21 Ocak 2020 17:27
Son Güncellenme Tarihi: 22 Ocak 2020 08:54

İsrailli barış savunucusu Lea Tsemel: İşgal kısır bir döngü

İsrailli barış savunucusu avukat Lea Tsemel, mücadelesinin anlatıldığı "Advocate" belgeselinin ülkesinde yarattığı tartışmaları ve İsrail'in Filistin politikasını Evrensel'e anlattı.

Fotoğraf: Eren Gültekin/Evrensel

Paylaş

Emre ÖĞUT
Yücel ÖZDEMİR
Berlin

İsrailli barış savunucusu ve avukat Lea Tsemel, 11 Ocak günü Berlin’de düzenlenen Rosa Luxemburg Konferansının ana konuşmacılarından biriydi. İsrail’in Filistin topraklarına bulunmasını açık şekilde işgal olarak tanımlayan 74 yaşındaki Tsemel, ömrünü işgale karşı mücadeleyle geçirmiş. Bu nedenle hem İsrail’de hem de Filistin’de tanınan mücadeleci insanlardan birisi.

Kısa süre önce Alman devlet televizyonu ARD tarafından yayınlanan ve mücadelesini anlatan “Lea Tsemel-Advocate” belgeseli de geniş yankı yarattı. Oscar’a aday olabilecek 10 belgesel arasında da yer alan (ancak seçilmedi) film, İsrail’de de tartışmalara neden oldu. Lea Tsemel, belgesele tepkileri, İsrail devletinin Filistin politikası ve ülkedeki diğer gelişmeleri Evrensel’e anlattı.

"FİLMİ BOYKOT ETMEK İSTİYORLAR"

Belgesel, İsrail’de neden bu kadar tepkiyle karşılandı?

Benim sloganım, “Ben bir işgalciyim”. İşgalden faydalanıyorum ve bu nedenle işgale çok fazla karşı çıkıyorum. İsrailli olarak Filistinlilerin işgalle mücadele edip etmediklerine ve nasıl mücadele ettiklerine karar vermek gibi ahlaki bir temelim yok. İşgal normal bir durum değildir. İnsanlar normalde özgür olmaya özenir, bu nedenle baskılara karşı çıkmaları normaldir ve insanidir. Bu kadar. Evet, farklı suçlar işleyen insanları temsil ediyorum. Ve konumlarını açıklamak, bakış açılarını göstermek için elimden geleni yapıyorum. Bu duruşum, böylece filme yansıyor ve İsrail’de doğal olarak çok dikkat çekiyor. Film, İsrail’in yanı sıra birçok yerde ödül aldı. Ayrıca çok iyi şekilde yayınlandı ve hayranlıkla takip edildi. Ancak onların belgeseli sevmediklerini söyleyebilirim. Genelde hep boykota karşıdırlar ama bu kez filmi boykot etmek istiyorlar!

Bunların kim olduklarını söyleyebilir misiniz?

Örneğin Kültür Bakanı gibi insanlar ya da mekanlarında filmi yasaklayan bazı belediye başkanları. Bunun haricinde bir de sağcılar var. Birçok sağcı eylemci ve yerleşimci, açıkça “Filistin mücadelesi uluslararası hukuka göre meşru mücadele çerçevesinde olduğu sürece, hiç kimse buna karşı bir şey söyleyemez” dediğim için tepki veriyor. Yerleşimcilerin kim olduklarını biliyorsunuz; işgal altındaki bölgeye yerleşip yerleşim yerleri inşa edenler. Dediğim gibi, içlerinden bir tanesi bile Filistinlilere karşı hareket ederse, asla böyle bir yerleşimciyi temsil etmeyeceğim. Bu benim kırmızı çizgim.

"KURGU YOK HER ŞEY GERÇEK"

Yasa dışı işgale katılan yerleşimciler, işledikleri suçlardan dolayı mahkemede ceza alıyorlar mı?

Nadiren. Ancak fazla aleni olduğunda. Ama yeterince avukatları var. Ben tabii ki onların düşmanıyım ve bundan da gurur duyuyorum. Medyada bana çok ciddi saldırılar oldu. Birçok örgüt, tam olarak İsrail solu değil de daha çok İsrailli liberallerin, filmi, kişisel olarak beni ve filmdeki sanatsal emeği savunmaları, ayrıca “Bu iyi bir film. Bu bir film ve bu kabul edilmeli” şeklindeki tepkileri sayesinde saldırılar boşa çıkartıldı.

Ancak bu film bir kurgu değil, bir belgesel... 

Hayır, kurgu yok, her şey gerçek.  Bu da gerçek trajediler ve gerçek mutsuzluk demek.

Filme karşı sert tepkilerin olduğunu söylediniz ama aynı zamanda birçok ödül aldığını ve Oscar adaylığının tartışıldığını da söylediniz. Sizce film neden böyle bir ilgiye yol açtı?

ABD’de, hatta Yahudi izleyiciler arasında filme bu kadar ilgi olmasına doğrusu şaşırdım. Biliyorsunuz, New York’taki “Diğer İsrail Film Festivali”nde ve New York’taki İnsan Hakları Film Festivalinin açılış filmi oldu. Polonya’da ve Moskova’da Yahudi Film Festivalinde birincilik ödülü aldı. Ve Pasifik’te, Avustralya’da inanılmaz sayıda ödül alındı. İlginin nedeninin, filmde tüm acılara, çabalara ve baskılara rağmen hâlâ çok iyimser olmam ve diğer insanlara da aynı şekilde davranarak umut vermem olduğu söyleniyor. Yine de objektif değilim, bu yüzden kesin sebebini söyleyemem.

İsrailli liberallerin filmi savunmalarının belli bir süre sonra gerçekleştiğini söylediniz, örgütlenmeleri zor olmadı mı?

Hayır, çok hızlı tepki verdiler, hiç zor olmadı. Çünkü bu gerçekten sağ ve sol arasında bir savaştı. Ayrıca sanata ve sanatsal eyleme karşı sansürün kabul edilemez olması da önemli bir nedendi. Birçok insan bunun gerçekten çok iyi bir şey olduğunu düşünüyor. Bu da filmdeki karakterle değil filmi yapanlarla ilgili.

"IRKÇILIĞIN OLUMLU BİR ŞEY OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORLAR VE GÜÇ PEŞİNDELER"

İsrailli aydınlar arasında devletin Filistin politikasına karşı çıkanların durumu nedir?

Çoğu eski seçkinler olarak kabul edilirler. Ve şimdi yeni seçkinlerin, sağcı milliyetçilerin, eski seçkinleri ele geçirip attığını söyleyen yeni bir dalga var. Bu gerçekten elit bir mücadele. Ben bunlardan sadece küçük bir sembolüm.

İsrail’in ortalama bir demokratik ülke olmadığını biliyoruz, buna rağmen gittikçe daha da otoriterleşiyor mu?

Atmosfer ayrımcılığa, zulme, ötekinden ciddi bir nefrete, ırkçılığa dönüştürüldü. Irkçılığın olumlu bir şey olduğunu düşünüyorlar. Ve daha fazla güç peşindeler.

"EŞİT HAKLAR VERİLMELİ"

Filistin sorununun çözülmemesi İsrail halkı için ne anlama geliyor sizce?

Uzun vadede gözyaşları ve kan. Bir şekilde Filistinlilerin ortadan kaybolacağını umuyorlar ama ben bunun böyle olacağını sanmıyorum. Bir çözüme ihtiyaç var ve bence çözüm mümkün.

Şu anda büyük bir ekonomik krizin geleceğini öngörmüyorum. Güvenlik ve işgal altındaki bölgelerde yerleşim yerleri için çok para harcıyorlar. Bu tabii ki İsrail vatandaşlarının parasıyla yapılıyor. Fakat hükümet için işgali sürdürmek daha önemli.

Türkiyeli okuyuculara İsrail’deki deneyimlerinizle ilgili ne söylemek istersiniz? Türkiye’de benzer şekilde bir Kürt sorunu var. Ayrıca Türkiye şimdi aktif olarak ulusal sınırların dışındaki alanlara asker gönderiyor…

Ben işgalin direnişi, direnişin baskıyı, baskının daha fazla direnişi getirdiğini düşünüyorum. Ve bu bir kısır döngü. Bu yüzden işgalin durdurulması gerekiyor. Azınlıklara eşit haklar verilmeli. İnsanların bunu azınlıklar için talep etmeleri gerek. Örneğin kendileri Kürtlerin yerinde olsaydı ne yaparlardı diye düşünmeleri ve onlarla empati kurmaları gerekiyor.

 

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Alman basını: Libya Konferansı sonu belirsiz bir sürecin başlangıcı

SONRAKİ HABER

Depremi çocuk evliliklerinin yasaklanmasına bağlayan Prof. Gencer derse girmedi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...