18 Ocak 2020 04:09

Ürdün'ün yevmiyeli işçileri: Hiç duymadığınız radikal Ortadoğu hareketi

Yevmiyeli İşçiler Hareketi, Ortadoğu için ‘radikal’ olan kadın-erkek sabahlama eylemleriyle ses getirdi, kazanım sağlamasına rağmen birçok kesim tarafından görmezden gelinerek yavaşça gözden kayboldu.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Ty JOPLIN
al Bawaba

Bir grup Ürdünlü entelektüel ve kadın hakları savunucusu 2010 yılının sonlarında Amman’daki Kraliyet Kültür Enstitüsünde, kadınları Ürdün yasaları altında nasıl daha iyi koruyabileceklerine dair bir tartışma yürütmek için bir araya geldi. Çoğunluğunu üst orta sınıf elitlerinin oluşturduğu kalabalığın arasında, Ürdün’ün taşrasından bir işçi ayağa kalktı ve “Neredeydiniz?” diye seslendi.

Bu kişi Yevmiyeli İşçiler Hareketinin Sözcüsü ve Lideri Muhammad Snayd idi. Onun hareketi, daha iyi işçi hakları ve geçinmeye yetecek bir maaş için Ürdün Kraliyet Sarayı dışında bir “sabahlama” eylemi örgütlemişti.

Eyleme katılmış olanların çoğu yoksuldu ve Ürdün’ün aşırı muhafazakar bölgelerinden gelen emekçi kadınlardı. Çocukları için daha iyi bir hayat ve gelecek uğruna baskı oluşturmak umuduyla gerçekleştirdikleri radikal gösterilerine iliştirilen bir damgaya ve tehlikeye göğüs germişlerdi. Snayd, “Bunlar (diğer) vilayetlerden kadınlardı. Neredeydiniz? Niçin onları desteklemediniz?” diye sordu.

Hiç kimse bu soruya karşılık bir cevap vermedi ve nihayetinde Snayd oturdu.                          

İŞÇİ KADINLAR AÇISINDAN ÖNEMLİ BAŞARI

Yevmiyeli İşçiler Hareketi, bölgenin emekçi kadınları ve işçi sınıfı açısından en önemli başarılardan biri olmasına rağmen, Ürdün’ün orta ve üst orta sınıfları tarafından tek kelimeyle göz ardı edilmişti ve dünyanın geri kalanı tarafından da tamamen unutulma riskini taşıyor.

Bu hareket, 21. yüzyılın en derin ve etkili hak hareketlerinden biriydi. Ve savunmasız halkların nasıl etkili bir şekilde güçlü hareketler örgütleyebileceği üzerine küresel bir kılavuz olarak kullanılabilir.

Ama muhtemelen bu hareketi hiç duymadınız.

Al Bawaba haber sitesi, Ürdün Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezinde öğretim üyesi olan Sara Ababneh ile bu konu hakkında bir söyleşi gerçekleştirdi. Dr. Ababneh, vaktini halk hareketlerine ve onların nasıl yoksulluğa ve güçsüzlüğe karşı küresel bir mücadeleye uyarlanabileceğine çalışarak harcayan az sayıda akademisyenden biri. Dr. Ababneh’in iddiası şu ki; hareket, ülke çapında binlerce kadının güçlendirilmesine yardım etmiş olmasına rağmen, çoğu kez onların baskılarını apolitikleştiren ve bu baskıyı bireyselleştirilmiş projeler ve hayır işleri yoluyla azaltmanın yollarını arayan günümüz “kadınların güçlendirilmesi” etrafındaki söyleme kolay kolay uymuyor.

Bunun nedeni hareketin kendisini bir kadın hareketi olarak değil; ekonomik adalete adamış bir emek hareketi olarak anlamlandırmış olmasıdır.

BASKININ ‘STK-LEŞMESİ’

Dr. Ababneh’e göre, kadınların güçlendirilmesi konusundaki günümüz egemen yaklaşımı, tüm toplumlarda, özellikle de kadınlar söz konusu olduğunda baskı uygulayan yapıları gizliyor.

Bu, bir çeşit baskının “STK-leşmesi”, uluslar ve halk arasındaki muazzam eşitsizliklerin görmezden gelinmesi; yoksulluk, borçlanma ve işsizlik gibi göstergelerinin danışmanlar, gönüllüler ve uzmanlar tarafından görevli olarak çalışılan, bireysel olarak fonlanan ve desteklenen projeler vasıtasıyla çözülebileceğinin düşünülmesidir. Bu aralar baskıyı çözmek, gelişen STK sektörüne havale edilen bir iş.

Bir model olarak Yevmiyeli İşçiler Hareketini tanıtmaktaki başarısızlık, küreselleşmiş bir dünya ekonomisi içinde dışlanmış grupların haklarının etkili bir şekilde nasıl destekleneceği anlayışındaki küresel bir başarısızlığın göstergesidir.

Dr. Ababneh, küresel toplumun yaklaşımını nasıl düzenleyebileceğini ve yerel toplulukları güçlendirmek için daha etkili bir stratejinin nasıl oluşturulabileceğini inceliyor. Onun için bu, tabandan gelen Yevmiyeli İşçiler Hareketi ile başlamak anlamına geliyor.

YEVMİYELİ İŞÇİLER HAREKETİ NEDİR?

Yevmiyeli İşçiler Hareketi, Ürdün’ün dayanıksız işçi sınıfından oluşuyordu ve katı bir şekilde dayatılan cinsiyet ayrımının ötesine geçmişti. Örgütleyicileri ve üyeleri, özellikle gündelik işçiler -hiçbir iş güvencesi olmadan geçici işe alınanlar- olarak adlandırılan emekçilerin kırılgan alt sınıflarından geliyordu. Ücretleri asgari ücretin altından ödeniyordu ve çoğunlukla ailelerini desteklemek ve yaşam masrafları giderlerini yettirebilmek için borca giriyorlardı.

Ababneh, tanıştığı kadın ve erkeklerin çoğunun vilayetlerde ya da taşrada yaşadıklarını ve çoğunun da bekar ebeveynler olduklarını belirtiyor. Ababneh, bütün hayatının “bir borç döngüsünden” ibaret olduğunu söyleyen Sakeena adında bir dul kadının öyküsünü anlatıyor: “Ay sonunu getirmek için insanlardan ödünç para alıyordu. Maaşını aldığında bunu geri ödemek zorundaydı. Esasen maaşını aldığının üçüncü gününde tekrar borç alıyordu.”

Sakeena’nın düşük maaşı yüzünden sonu gelmez borçlarından kurtulamaması Ürdün, Ortadoğu ve dünyanın geri kalanında yaygın bir öykü.

Hareketin bir başka üyesi -kadın olarak geç saatlere kadar çalıştırılmaya zorlanıyordu ve Ürdün yasaları altında bu yasa dışıydı- özel bir tavuk çiftliğinde çalışıyordu. Çalışanlar bulundukları koşulları protesto etmişti ve hepsi de anında kovulmuşlardı. Bölgesel yönetim, çiftliği, kovulanların tekrar işe alınmasına zorladığı zaman işverenler buna boyun eğmiş ancak tekrar işe alınanlara önceden kazandıkları ücretten daha az bir ücret ödemişlerdi.

NASIL BAŞLADILAR?

Hareketin kurucularından biri, yıllardır kadrolu çalışan olarak işe alınmak konusunda dilekçeler yazan Muhammad Snayd idi. Snayd, çaresiz bir şekilde, doğrudan Ürdün kralına, ona tam zamanlı bir iş vermesini isteyen bir mektup göndermişti. Mevcut patronu Snayd’ı istihdam etmek yerine kendi işini sağlama almak için çabaları yüzünden onu taciz etti.

2006 yılı itibariyle bireyler kendi kırılma noktalarına varmaya başlıyorlardı.

Amman’daki Tarım Bakanlığında işe girme çabalarından biri sırasında Snayd, kendisininkiyle aynı şeyleri yapmaya çalışan iki yevmiyeli işçiyle tanıştı. İşe girebilmek adına bireyselleşmiş taleplerinin karşılanmayacağının farkına vararak birlikte bir gösteri düzenlemeye karar verdiler. Ababneh, “1 Mayıs gününde karar kıldılar. İşçi Bayramı. Bir protesto gösterisi düzenlemek istiyorlardı” diyor.

İlk gösterilerini Tarım Bakanlığının dışında 13 kişi ile gerçekleştirdiler. Onların 7’si kadındı. Birkaç hafta sonraki gösteride, 60’ın üzerinde yevmiyeli işçi görüldü. Gösteriler, çaresizlik ve ümitsizlik hissinin bir kırılma noktasına ulaştığı Ürdün’ün güvencesiz sınıfının hayal gücünü yakaladı. Birçoğu artık bulundukları vaziyette yaşayamazdı. Hareket ortaya çıkmıştı ve yüzlercesi haftalık gösterilere katıldı.

KADIN İŞÇİLER İÇİN EN ‘RADİKAL’ EYLEM 

Aylar süren gösterilerden sonra, hareket bir merkez komite oluşturdu ve Snayd’ı sözcüsü ve lideri seçti. Hareketin zaman geçtikçe daha kuvvetlendiğini gören hükümet, başlangıçta onları tam zamanlı olarak işe alacağı sözünü verdi. Ancak, görüşmeleri savsaklamaya başladı.

Komite, dahil olan tüm partilerin çaba harcadığı ve hareketin tüm üyeleri tarafından hissedilen baskı ve hayal kırıklığını yeterli düzeyde açıklayan radikal bir eyleme ihtiyaç duyulduğu kararına vardı.

Komitedeki kadınlar, içerdiği tehlikeler nedeniyle erkekler tarafından ilk başta reddedilecek olan, Kraliyet Sarayı dışında bir gecelik uyuma/sabahlama eylemi düzenleme fikrini öne sürdü.

Bir kadının halka açık bir yerde, ilişkisi olmayan bir adamla görülmesi toplumsal olarak yeterince riskli olabilir; ancak, evini terk edip dışarıda onların yanında uyuması güvenliklerini tehlikeye atabilirdi. Ababneh, Ürdün’deki çoğu kadın hak savunucusunun güçsüz kadınlar olduklarının düşünüldüğünü iddia ediyor. “Hal böyle iken onlar, kültürel olarak bu en radikal gösteri biçimini yapıyorlar” diyen Ababneh, bu zamana kadar Ortadoğu’da sabahlama eylemi gerçekleştiren başka bir hak grubu olduğunu duymadığının altını çiziyor.

Kadınların mücadelelerini ve benzersiz bir kamuya açık direniş yürütme imkanlarını takdir eden aileleri gösteriye devam etmeleri için onları cesaretlendiriyordu.

2011 AYAKLANMASININ YOLUNU AÇTILAR’

Radikal hareket, kısa bir süre için medyanın dikkatini çekmişti. Ama en önemlisi, işçilerin davalarını desteklemek için gitmeye istekli oldukları mesafeyi göstermişti. Sonuç olarak, hükümet savunma durumuna geçti ve sonunda hareketin taleplerine taviz verdi. Örgütlenme ve gösterilerden yıllar sonra, Yevmiyeli İşçiler Hareketi başarılı bir şekilde işçilerini güvenceli bir asgari ücretle kalıcı olarak işe aldırtmıştı. Süreç içinde ayrıca, asgari ücreti 150 JD’den (211 dolar) 190 JD’ye (268 dolar) yükselttirdiler ve yüz binlerce diğer emekçinin de maaşlarını arttırdılar.

“Bana göre, 2006’dan itibaren gerçekleşen gösteriler, Ürdün halkının 2011-12 Arap Baharı’nın başlangıcındaki gösterilere katılmasına olanak sağlayan şeydir” diyor Ababneh: “Ürdün, gösterilere başlayan ilk ülkelerden biriydi. Nerede gösteri yapıyorlardı? Başkent Amman’da değil, ama Dhiban’da!”. Dhiban, yaklaşık 10 bin nüfusluk küçük ve kırsal bir topluluk.

“Peki gösteri yapan insanlar kimlerdi? Yevmiyeli işçiler, öğretmenler, Aqaba limanı çalışanları, fosfat işçileri” diyor Ababneh ve ekliyor; işçiler, Yevmiyeli İşçiler Hareketinin koordineli çabaları sayesinde halihazırda harekete geçmişlerdi.

Ona göre, Yevmiyeli İşçiler Hareketinin başarı formülü, ülke genelinde diğer emekçi grupların daha iyi bir yasal koruma talep etmelerine olanak sağlamıştı: “Bu, Ürdün halk hareketi gösterilerinin 2011-12’de bile gerçekleşmesine imkan veren bir temel kurmuştu. Bu olmaksızın, Ürdün’de aynı şekilde gösteriler düzenlenebileceğini sanmıyorum.”

SORUNLARIN STK’LEŞTİRİLMESİ VE MÜCADELE

Dr. Sarah Ababneh, “Bence bu, Ürdün’deki kadın hakları tarihinde en büyük başarılardan biridir ve kadın hareketinin dışında meydana gelmiştir” diyor. 

Ababneh, Ürdün’ün aydın camianın Snayd’a ve onun davasına karşı önemsemez tutumunun, güvencesiz bir küresel halk sınıfı yaratan yapısal problemleri anlamak konusundaki daha büyük bir başarısızlığın simgesi olduğunu iddia ediyor.

Ababneh bu başarısızlığı, savunucularını kadın haklarından ziyade işçi hakları açısından çerçevelenmiş taban hareketlerini görmekten alıkoyan baskı ve güvencesizlikle ilgili söylem ve kalkınmanın “STK’leşmesi”ne bağlıyor.

Ababneh’e göre, STK-leştirilen sorun ekonomik ve siyasal bağlamından yoksun bırakılıyor; sorunu üreten yapısal eşitsizlikleri göz ardı ediyor; ve ilk etapta onu üreten daha geniş bağlamıyla mücadele etmeksizin, göstergeyi iyileştirmek için, bireyselleştirilmiş projeler sunuyor.

Ababneh kısaca bir örnek veriyor. Bir grup çocuk hakları STK’si, bombalama saldırıları yaşayan çocuklara travma sonrası terapi hizmetleri vermek için Gazze Şeridi’ne gitmişti. Belediye binasındaki bir toplantıda STK temsilcileri Gazzelilerin öfkesiyle karşılaşmıştı. Onlar, STK’lerden, çocuklarının bomba travmasıyla başa çıkmalarına yardımcı olmalarını istemediklerini; bombalamaların sona erdirilmesi için yardım etmelerini istediklerini haykırmışlardı.

Ababneh’e göre, kalkınma sektörü içindeki bireysel ve uzmanlaşmış projelerdeki yaygınlık ve güven, Ortadoğu ve ötesindeki eşitsizliğin ve marjinalleşmenin gerçek nedenlerini örtbas etmeye yardım etti. Ayrıca, öngörüsüz bir şekilde küresel eşitsizlik göstergelerine odaklanan yüksek maaşlı danışmanları, uzmanları ve elemanları kârlı sektörüne sarmaladı.

Bu bağlamda, Yevmiyeli İşçiler Hareketi ciddi bir şekilde gelişmeye başladı. Ürdün’ün siyasal ve ekonomik manzarasını değiştirdi. Hak gruplarının ve emekçi grupların ağ kurmasına yardımcı oldu. Ve önde gelen STK’ler ya da hak savunucularının konforlu sınıfı tarafından fark edilmeksizin yavaşça gözden kayboldu.

Hareket, hiçbir zaman kendisini bir hayır projesi ya da yoksul toplumlardaki kadınları güçlendirmek için küresel bir çabanın parçası olarak sunmadı. Kendisini her zaman sömürücü endüstrilerden ve tepkisiz bürokrasiden gücü alıp, emekçilerin ellerine tekrar koyan bir hareket olarak gördü.

(Çeviren: Mert Demir)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kemal Kılıçdaroğlu: 'Biz çok başarılıyız'diyorsunuz, peki bu işsizlikle ne?

SONRAKİ HABER

Dersim’de 3 uzman çavuşun bir kadına tecavüz iddiasına barodan suç duyurusu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...