17 Ocak 2020 03:56

Seyhan'dan memleket manzarası: Pazar arabaları eve boş dönüyor

Pazar yerinde kime dokunsan bir ekonomik dram anlatıyor. İşsiz kalıp ekmeğini pazarcılıkla çıkaranlar, sosyal yardımları kesilen çıkmazdaki kadınlar, çocuğu işsiz anneler...

Adana'da pazar alışverişi

Fotoğraf: Volkan Pekal / Evrensel

Paylaş

Volkan PEKAL
Adana

Kadir Has Üniversitesinin 10 yıldır yaptığı, ‘Türkiye Eğilimleri’ araştırmasının 2019 sonuçlarına göre en büyük sorun işsizlik ve hayat pahalılığı. Araştırmaya göre, son bir yılda vatandaşların yarısının ekonomik sıkıntısı artmış.

Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçesi Mahallesi’nde kurulan cuma pazarında emekçilerin durumunun anketi doğrulayıp doğrulamadığını test ettik. Pazar yerinin sakinleri; kredi borcu patladığı için işsiz kalıp ekmeğini pazarcılıktan çıkarmaya çalışanlar, sosyal yardımları kesilen çıkmazdaki kadınlar, çocuğu işsiz anneler, ürünleri ile birlikte hayalleri de suya düşen çiftçiler, eşinden ayrılmaları yoksullukla sınanan kadınlar, çocuğunu okuldan almak zorunda kalanlar, açlık sınırının altında yaşayan emekliler, bir türlü emekli olamayanlar…

Pazarın kurulduğu sokakta ortada duran seyyar satıcı tezgahları ve birbirine ters yönde ilerlerken birbirine takılan pazar arabaları kalabalık içerisinde ilerlemeyi zorlaştırıyor. Çünkü erken saatlerde 5 lira olan bir ürün akşama doğru en azından 4 liraya düşüyor. Yine de çoğunluğunu kadınların oluşturduğu pazar yerinde pazar arabaları eve boş dönüyor.

ÇİFTÇİ ÜRETEMİYOR, VATANDAŞ YARIM KİLO ALIYOR

Yeşillik satan Halim Aydın aynı zamanda çiftçilik yapıyor. Para kazanabilmek için pazarda sattığı; tere, roka, ıspanak gibi yeşillikleri kiraladığı tarlada yetiştiren Aydın, “200 dönüm tarla ekmişiz, 10 dönümü kalmadı. Hepsi su altında kaldı” dedi. Zarar etiklerini dile getiren Aydın, “Tarla icarları (kiraları) metrekaresi 1 liraya çıkmış. Gübre kilosu 2 lira. Mazot 7 lira. 200 bin lira icar vermişiz. Masrafımız da 150 bin lira gitmiş, 350 bin lira. Şu anda cepte hiçbir şey yok. Bu yağmur çiftçiyi bitirdi.  Devletin buna el atması lazım, gübrenin inmesi, mazotun biraz ucuz olması lazım. Bu şekilde çiftçi nereye gidecek?” diye sordu.

Müşterilerin de zor durumda olduğunu ifade eden Aydın, “Vatandaş 5 maydanoz yerine 1 maydanoz alıyor, 2 kilo yerine yarım kilo domates alıyor” dedi.

KREDİ BATAĞINDAN PAZARCILIĞA

Efkan Semerci, bir otelde sigortalı çalışırken genç yaşında kredi borcu altında işsiz kalınca pazarcılığa başlamış. Tekstil ürünleri satan Semerci’nin en çok şikayet ettiği şey 2 liraya sattığı çocuk pijaması için dahi pazarlık yapılması.

Evli ve yeni doğmuş bir çocuğu olan Semerci, “Yeni doğmuş çocuğun bir aylık masrafı 1 ayda 1500 lira. Bir otelde sigortalı çalışıyordum. Araba almak için kredi çektim. Krediyi ödeyemedim. Sonra işten çıkıp seyyar satıcılığa başladım. Müşteriler bizi anlamaya çalışsa çok güzel olur. Bunu 1 liraya satarsam çocuğuma nasıl süt götüreyim? Ekonominin durumu berbat. Başımızda Erdoğan olduğu sürece böyle gidecek. Pahalılığı önlesinler. Ayda yakacağım elektrik en fazla 100 liraydı. Bana geliyor 300-400 lira” sözleriyle durumunu özetliyor.

"HALKIN PARASI OLMAYINCA BİZ DE MAĞDUR OLUYORUZ"

20 senedir pazarda esnaflık yapan Mehmet Dündar 5-6 senedir krizle mücadele ettiklerini söylüyor. Vatandaşın cebinde para olmamasının kendilerine de yansıdığını anlatan Dündar, “Ekonomi olarak sıfıra düştük. Ekmek parasına dileniyoruz. Büyük bir kriz var. Çalışıyoruz, çabalıyoruz hep vergilere gidiyor. Elektrik, parasına, su parasına çalışıyoruz. Çocuklarımızın ekmeğini zor çıkarıyoruz. Bu konuda devlete sesleniyorum vatandaşa baksınlar. ‘1 lira’ diyoruz, ‘50 kuruş olmaz mı?’ diyorlar. 20 lira ile pazara geliyorlar. 20 lira ile ne yapacaklar? Yapamıyorsa çekip gitsinler. Tek kişi ülkeyi yönetemez. Halkın sorusunu, derdini anlamayanlar 80 bin lira para alıyor. Bizim derdimizi görsünler. Bu halk aç mı tok mu?  baksınlar” çağrısı yaptı.

GÜNDEMİMİZ LİBYA DEĞİL!

Türkiye’nin Libya’ya asker göndermemesi gerektiğini dile getiren Dündar, “Halkın gündemi başta ekonomik kriz, hak, hukuk, adalet. Bunlardan bahsedilmiyor” tepkisini gösteriyor.

Her ay 800-900 lira kira veriyorum, su, elektrik 200 lira, tüp parası, çocukların geçimi, okulu, nasıl geçinelim? Gerçekten geçim derdi çok büyük” dedi. 

EŞİNDEN AYRILINCA KIZI OKULU BIRAKMAK ZORUNDA KALMIŞ

Etrafımızı çevreleyen vatandaşlardan Saliha Elçi de tıp okumak isteyen kızının okulu bırakmak zorunda olduğunu anlatıyor. Elçi eşinden ayrılınca kızı, evin geçimini sağlamak için okulu bırakıp çalışmaya başlamış. Durumları olmadığını ifade eden Elçi, kızı sigortalı diye devletten yardım alamadığından şikayetçi. Asgari ücretin yeterli olmadığını söyleyen Elçi, “300 lira nedir ki? Bir çekirdek parası bile değil. Benim için öyle. Öğrencilere yardım edin” dedi.

EMEKLİ ZAMMI SADECE 78 LİRA ARTMIŞ

Pazarın son saatlerinde 74 yaşındaki Kemal Kılıç, “Emekli olana kadar hırsızlık hariç ne iş olsa yaptık. Sırtımda yük götürdüm pazara, ayakkabı boyadım. Emekli oldum” diyor. Onca çalışmanın karşılığı olarak verilen 1200 lira maaşına aldığı zam 78 lira.  

Kılıç “Allah razı olsun(!) Vermese ne yapacaktık? Veriyor da sanki cebinden çıkarıp veriyor. Kendisi 80 küsur bin lira maaş alıyor. Gelsin bana verdiği para ile pazarda dolaşsın ondan sonra konuşsun. Bir tane damat bulmuş, ‘ekonomi iyi’ diyor” şeklinde konuştu.

İŞSİZLİK ÇOK ATAMA NEDEN YOK?

Röportaj  yapıldığını gören gelip derdini anlatmak istiyor. Üniversite mezunlarının işsizlik sorununu duyan Şükran Tektaş, yoksul mahallelerin okullarında yaşanan öğretmen sorununa dikkat çekiyor. Atama yapılmadığı için mahallede birçok okulda sözleşmeli öğretmenlerin sayısı kadroluları geçiyor.

Çocuğunun okuduğu 80’inci Yıl Ortaokulunda öğretmen sayısındaki eksiklikten bahseden Tektaş, “Sadece iki tane matematik hocamız var. ‘Onu da zor tutuyoruz’ diyorlar. Okula ‘Öğretmen göndermiyorlar. Kurs için öğretmen bile bulamıyoruz’ diyor.  

Peki bu kadar açıkta genç varken neden atanmıyor? Dönemin başında 2 ay öğretmen gelmedi. Şimdi de yeniden gidecek diyorlar. Yine çocuklar açıkta kalacak. Çoğu matematikte geride. Sesimiz duysunlar” sözleriyle hem tepkisini hem talebini dile getiriyor.  

 Halkın ortak sorununun işsizlik, yoksulluk olduğunu söyleye Tektaş, “Buna çare bulsunlar. Zaten halkımız iyi kalplidir. Biz iyi bir toplumuz ama yoksulluk bizi bozuyor, işsizlik bizi bozuyor” diyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Katledilen Demirok bir gün önce karakola başvurmuş

SONRAKİ HABER

Hava ve yağmur tanrısının evi maden ocaklarının tehdidi altında

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...