldo Lopez’i serbest bıraktı. Diğerleri protestoları desteklemek için yürüyüşlere katılırken, polis güçleri Guaido’nun tarafında duruyordu. Sokaklarda, gerçek ve plastik mermiler ve göz yaşartıcı gaz haberlerinin ortasında, hükümet karşıtı göstericiler Maduro’ya sadık güçlerle çarpışıyordu.

En az 5 kişi öldü ve onlarca kişi de yaralandı. Ordu, alenen, Maduro’ya bağlılık yemini etti. Yaklaşık iki düzine isyancı asker Brezilya elçiliğine sığındı.

Bir gazeteci ve Venezuela ordusu konusunda uzman olan Sebastian Barraez için “Guaido’nun silahlı kuvvetlerle olan siyaseti sadece yanlış değildi, ayrıca bir felaketti de.”

Barraez, “Ve onun en ciddi hatalarından biri hiçbir zaman kendisini temsil edecek bir askeri rütbeli atamamasıydı. Bunun yerine Guaido, yanlış bir şekilde, sivillerin kurumu idare etmesine izin vermişti.” diyor El Cezire’ye ve devamında ekliyor: “Birkaçının kariyerlerini kaybettiği ve ciddi ekonomik sorunlarla kaldığı kaçan pek çok asker kötü yönetimin bir örneği olarak görülebilir.”

SONUÇSUZ OSLO GÖRÜŞMELERİ

Rakip taraflardan delegasyonlar, Norveç’in arabuluculuğu altında müzakere etmek için Mayıs sonlarında ilk kez Oslo’da yüz yüze geldiler. Toplantılar yalnızca müzakerelerin devam edeceği mutabakatıyla sona erdi. 5 Ocak’ta, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi raporu, 18 ay içinde güvenlik güçlerinin operasyonları nedeniyle yaklaşık 7 bin insanın öldürüldüğünü belirtti.

Bunun üzerine Trump, tüm Venezuela varlıklarının dondurulması emrini verdi. Bu sırada, Maduro yeni bir müzakere turunu iptal etti. Venezuelalı analist Carlos Pina’ya göre, “Muhalefetin hem içerde hem de dışarda güçlendiği bir zamanda, hükümet bir diyaloğu zorlamayı seçti. Ancak aylar geçtikçe, bu, rakipleri yıpranırken ve somut neticeler elde edemezken, hükümetin zaman kazanmaya çalıştığını gösterdi.”

Kasım 2019 itibariyle Guaido, müzakerelerin 3 ay önce öldüğünü söyleyerek Maduro ve onun güçleriyle diyalog kurmayı reddetti. Başkent Caracas’taki bir basın toplantısında Guaido müzakereleri kastederek, “Bunu öldürdüler, kaçtılar” açıklamasında bulundu.

16 Kasım’da, yaklaşık 5 bin Guaido destekçisi, mayıs ayından bu yana Maduro’ya karşı gerçekleştirilen en büyük mitingi düzenledi. Fakat, katılım beklenenden oldukça düşüktü. Venezuela’nın Puero Ordaz kentinden bir anne ve çalışan olan Maria, “Doğrusu ülkemdeki siyasete karşı bir hayal kırıklığı hissediyorum” diyor: “Siyaseti takip etmektense daha çok oğluma ve aileme odaklanmayı tercih ediyorum.”

Bu duygu milyonların kaçtığı bölge ve ülke çapında yankılanacak görünüyor.

ULUSAL MECLİSTE BÖLÜNME

OCAK ayının başlarında Guaido, bir diğer güce hakim olma testiyle yüzleşti. 5 Ocak’ta, Ulusal Meclisteki bir seçim sekteye uğradı. Guaido’nun binaya girişi güvenlik güçleri tarafından engellendi; ve rakibi başka bir muhalefet üyesi Luis Parra, Venezuela Millet Meclisi’nin yeni sözcüsü olarak yemin etti. Olay, biri Parra diğeri de Guaido tarafından olmak üzere Meclisi başkanlığı için iki iddiaya yol açtı.

Parra’nın seçimi Maduro yönetimi tarafından tanındı, ancak yeterli çoğunluğa sahip olmadığı ve oyların sayılmadığı iddiasıyla muhalefet tarafından reddedildi. Ayrı olarak Guaido ve diğer milletvekilleri bir gazete ofisinde kendi seçimlerini düzenlediler. Guaido 167’ye 100 oyla yeniden seçildi. Guaido’nun geçici başkanlık iddiası, onun kongrenin başı olmasına dayanıyordu. Mecliste planları hakkında soru yöneltilen Parra, “Vaziyeti normalleştiriyoruz, önce meclisi temizlemek zorundayız” şeklinde cevap verdi. Bu sırada, Guaido, Parra’yı bir “vatan haini” olarak ilan etti ve yasama organının başı olarak çalışmaya devam edeceğini söyledi.

Parra önceden Önce Adalet isimli bir muhalefet partisinin üyesiydi. Ancak, yolsuzluk iddiaları nedeniyle 20 Aralık’ta partiden ihraç edilmişti. Akademisyen Rodriguez’e göre bu muhalefeti etkiledi: “Bu kırılan ve zayıflayan bir muhalefeti gösteriyordu.”

Maduro, Parra’nın seçilmesini, “Meclis içinden bir başkaldırı” olarak etiketledi ve ülkenin “Juan Guaido’yu reddettiğini” iddia etti. Uluslararası alanda yalnızca Rusya seçimleri açık bir şekilde destekledi. Çin ve Türkiye bir fikir beyan etmezken, Meksika, Uruguay ve Arjantin bu girişimi protesto etti.

Zulia eyaletindeki Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV)’nin bir üyesi olan Juan Romero, “Muhalefet içinde gerçekten belirgin olan yeni bir ayrılık var” diyor. Romero, “Gücü ve daha da önemlisi ABD’den gelen milyonlarca dolarlık yardımın kontrolünü ellerinde tutmaya çalışan her iki lider, yeni bir savaşa başladı” diye ekliyor.

Bu esnada, Guaido dikkatini, destek almayı sürdürdüğü yere çevirdi. Önce Kolombiya’ya gitti, sonra da kendisini destekleyenleri ek yaptırımlar yoluyla Maduro üzerinde daha fazla baskı oluşturmaya çağırdığı Avrupa’ya. Guaido, Avrupa turunu bitirdikten sonra Venezuela’ya dönmeye çalışacağına söz verdi. Ancak, Guaido’nun bir tutuklamayla karşılaşmaksızın ülkeye tekrar girmesine izin verilip verilmeyeceği belirsizliğini koruyor. Guaido, Brüksel’deki muhabirlere “Evet ayrılmak için bir risk aldım…dönüşüm de riskli olacak” açıklamasında bulundu.

SIRADA NE VAR?

Guaido geçici başkanlığına tutunacak görünüyor, en azından şimdilik.

Parlamento seçimlerinin bu yılın sonlarında yapılması planlanıyor. Analistler, Guaido’nun bu yılı, ülkedeki ilgisini korumak adına herhangi bir plan yürütmesi için kullanmaya ihtiyacı olduğunu söylüyor. “Bu, ekibiyle birlikte mevcut Ulusal Meclisin son yılı. Guaido bir strateji bulmak ve bir şekilde dayatılan paralel liderliği parçalamak zorunda kalacak” diyor Gazeteci Jose Meza.

Bu süre içinde, siyasal ve ekonomik çıkmazın ortasında, 4 milyondan fazla insan ülkeyi terk etti.

Akademisyen Rodriguez, “Olacak olan şey, komşu ülkelerde yabancı düşmanlığının daha da kötüleşmeye başladığı bir anda göç sorununun şiddetlenmesi” yorumunu yapıyor: “Muhalefet, (siyasal olarak) büyük bir şey olmadıkça, Ulusal Meclisin hükümetin eline geçebileceğini biliyor. Bu, onlara, borçlanmak için gerekli olan yasayı geçirmelerine izin verecek ve önceden kilitlenen borçların alınmasına da imkan tanıyacak. Ayrıca, Rusya ve Çin’in hükümete olan desteğini de körükleyebilir.”

Maduro hükümeti ülke çapındaki farklı sektörlerin desteğini alırken, hâlâ önündeki ABD yaptırımlarıyla gelen zorluklarla yüzleşiyor. Washington Post’a verdiği ayrı ayrı röportajda Maduro, ülkesinin kontrolünde olduğunu söyledi. Ancak, “zıtlaşan ilişkilerini sonlandırmak” amacıyla ABD’yle doğrudan müzakerelere çağrı yaptı.

Kaynak: El Cezire 
Çeviren: Mert Demir

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Sezgin Tanrıkulu, basın kartı iptallerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'a sordu

SONRAKİ HABER

Amedspor Ultramed Taraftar Grubu Başkanı: Kurallar neyse herkese o uygulansın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...