18 Ocak 2020 02:52

Asgari ücrete yapılan zammın tartışması sürüyor: Kaşıkla verdiklerini kepçeyle alıyor

Asgari ücrete yapılan 304'lük zammı Elazığ'da yurttaşlara sorduk: Kaşıkla verdiklerini kepçe ile alıyorlar. Bu adaletsizlik nereye kadar sürecek bilmiyorum.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Can ŞİNİK
Yunus DENİZ
Elazığ

Yeni asgari ücret 2 bin 324 TL olarak belirlendi ancak tartışmaları halen sürüyor. Yapılan 304 TL’lik zamma dair Elazığ PTT meydanında Evrensel’e konuşan yurttaşlar, eskiden 50 TL’ye yaptıkları alışverişin şimdilerde 200 TL’ye mal olduğunu ve faturaların çok yüksek geldiğini söyleyerek, kaşıkla verdiklerini kepçeyle aldıklarını dile getirdi.

ESKİDEN 50 TL TUTAN ERZAK ŞİMDİ 200 TL

İlk olarak Özgür Korkmaz ile oturuyoruz. Evli ve bir çocuğu olan Korkmaz, “İnsan bir markete gittiği zaman eskiden alım gücü vardı ama şu an kesinlikle yok. Ben geçen gün markete gittim 2 poşet erzak aldım, 200 TL para ödedim çıktım. Eskiden o erzaklar 50 TL para ediyordu. Gerçekten şu anda zor. Benim evim kira değil belki ama insanların halini görüyorsunuz” dedi.

Asgari ücretle çalışan bir işçinin geçinmek için ek bir işe ihtiyaç duyduğunu belirten Korkmaz “Mesela ben kendimden bahsedeyim; bir çocuğum var en basiti bir çocuk bezi 80-85 TL ötesini anlatmaya gerek yok bence. Hastane masrafı, mama masraflarını falan saymıyorum bile. İnsanların bugün mutfak gideri en kötü 400 TL. Ayrıca doğal gaza, elektriğe yüzde 50’den fazla zam geldi. Annemlere 2 gün önce doğal gaz faturası geldi, 420 TL. Geçen seneye göre faturada yüzde 50 oynama var. Kaşıkla verdiklerini kepçe ile alıyorlar. Bu adaletsizlik nereye kadar sürecek bilmiyorum” dedi.

FATURALAR ÇOK YÜKSEK GELİYOR

Bir diğer görüşünü aldığımız kişi ise Şeyh Edebali Parlak. Enflasyona göre zammı yetersiz bulduğunu söyleyen Parlak, “Eğer çocuğum olsaydı ev geçindirmem mümkün olmazdı bu koşullarda. Ben esnafım fakat yeterli bulmuyorum. Ekonomik kriz var ülkede. Etkilenmeyen de yok bence. Çarşıda birçok küçük esnaf kepenk kapattı, kalanlar da kapatmamak için direniyor. 5 yıl önce 20 lirayla gününü geçirebilirken, şimdi 20 lirayla gününü geçirmen mümkün değil. Benim dışarı her çıkmam 50 liraya mal oluyor. Paranın bir değeri kalmadı. Doğal gaza, elektriğe yapılan zamlar da ortada. Çok yüksek, faturalara da yansıdı 750 TL doğal gaz faturam geldi” dedi.

OKURKEN ÇALIŞMAK ZORUNDA KALIYOR

Şems Parlak ile sohbet ediyoruz. Asgari ücretle geçinen bir ailenin çocuğu olduğunu söylüyor. Ailesinin gönderdiği para yetmediği için çalışmak zorunda kaldığını dile getiren Parlak, “Ailem asgari ücretle geçiniyor ve ben de öğrenci olduğum için yeterli olmuyor. Yurt masrafları, ulaşım zamları da ortada. Bana gönderilen ücret de çok az. Ailemi suçlamıyorum tabii ki ellerinden gelen bu kadar. Ben de mecburen okurken çalışmak zorunda kalıyorum. Burs-kredilere yapılan zamlar da ortada, yetersiz. Ülkede bir ekonomik kriz de söz konusu. En çok etkilenen de gençler, öğrenciler oluyor” dedi.

Geçen seneye göre her şeyin pahalı olduğuna değinen Yüksel ise “Her şey ateş pahası, bir şey alamıyorsun ki. Asgari ücret de bayağı bir düşük. Geçen seneye göre her şey aşırı derece pahalı oldu. Ben ailemle yaşıyorum. Eğer tek yaşasam aldığım asgari ücretle elektriğe, doğal gaza, kiraya yetişmem olanaksızdı” diye konuştu. 


“HER ŞEYİ BİR KENARA BIRAKIP MÜCADELE ETMELİYİZ”

Antep’te bir fabrika işçisi

Ben Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) bulunan bir fabrikada, aşçı olarak çalışıyorum. İşe gireli birkaç ay oldu ve asgari ücret alıyorum. Fabrikamda yaşadığım bazı sorunları sizinle paylaşacağım.

Mutfakta olduğum için sorunlarım da genellikle yemekhaneye dair oluyor. Fabrikadaki işçi sayısı 400’ün üzerinde, aşçı sayısıysa 5. Yani 5 kişi 400 kişiye yemek yetiştirmeye çalışıyoruz. Yetişemediğimiz için bugünün yemeğini 3 gün önceden hazırlamak zorunda kalıyoruz. Bu yoğunluğa rağmen gün içinde doğru düzgün mola bile kullanamıyoruz. Toplam 30 dakika mola süremiz var ve yemeği de, çayı da, sigarayı da, tuvaleti de bu molaya sıkıştırmamız gerekiyor. Bunların yanında yemekhaneye yeterli bütçe ayrılmadığı için, yemekler tek düze çıkıyor. Genellikle pilav ve sulu yemek çıkıyor. Mutfağa sebze, meyve, et çok nadir giriyor. Salata, ayran, tatlı binde bir oluyor.  Hatta benim vardiyamda sürekli yumurta, kızartma ve çorba veriliyor; bazen de kahvaltılık malzeme veriliyor. Çünkü erzak yok. Halbuki patronun parası var, çıkan malları sürekli Avrupa’ya gönderiyorlar, ama yemekhaneye para ayrılmıyor çünkü patronun işçileri düşündüğü yok. Bu yüzden diğer işçilerle sürekli karşı karşıya geliyoruz. İşçilerin hepsi durumdan şikayetçi. Her gün aynı şeyi yemekten bıktıklarını söylüyorlar; hatta evdeki sofrada da yumurta falan olursa “Hanım kaldır şu yemekleri” diyorlarmış. Ben işe girmeden önce, işçiler konuyla alakalı defalarca müdürle görüşmüşler ama olumlu yanıt alamamışlar. Patron yemekhaneye para ayırmamasına rağmen bazen gelip bizi sıkıştırıyor. Normalde temizlik, yemeği hazırladıktan sonra yapılır ama patron yemeği hazırlarken gelip “Tezgahı temizleyin” diyor. Nasıl yetiştirelim. Yani para ayrılmadığı için ne eleman alınıyor, ne malzeme. Olan bize ve diğer işçilere oluyor.

Bunun dışında fabrikanın bütün işçilerini ilgilendiren bir de maaş sorunu var. Maaşlar düzenli yatmıyor ve mesai ücretleri elden veriliyor. Bazen fabrikanın içinde tartışılıyor ücret sorunu karşısında ne yapılması gerek diye. Mesela son asgari ücret zammı çok fazla tartışma yarattı. İşçiler verilen zamma tepkili ve hükümete öfkeliler. Sendikalara da sert bir tepki vermedikleri için kızıyorlar,” biz bu zammı kabul etmeyiz” diyorlar. Zam dönemi geldiğinde daha yüksek isteyeceklerini söylüyorlar. Fabrikamızda 96 Ünaldı direnişine katılan abilerimiz de var. Bu direnişe katılan işçiler, diğerlerini haksızlığa karşı birleşmeye çağırıyor, grev fikrini tartışıyorlar. İşçilerin tamamı aynı görüşte olmasa da bence de grev yapılmalı. Bazı işçiler ev kirasını ödeyemem diye, bazısı kredi borcundan dolayı greve çıkmaya çekiniyor ama hak ettiğimizi almak için direnmemiz gerek. Düzgün yemek yemek için, düzgün maaş almak için, çalışma koşullarının düzelmesi için, bazen gözümüzü karartmalıyız. Her şeyi bir kenara bırakıp, birlik olup mücadele etmeliyiz.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Üniversiteli kadınlar için her sorun iki kat zor

SONRAKİ HABER

Irak'ın kuzeyinde bir asker yaşamını yitirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa