20 Ocak 2020 15:17

Bayrampaşa’da Bulgar gencin vurulması ve yaşam hakkımız

Avukat Tugay Bek, Bayrampaşa'da 33 yaşındaki Milen Bahchevanov’un polisler tarafından öldürülmesini yazdı.

Fotoğraf: DHA

Paylaş

Tugay BEK
Avukat

Bundan üç yıl önce Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, Ankara'da katıldığı bir sergide uğradığı silahlı saldırıda bir polis tarafından vurularak öldürülmüştü. Kameralar önünde bu cinayeti işleyen polis memuru da sınırlı sayıda mermisi ve tabancası ile binada kıstırıldıktan sonra meslektaşları tarafından yapılan operasyonla hemencecik öldürülmüştü. İçişleri Bakanlığı, daha cesetler soğumadan, yarım saat içinde Karlov’un öldürülmesinde FETÖ izi olduğu açıklamasını yaptı. Cinayeti işleyen polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş, sağ yakalanıp yargılanmak ve bağlantıları öğrenilmek yerine sırları ile birlikte ortadan mı kaldırılmıştı? İstenilseydi katil polis sağ yakalanamaz mıydı? Polisin öncelikli görevi suçluları yakalayıp yargı önüne çıkarmak değil miydi?

Hatırlayalım; beş ay önce, 28 Ağustos 2019’da Batman Otogarında Suat Yüksekbağ isimli 20 yaşındaki genç, kan davalısı olduğu iddia edilen iki kardeş tarafından canice öldürülmüştü. Katiller, Yüksekbağ'ı bıçakladıktan sonra ellerindeki bıçak ve sopayla başında bekleyerek, polislere ve yardım etmek isteyenlere engel olmuştu. Katiller Yüksekbağ’ın öldüğüne kanaat getirdikten sonra cesedin başından kendi istekleri ile ayrılmışlardı. Bu cinayete ilişkin görüntülerde olay yerinde bulunan polislerin, katilleri uzaklaştırmak ve yaralı genci kurtarmak için bir girişimde bulunmadığı görülüyordu. Silahını kullanarak yaralının hayata tutunmasını sağlayabilme görevini polis yerine getirmedi. Oysa polisler, katilleri caydırmak adına havaya ateş edebilir, sonuç alamaması durumunda ayaklar gibi öldürücü olmayan bölgelerden vurarak katilleri etkisiz hale getirebilirdi.  Benzer şekilde 2002 yılında Adana’da Ayşegül Porsuk ismindeki kadın sokak ortasında kalabalık bir vatandaş grubunun ve polisin gözü önünde eşi tarafından 52 yerinden bıçaklanmıştı. Resmi kıyafetli polis memurları bu vahşeti izlemekle yetinmiş, müdahalede bulunmamıştı.

Üç gün önce 17 Ocak 2020’de İstanbul Bayrampaşa'da elindeki bıçak ile restorana giren Bulgaristan uyruklu Milen Bahchevanov’un bağırarak restorandaki malzemeleri kırıp etrafa zarar verdiği iddia ediliyor. Olaya ilişkin vatandaşlar tarafından çekilen görüntüler sosyal medya ve internet ortamında bolca izlendi. Görüntülerde elinde bıçak bulunan bir kişiye altı polis onlarca kez ateş ediyor. Almış olduğu yaralarla yere serilen gence uzunca bir süre tıbbi yardım götürülmediği ve polislerin izlediği görülüyor. Sonrasında hastaneye kaldırıldığı söylenen genç yaşamını yitiriyor.Medya bu olayı “Elinde pala ile restorana girdi. Polis ayağından vurdu. Saldırgan öldü” başlığı ile verdi. Haberi basına servis edenler, neyin öne çıkartılacağını da belirlemişti anlaşılan.

Kapalı bir mekanda elinde bıçak olan kişiye 6 polisin onlarca defa ateş etmesinin orantılılık ilkesi ile bağdaşmadığı iyi bilindiği olsa gerek tüm haberlerde “Polis ayağından vurdu” denildi. Oysa sosyal medyadaki görüntülerde altı polisin, neredeyse silahlarındaki şarjörler boşalıncaya kadar bıçaklı gencin üzerine ateş ettiği net şekilde görülüyor.

Görüntülerde gencin elinde bulunan bıçağın ağız kısmının en fazla 15 cm olduğu görülmekte. Polisin müdahalesini daha bir orantılı göstermek için Milen Bahchevanov isimli gencin elindeki bıçak birden pala oluvermiş. Kamuoyu palanın saldırı silahı olarak kullanılmasını bir başka olaydan hatırlıyor; Gezi Parkı eylemlerinin son günlerinde polislerle birlikte hareket eden Sabri Çelebi isimli AKP’li, protestocu kadınlara elinde bulunan pala ile saldırıyordu. Etrafta bulunan polisler Palalı Sabri Çelebi’ye hiçbir müdahalede bulunmuyor, aynı takımın oyuncusuymuş gibi birlikte eylemci kovalıyorlardı. Medyanın, Milen Bahchevanov’un bıçağına pala demeden önce, arşiv taraması yapıp Palalı Sabri Çelebi’nin elindekine bir kez daha bakması gerekirdi.

Öldürülen gencin Bulgar vatandaşı ve olay sırasında sarhoş olduğu vurgusu okurun gözüne sokarcasına tüm haberlerde tekrar edildi. Kamuoyu etrafa zarar veren “sarhoş bir Bulgar’ın” ölümünü sorgulayamayacak kadar önemli gündemlerle meşguldü nasıl olsa. Ne yazık ki Milen Bahchevanov’un ölümü atılan birkaç tweet dışında gündem olamadı.

Batman’da yerde yatan yaralı gencin ya da eşi tarafından bıçaklanan Ayşegül Porsuk’un yaşamını kurtarmak için silahını kullanmayan polis, Bayrampaşa’da elinde bıçağı ile etraftaki eşyalara zarar veren gence yönelik olarak doğrudan öldürmek amacı ile ateş edebiliyor.

Vatandaştan alınan vergilerle maaşı ödenen polisin eline verilen silahı hangi koşullarda nasıl kullanacağı hususunda kendisini kanuna bağlı görmeden bu kadar keyfi bir şekilde davrandığı bir ülkede hangimizin can güvenliği ne kadar olabilir?

Bayrampaşa’da öldürülen özne aslında “sarhoş bir Bulgar” genci değil; Anayasa ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla güvence altında olduğunu sandığımız “yaşam hakkı”mızdır.

Milen Bahchevanov’u öldüren polisler cinayetten yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır. Unutmayalım cezasızlık yeni cinayetlerin nedeni ve habercisidir.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Gebze mitingi: ‘Geçinemiyoruz’ en sık kullanılan söz oldu

SONRAKİ HABER

Ankara-İzmir YHT hattında obruk tehlikesi: Bu kez insanlar ölmeden önlem alın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...