13 Ocak 2020 04:13

Asgari ücretli aile tablosu: Battaniyeyle ısın, televizyon ışığıyla idare et!

Kocaeli Körfez'de asgari ücretle geçinmeye çalışan bir ailenin evine konuk olduk. Ailenin fertleri faturaları düşürmek için battaniyeyle ısınıp televizyon ışığıyla idare ettiklerini söylüyor.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Meryem UZAY
Adem KARA
Kocaeli

Kocaeli Körfez’de asgari ücretli bir ailenin evindeyiz. İşten atılma kaygısıyla fotoğraf ve isim veremeyen işçiye Mehmet diyeceğiz. Asgari ücrete yapılan zammın şubat ayında eline geçeceğini belirten Mehmet, “Zam yapılsa da yetmiyor” diyor. Bu sebeple ek iş yapmak da kurtarmıyor, eşinin fırsat buldukça ev temizliğine gitmesi, örgü örmesi de. Faturalardaki rakamları indirmek için battaniye ile ısınıp, televizyon ışığıyla idare etmek gibi mecburi “çözüm yollarına” başvuruyorlar.

Ağrı’dan geldiklerini, birkaç yıl öncesine kadar çiftçilik yaptığını söylüyor Mehmet: “Ben eski çiftçiyim, şimdi ise asgari ücretle çalışıyorum. Şeker pancarı ekerdik. Mazot fiyatı, gübre fiyatı derken zarar etmeye başlayınca çiftçiliği bıraktım. Bir de çocuklarımın iyi bir yaşam sürmesi ve eğitimleri için buraya geldim” diyor.

ÇÖZÜM: BATTANİYE VE TELEVİZYON IŞIĞI

Burası 6 kişinin yaşadığı bir ev. Bir çift, 3 çocuk ve yaşlı bir anne var. İçeri girdiğimiz anda yaşlı kadın oturur oturmaz üzerini battaniyeyle örtüyor. Hasta olduğunu söylüyor yaşlı kadın. Bunun yanı sıra doğal gaz faturasındaki rakam düşük gelsin diye buldukları bir çözüm.

Evde tasarruflu ampuller kullanılıyor. Tasarruf yapmalarına rağmen faturaların kabarık gelmesinden yakınıyor Mehmet. Tabii bunun için de bir çözüm bulmuşlar: Elektrik faturası 150 lira geliyor. Eve misafir gelmese, akşamları sokak lambasının ışığıyla ve televizyonun ışığıyla ev aydınlanıyor.

Mehmet’in kasım ayında ücretinden 411 lira kesilmiş. Neyin kesintisi diyerek itiraz ettiğini söylüyor: “Şirket maaş dekontunu gösterince, her şey yasal kesintiymiş, onu öğrendim” diyerek başlıyor anlatmaya: “Asgari ücretli için 100 lira, 1000 lira kadar kıymetlidir. Yeri geliyor bu böyle gitmez diyorum. Evdeki çocukları düşününce ya sabır çekiyor, çalışmaya devam ediyorum. İşsizlik almış başını gidiyor, hani bir ay çalışmasam hayatta toparlayamam.”

"İŞTEN ATILIRIM KORKUSUYLA HASTANEYE GİTMEDİM"

Asgari ücretine yapılan zam miktarına gülerek yanıt veriyor: “Asgari ücret yetmez, 3 bin TL de versen yetmez, sen her şeye zam yaparsan yine yetmeyecek.”

Tabii yetmeyince ek iş yapmak zorunda kalıyor, çünkü başka türlü geçinmenin mümkün olmadığını anlatıyor: “İzin günümde inşaat işi varsa gidiyorum, ev taşıma işine gidiyorum. Son bir yılda sadece bir defa çocukları dışarıya götürdüm. Çocuklar çok ısrar edince dayanamadık. Lüks bir şey de değil, tavuk aldık pikniğe gittik. Koca bir yaz geçti dışarı bir defa çıktık. Arkadaşlarım sohbet etmek için çağırıyor. Hesaplıyorum ayda 3 defa gitsem şu kadar eder, boş ver gitme diyorum. Evde oturuyorum.”

Mehmet’in iş güvencesi yok, işten atılma korkusu yaşadığından yıllık izinlerini dahi kullanamamış. “Ha bugün ha yarın işsiz kalabilirim. İş kazası geçirdim, İşten atılırım korkusuyla hastaneye bile gitmedim” diyor.

"İNSANLAR BUNALIMA GİRİYOR!"

Etrafında durumu daha kötü olanların olduğundan bahseden Mehmet “Yeri yurdu olmayanlar var. Geri dönecek köyü olmayanlar var. Yoksulluğun en dibini gördüm. Yeri geldiğinde peynir ekmek yeriz ama birçok aile için bu mümkün değil. Bir eve eskiden 3 maaş giriyordu. Şimdi ikisi işsiz kalmış, o ev tek maaşla nasıl geçinsin? Ekonomi daha kötüye gidiyor. Ben çok zorda kalsam köyüme döner çobanlık yaparım, ama o insan bunu yapamaz” diyor. İntihar vakalarının da bu nedenle arttığını düşündüğünü söyleyen Mehmet, “İnsanlar bunalıma giriyor” diyor.

Mehmet, “Hükümet iki yol çizmiş ya bendensin ya düşmansın. Hakkını aramaya çıksan ya FETÖ damgası ya da PKK damgası yiyorsun. Ama bu zulüm böyle gitmez, bir yerde patlar. Zenginin umurunda mı? Patronlar ülke karışsa uçağına atlar ülkeden gider. Yine olan garibana oluyor” diyor.

Son sözü Mehmet’in eşi söylüyor: “İnsanlar o kadar korkuyor ki, çok baskı var. Ama insanlar ince bir çizgide gibi. Çok öfkeliler.”

"SIKMAKTAN DİŞLERİM KIRILACAK"

Mutfak masrafı denince Mehmet’in eşi giriyor söze: “Fırında yemek yapmıyorum sırf fatura yüksek gelmesin diye. Çocuk okutuyorum. Yaşlı hastam var onun ilaçları var. Elini attığın her şey ateş pahası, yakıyor. Markette vitrinler dolu ama alamıyorsun. Misal kaşar peynir 30 lira, alamıyorum. Zamlar artıkça eşim bana hanım dişleri sık diyor. Şakayla dişlerim kırılacak diyorum (gülüyor).”

Ev işleri dışında kendisinin de para kazanmak için çalıştığını söyleyerek, “Yazma örerim. Bir yazma örmek 10 gün sürer. Ben bunun karşılığında 20 lira alıyorum. O para ile tavuk alıp ailecek yiyoruz. Çocuklarıma çorap alıyorum, elbiselerini alıyorum. Merdiven silerim, 60-70 liraya ev temizliğine giderim. Korka korka gidiyorum acaba camı temizlerken düşer miyim diye ama mecburum. Ramazan’da insanlar sofraya oturur, ben ve eşim sahura kadar temizlik yapmaya giderdik. Sahurda beni eve bırakır o uykusuz yeniden işe gider. Ekstra bir masraf çıkınca da eşten dosttan borç ediniyoruz. Düğün olunca gitmeyebilirsin ama taziyeye gitmek zorundasın, mecbur borç ediniyorsun” diyor.

Bir yandan da çocukların eğitimine harcanan paralar var: “Valla okullar devlet okulu değil, özel okul gibi. Her şeye para istiyorlar. Kitap parası, boya parası, perde parası... Okulun çocuklar için yaptığı hiçbir etkinlik ücretsiz değil. Çocuklar geziye gidecek para, okuma kitabı alınacak para, okuldaki kartuş buzulmuş para istiyorlar. Çocuğuma evde okuması için kitap verilecek, öğretmen kızıma ‘Annen para vermediği için sana kitap vermeyeceğim’ demiş. Her dönem 250 lira istedikleri için kızımı anaokuluna gönderemedim. Gönderdikten sonraki masrafları saymıyorum bile.”

"BEN NEDEN BAŞKA ÜLKEYE EL ATAYIM?"

Görüşmemizde Libya’ya asker gönderilmesini de soruyoruz. Mehmet, “Benim ülkemin durumu ortada, ben başka ülkenin sorununa neden el atayım. Öleceksem kendi toprağım için öleceğim. Irak’tan o kadar petrol aldılar, mazot düşmüyor ki. Hükümet geçenlerde Rusya Devlet Başkanı Putin ile beraber doğal gaz boru hattı açılışı yaptı. Ne oldu doğal gaz düştü mü, hayır. Şimdi doğal gaza zam tartışması var. Bunlar şirketlere yarar, vatandaşa faydası olmaz.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Gülistan Doku geç kalan öğrencilerden para toplayan akademisyeni şikayet etmiş!

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa