13 Ocak 2020 04:01

İşçi mektubu: Rekabetten belediye yönetimi hoşnut, işçiler değil

Bakırköy Belediyesinde çalışan bir işçi yazdı: Bakırköy Belediyesi çalışanlarının mevcut sorunlarının çözümü, hak ve menfaatlerinin gelişmesi yan yana gelmelerine bağlı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Bakırköy Belediyesi İşçisi
İstanbul

Merhaba,

Yeni bir yıla girdik. Geride bıraktığımız 2019 yılı Bakırköy Belediyesi emekçileri için nasıl geçti sizlerle paylaşmak istiyorum. Peşinen söylemek gerekirse zor bir yılı geride bıraktık. İşyerimizde çalışan yaklaşık 2 bin emekçi temelinde işveren ile ilişkilerden kaynaklı ekonomik ve sosyal sorunlarla boğuştu. Yılın ilk dönemi yapılan yerel seçimler, tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) seçimleri nedeniyle belediye çalışanlarının sorunları tartışılmadı, yönetim çözüm üretmedi denebilir. Herkeste ‘hele bir İBB seçimi belli olsun sorunlar çözülür’ ruh hali hakimdi.

Seçimler bitti ancak sorunlar çözülmedi. Bakırköy Belediyesi’nde emekçiler için hakim tablo örgütsüzlük. Bu örgütsüz görünüm işçi, memur tüm çalışanlar için geçerli. Emekçilerin örgütsüz ve birlikte mücadeleden kopuk, işverenin ise olabildiğince merkezi ve otoriter yönetiminde sorunların kendiliğinden çözüleceği beklentisi ise tabi ki hayalcilikten başka bir şey değil.  Bakırköy Belediyesi’nde memurlar zamanı geçmesine rağmen yılı toplu sözleşme yapamadan bitirdiler. İşçiler arasında 2015 yılından beri süren Belediye-İş/Genel-İş tartışması kaynaklı KHK ile belediye şirketi BYUAŞ’a sürekli işçi olarak geçen işçilerin toplu iş sözleşmesi yetki süreci mahkemede ve belirsizliğini koruyor. Sözleşme yapma noktasında yıllardır işyerinde süren kadrolu tabir edilen işçilerin toplu sözleşme süreci de bu tartışmadan nasibini aldı.

Genel-İş Sendikası, belediye şirketinde süren tartışmayı gerekçe gösterip, ‘madem siz bize sözleşme yaptırmıyorsunuz, o zaman biz de size yaptırmayız’ diyerek Belediye-İş’in yaklaşık 500 işçi için yapacağı ve Mart 2020’de başlayacak toplu sözleşme yetkisine dava açarak yıllardır süren süreci tıkadı. Şu an işçiler bu hamle daha mı iyi, yoksa hepten kötü mü oldu onu tartışmakta. Benim gözlemlediğim işçiler arasındaki siz biz tartışması körüklenecek ve kimin gücü kime yeterse denebilecek bir tablo ortaya çıkacak. Yani kısaca işçi ve memurlar için çalışma hayatının anayasası toplu iş sözleşme süreçleri şu an için askıda.

Hatta işyerinde tartışılan tehlikeli bir başka söylem de ‘boş verin mevcudu uygulanmayan sözleşme yenilense ne olur, yenilenmese ne’ şeklinde. Aslında haklılık payı yok değil. Memurlar toplu sözleşme ile kazandıkları sosyal denge ve ikramiye ödemelerinde sıkıntılar yaşıyor. İşçilerin sözleşme kaynaklı sosyal alacakları yıl sonuna kadar ödenmemiştir. İşçiler 6 aydır maaşlarını 5 ila 10 günlük gecikmelerle alıyor. Mayıs ayında 10’un üzerinde tiyatro işçisi işten atıldı. Haziran ayında kadrolu 34 işçi resen emeklilik gerekçesi ile işten atıldı. BYUAŞ’ta çalışan yaklaşık 10 işçi çeşitli gerekçelerle işten atıldı. Güvenlik-İş Sendikası’nın 2 temsilcisi yine benzer şekilde işten atıldı. İşçilerin görev yerlerinin değiştirilmesi, işlerinde esaslı değişiklik yapılamasını saymıyorum bile.

Yani sendikanın, toplu iş sözleşmesinin, işyeri disiplin kurulunun olduğu Bakırköy Belediyesi’nde tek belirleyicinin belediye yönetimi olduğu görüntüsü bu söyleme gerekçe olabilir. Ancak emekçiler için tek çare, tek güç örgütlülük. Peki ama nasıl? Tabi ki yan yana gelerek, sorunları tartışarak, birbirini tanıyarak ve güvenerek. Şu an bunun önündeki en büyük engel sendikalar arasındaki kopukluk. Sendikalar her biri ayrı gerekçelerle birbiri ile temas kurmuyor. İşyerinde süreci görüp müdahale edebilecek işçi ve memurlar maalesef bir umutsuzluk ruh halinde ve seyirci konumunda. Tabi ki belediye yönetimimiz bu durumdan hoşnut. Çünkü emekçiler kendileri ile ilgili hayati hiçbir konuda başrol oyuncusu değil. Belediyenin kökü emekçileridir, halbuki çoğu çalışan yaprak gibi rüzgarla birlikte savruluyor. Yönetim memurlarla sözleşmeye oturmuyor memurlar izliyor, işçilere ikinci bir sendika alternatifi sunuluyor, işçiler izliyor. Acaba ikinci bir sendikaya ihtiyaç var mı tartışan, tartıştıran yok. Kısacası 2020 yılında Bakırköy Belediyesi çalışanlarının mevcut sorunlarının çözümü, hak ve menfaatlerinin gelişmesi yan yana gelmelerine bağlı. Bunun için emekçilerin ortak değerleri olan 8 Mart, 1 Mayıs gibi günlerin ve oluşturulacak işyeri komitelerinin yararlı olacağını düşünüyorum. Örgütlü duruş gösterdikçe çözümlerin artacağına inanıyorum.

İş cinayetlerinin yaşanmadığı, işten atmaların olmadığı, emekçilerin sadece üreten değil kazanan da olduğu, örgütlülüğe ve mücadeleye olan inancın pekiştiği bir yıl umuduyla...

Reklam
ÖNCEKİ HABER

İspanya’nın ilk koalisyon hükümeti ne vadediyor?

SONRAKİ HABER

Elazığ ve İstanbul'da Evrensel'e destek: Evrensel’in suç ortağıyız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa